Dizilerin ve Filmlerin Toplumdaki Çürümüşlükteki Rolleri

Dizilerin ve Filmlerin Toplumdaki Çürümüşlükteki Rolleri

Eski ve yeni aile dizileri arasındaki farklar, toplum değerlerinde önemli bir yere sahiptir.

Eski aile dizileri , genellikle ahlaki değerlere vurgu yapardı aile birliği ve dayanışma ön plandaydı. Bu diziler, izleyicilere güzel örnekler sunarak toplum değerlerini güçlendirir ve birlikte yaşamı, komşuluk kültürünü aile kavramını pekiştirirdi.

Ancak zamanla dizilerin içeriği ve temaları değişti ve günümüzdeki bazı dizilerde, sabah programlarında  ahlaki değerlerin sorgulandığı ve toplumsal çürümenin teşvik edildiği temalar daha fazla öne çıkarıldı.

Özellikle aldatma, şiddet, mafya gibi negatif unsurlar içeren diziler, programlar izleyicilerin algısını etkileyerek toplumda çürümeye çanak tutuyor…

Bu tür içerikler, genç kuşakları olumsuz etkileyebildiği gibi toplumdaki ahlaki değerlerin zayıflamasında büyük bir rolü olabilir.

Dizi ve filmlerin toplum üzerindeki etkisi büyük çünkü izleyici, ekrandaki karakterler ve olaylar aracılığıyla birçok şeyi öğrenir ve içselleştirir.

Bu nedenle, medya ve eğlence sektörünün sorumlulukları vardır. İyi yazılmış, karakterler sağlam yapımlar toplumu olumlu yönde etkiler diye ancak yozlaşmış içerikler toplumsal değerlerin zayıflamasına neden olur.

Eski aile dizileri genellikle ahlaki değerlere vurgu yapar, toplumsal normları güçlendirmesiyle bilinirlerdi.

Örneğin eski bir dizi olacak ama…

“Perihan Abla”

Türk televizyon tarihinde iz bırakan ve sevilen bir dizi olarak bilinir.

Dizi, başrollerini Perran Kutman ve Şevket Altuğ’un paylaştığı, mahallenin renkli karakterlerini ve özellikle Perihan ablanın etrafında gelişen olayları konu alırdı.

Perihan abla mahallenin her şeyine yetişen, merhametli ve sevgi dolu bir abla olarak izleyicilerin kalbinde taht kurmuştu.

Dizideki Şevket Altuğ’un canlandırdığı Şakir karakteri ise Perihan ablaya  duyduğu saf aşk ile diziye biraz romantiktiklik serpiştirilmişti.  Mahallenin sıcak atmosferi, günlük yaşamın içinden alınmış komik ve dokunaklı hikayelerle birleşerek izleyicilere unutulmaz anlar yaşatırdı. “Perihan Abla”, sadece aşkı değil, aynı zamanda mahalle sakinleri arasındaki samimi ilişkileri ve Perihan’ın abla figürüyle öne çıkan güçlü karakterini vurgulayarak seyirciyi ekrana bağlamış bir yapımdı.

Bizimkiler

Bizimkiler,”  1989-2002 yılları arasında yayınlanan ve aile yaşamını merkezine alan Türk televizyon tarihinde unutulmaz bir yere sahip olan farklı sosyal sınıflardan gelen insanların bir arada yaşadığı bir apartman dairesindeki günlük yaşamlarını konu alan ve aile değerlerini ön plana çıkaran. bir başka güzel diziydi

Dizide verilen ana konu, aile bağları, komşuluk ilişkileri ve dayanışma gibi temalar dizi boyunca ön plandaydı günlük yaşamın içinden alınmış hikayelerle rolünün hakkını veren karakterle izleyiciye aile değerlerini, dayanışmayı ve komşuluk ilişkilerinin ne kadar kıymetli olduğu mesajını verirdi.

İkinci Bahar;

İkinci Bahar adlı dizi, Samatya’da bir kebapçı dükkanı işleten Ali Haydar (Şener Şen)
ve Antep Sofrası’nda çalışmaya başlayan Hanım (Türkan Şoray ) arasındaki sevgi öyküsünü anlatır.

Ali Haydar, eşinin ölümünden sonra kızlarını büyütmüş ve yetiştirmiştir. Nazik, sevecen ve dürüst bir adamdır. 

Hanım ise gururlu, inatçı ancak duygusal bir kadındır. İkili arasındaki ilişki, zıt karakterlerinin çatışmasına ve birbirlerine olan duygusal bağlılıklarına odaklanır. Dizi, aile değerleri, sevgi ve fedakarlık gibi temaları işlerken Samatya’nın renkli atmosferini ve Antep mutfağının lezzetlerini de izleyiciye sunardı.

Süper Baba

“Süper Baba,” Türk televizyon tarihinde unutulmaz bir yere sahip olan ve aile bağlarını ön plana çıkaran bir başka diziydi.

