KARA TAVUK VE KIZIL TÜYLÜ KÖPEK

KARA TAVUK VE KIZIL TÜYLÜ KÖPEK

KARA TAVUK VE KIZIL TÜYLÜ KÖPEK

“Hayat masalları üretir, masallar hayatı şekillendirir”

Dedikoduyu çok seven kümes ahalisi, kursaklarını iyice kırık buğday ve darı ile doldurduktan sonra, gölgede dinlenmeye çekilmişler.

Gel keyfim gel yaparken Kızıl Horoz ;

Uzun süredir hiçbir tehlike yaşamadıklarından bahsederek, aslında çok yakın dostları olan, yıllardır kendilerini, civcivlerini, yumurtalarını, yaşadıkları kümesi ve çiftliği koruyan Karabaş’ın sıkıcı birisi olduğunu onun yerine yeni bir ‘koruyucu’ bulmaları gerektiğini söylemiş.

Öyle ya; değişimde hayır, bereket, renk vardır !

Kara Tavuk;
“Çitin etrafında gezinen çok güzel kızıl tüyleri ve iri gözleri,büyük kuyruğu olan başka bir köpek gördüğünü,bu sevimli köpeğin kendilerini daha iyi koruyacağına inandığını “ belirtmiş

Kızıl Horoz ve tavuklar sevinç çığlıkları atmışlar hep birlikte, civcivler bile katılmış bu şenliğe.

Genellikle kümese yakın yerlerde gezinen Karabaş’ı çağırmışlar ve kendisinden artık sıkıldıklarını ve yerine kara tavuğun bahsettiği kırmızı kürklü, koca gözlü ve kuyruklu köpeği ‘koruyucu’ olarak işe alacaklarını söylemişler.

Karabaş hayretle ;

“Aman ha ,o köpek değil o bir tilki
Ne sizi ,ne de çiftliği koruyamaz,benden korktuğu için çitlerden içeri geçemiyor” demiş.

Kara Tavuk “Yalan söylüyorsun, çok sevimli biri, beni her gördüğünde gülerek başını sallayıp beni selamlıyor ” demiş.

Tilki’yi köpek sanan tavukların cehaleti ve nankörlüğü karşısında hayal kırıklığına uğrayan Karabaş, kümesin yakınındaki kulübesinden ayrılıp, çiftliği de terk etmiş.

Çok ‘demokratik’ bir lider olan Kızıl Horoz, oylama yapmayı ve tilkiyi yeni koruyucuları olarak seçmeyi önermiş tüm kümes ahalisine.

Kümesin en yaşlısı olan, gözleri az gören Sarı Tavuk: Arkadaşlar içinizde en yaşlısı benim. Ninemden, dedemden, annemden, babamdan çok dinledim. Sizin Kırmızı Tüylü Köpek dediğiniz aslında köpek değil tilkidir, Karabaş doğruyu söyledi, tilki bizi korumaz, aksine civcivlerimizi, yumurtalarımızı, bizi, kümesimizi talan eder.” Dese de topluluğun oylarıyla Tilki’yi koruyucu olarak seçmişler.

Sevinç çığlıklarıyla çitin yanına kadar gidip Kırmızı Tüylü Köpeğe ‘kendisini koruyucu olarak seçtiklerini’ bildirmişler ve demişler ki ;

“Ne diyorsun bu duruma Kırmızı Tüylü Köpek kabul ediyor musun teklifimizi .?!

Tilki demiş ki ;
“Vallahi ne desem bilemedim Sevgili Kardeşlerim öyle sevindim ki fedakârlık yapıp sizinle aynı kümeste yaşayacağım.

Tilki’yi kümese ‘müdür’ olarak atayan cahil horoz ve tavukların sırtı asla yere gelmez, çünkü usul usul telef olurlar.

CAHİL TOPLUMUN KÖR BAKIŞI VE KÜMES HİKAYESİ

Öykü, yukarda anlatıldığı gibi bir kümesin hikayesiyle başlıyor.

Kümes, sakin ve huzurlu günler geçiren tavuklar ve horozlardan oluşuyor.

Ancak, bu sakinlik ve huzurun ardında, kümesin kendini koruyucusu Karabaş’ın gözünden kaçmayan bir tehlike yavaş yavaş büyümeye başlıyor toplumdaki cehalet ve tehlikeyi görememe gibi  Karabaş, uzun yıllardır kümesi koruyan sadık bir köpek.

Ancak, tavuklar ve horozlar, kendi bilgi ve zekalarına güvenerek, Karabaş’ın korumasını yetersiz bulmaya başlıyorlar. Bu, aslında toplumda da böyledir. Bozuk bir toplum ezberletilmiş despot cehaletin ve kibirin bir yansımasıdır.

İnsanlar, kendi bildiklerine ve gördüklerine dayanarak, çevrelerindeki gerçek tehlikeleri görememe eğilimindedirler.İşte bu noktada, kümes ahalisi Karabaş’ı değiştirmeye karar verirler.

Ancak, yerine seçtikleri koruyucu, aslında bir düşmanın kılığına bürünmüş bir tilkidir. Tilki, kurnazlığıyla kümes ahalisini kandırır ve onların güvenini kazanır.

Bu durum, toplumdaki cehaletin ve tehlikeyi görememenin bir sonucudur.

İnsanlar, kendi bilgilerine ve yanlış inançlarına dayanarak, gerçekleri görmekten uzaklaşırlar.

Sarı Tavuk’un uyarılarına rağmen, kümes ahalisi tilkiyi ‘güvenilir ‘ zanneder ve ona güvenir.

Bu, toplumdaki cehaletin ve gönüllü körlüğün bir sonucudur. İnsanlar, gerçekleri görmek yerine, kendi arzularına ve yanlış inançlarına göre hareket ederler.

Bu durum, toplumun ilerlemesini engeller ve tehlikelere karşı savunmasız hale getirir. Bu öykü, toplumdaki cehalet ve tehlikeyi görememe sorununu vurgulamaktadır.

İnsanlar, kendi kibirleri ve yanlış inançları yüzünden, gerçekleri görmekten uzaklaşırlar ve bu da onları büyük tehlikelere açık hale getirir. Ancak, bu durumun üstesinden gelmenin tek yolu, eğitim ve bilgidir.

Bilinçli bir toplum, gerçekleri görebilir ve doğru kararlar alabilir.

Bu nedenle, toplumdaki cehaletle mücadele etmek ve gerçekleri görmek için çaba harcamak önemlidir.

Cehalet virüsü bir nesli etkiler ve tez zamanda tedavi edilmezse, genetik olarak bir sonraki nesle aktarılır ve yeni nesil tilkiyi, Kırmızı Tüylü Köpek sanmaya başlar.

Cehalet; şeytanın dinidir.

Cahili şeytana kul eyleyen; aklıyla değil kursağıyla hareket etmesidir.

İşte o akılsızlık; kümese dadanan tilkiyi ‘mümin’ zannetmektir!

SÖZÜN ÖZÜ ;

Akılsız tavukların yaptığı hatanın bedelini tüm kümes sakinleri öder!

Havin EZO 

Baş Editör: Elif ÜNAL YILDIZ 

Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?

NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR?

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Havin EZO

Elazığ doğumluyum Amerika'da yaşıyorum. Sanat tasarım eğitimimi Sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadım, ancak şu anda sosyal medya yöneticiliği yapıyorum. Aynı zamanda çeşitli resim çalışmaları gerçekleştiriyorum, sanat alanındaki tutkumu ve yeteneklerimi geliştirmeye devam ediyorum." yazı yazmaktan büyük keyif alıyorum.