“Süper Baba,” 1993-1997 yılları arasında yayınlanan ve Şevket Altuğ’un unutulmaz performansıyla izleyicilerin kalbinde taht kuran bir diziydi.

Dizinin konusu, bir babanın çocuklarına duyduğu sevgi ve fedakarlığın altını çizerdi.
Aile bağları, sevgi, dürüstlük ve sorumluluk gibi temalar dizi boyunca öne çıkardı.

Ancak, günümüzdeki televizyon dizileriyle karşılaştırıldığında “Süper Baba” gibi aile değerlerini vurgulayan yapımların yerini, aile değerlerinin göz ardı edildiği ve yozlaşmış içeriklerin öne çıktığı diziler almıştır.

Sonuç olarak, Eski Geleneksel Türk dizileri, genellikle aile değerleri, sadakat, sevgi gibi temaları işlerken eski dizilerdeki karakterlerin dürüst güvenilir olmalarının aksine, günümüzdeki çoğu dizilerde bu değerlerin yerini genellikle dramatik olaylar, entrikalar ve aşırı mafyavari, şiddet dizi ve filmleri almış durumda. Karakterler genellikle daha karmaşık ve gri tonlara sahip karanlık kişiler, bunlar yanlış rol modelleri sunabilir.

Bu potansiyeller izleyicilerde şiddet, kıskançlık ve ahlaki çöküntü gibi negatif etkiler bırakabilir.
Bu gerçekçilikten uzak senaryolarla seyirciyi tatmin etmeye çalışıyorlar.

Bu durum, Türk televizyon endüstrisinin ticari reyting kaygıları sebebiyle kalite ve orijinallikten uzaklaşmasıyla açıklanabilir.

Sabah programlarının içeriğindeki küfürlü dil ve kötü örnekler, geniş bir izleyici kitlesine sahip olan bu programların toplum üzerindeki etkisi oldukça derin.

Tiktok gibi sosyal medya platformlarıyla benzer bir şekilde, sabah programları da toplumsal çürümeyi etkileme potansiyeline sahiptir.

Bu programlarda yer alan küfürlü dil, genç izleyicilere kötü bir örnek oluşturabilir ve toplumda saygıyı zayıflatabilir.
Bu programlardaki gereksiz ve kalitesiz , polemikler ve olumsuz örnekler, izleyicilere olumsuz davranışları normalleştirme mesajı da verir.

Bu programların içeriği izleyici kitlesinin çeşitliliği düşünüldüğün de programlardaki bu tür içerik ve dengesiz davranışlar toplumda yaygınlaşmasının olumsuz sonuçları olabilir.

Sonuç olarak, sabah programlarının içeriğindeki küfür ve kötü örnekler genç nesiller üzerinde nasıl kötü sonuçlar bıraktığına daha küçücük çocukların bile okul ve sokaktaki konuşma diline nasıl yansıdığına fazlasıyla şahit oluyoruz.

Bu bağlamda, medya sektörü, toplumun refahı ve değerleri üzerinde etkili bir role sahiptir ve bu rolü dikkatlice ele almalıdır.

Eğitim sisteminin, medyanın bu konuda etkili olabilmesi için iletişim becerilerini güçlendiren programlar, olumlu davranışları destekleyen film, dizi ve programlar oluşturulması önemlidir.

Artık televizyonlarda mafyavari, şiddet, kimin eli kimin cebinde belli olmayan toplum ahlakını bozan dizileri değil, eğitici, öğretici, erdemli insanlar yetiştirmeyi amaçlayan dizi, film ve programlar izlemek istiyoruz. …

 

Editör:Nigar KAYA

Yorumlar (3)

    • 11/02/2024

    Yazınızı okudum ve gerçekten başarılı buldum. Günümüz dizilerinin vasat oluşlarını eleştiren bir izleyici olarak, gerçeklerimizi çok iyi yansıtmışsınız tebriklr Bu film ve özellikle sabah programları gibi leş yayınların ietkisini belirtmeniz önemli ve bu konuların altını çizmeniz güzel bir farkındalık yaratmak için önemli ve güzel bir adım olnuş 👏👏👏

    • 11/02/2024

    Yıldız Hanım çok teşekkür ederim beğeniniz için 🧚‍♀️

  1. Yıldız Tek Gamlı
    • 11/02/2024

    Havin kalemine sağlık Gerçekten günümüzde neden televizyon izlemediğimin tercümanı olmuşsun. Teşekkürler...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Havin EZO

Elazığ doğumluyum Amerika'da yaşıyorum. Sanat tasarım eğitimimi Sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadım, ancak şu anda sosyal medya yöneticiliği yapıyorum. Aynı zamanda çeşitli resim çalışmaları gerçekleştiriyorum, sanat alanındaki tutkumu ve yeteneklerimi geliştirmeye devam ediyorum." yazı yazmaktan büyük keyif alıyorum.