SİLAH İTTİFAKI NATO
- Yazar: ZAFER DEĞİRMENCİ
- 13 Temmuz 2026
- 21 kez okundu
SİLAH İTTİFAKI NATO
“NATO” denilince biraz yakın tarih bilgisi olan herkes bilir ki, yaşanacak olası bir dünya savaşını engellemek için kurulmuş bir organizasyondur. Diğer yandan 1949 yılında yani soğuk savaşın başlangıcında Sovyet tehdidini engellemek amacıyla bir zat ABD tarafından organize edilmiş bir örgütte diye biliriz. NATO kendini barışı koruyan bir ittifak olarak tanımlıyor. Peki, gerçekten öyle mi? NATO’nun geçmişine baktığımızda barışı mı koruyor, yoksa yaptığı askeri müdahalelerle misyonuna uymayan ülkelere sırt mı dönüyor? Amacı sadece barışı sağlamaksa bu silahlanma yarışı ve savunma bütçeleri neden sürekli büyüyor, diplomasi yerine neden silahlanma konuşuluyor yapılan zirvelerde? Şimdi isterseniz NATO’nun dünya sahnesine yaptığı tartışmalı operasyonlara bir göz atalım. Bunlardan en önemli üç tanesi şu şekilde;
- Kosova / Sırbistan 1999
Bu, NATO tarihindeki en tartışmalı askerî harekâttır. Yaklaşık 78 gün süren bombardımanda köprüler, elektrik santralleri, fabrikalar, televizyon binası ve diğer altyapılar vuruldu. Operasyonun BM Güvenlik Konseyi yetkisi olmadan yapılması uluslararası hukuk açısından yoğun şekilde tartışıldı. Ayrıca savaş esnasında NATO güçlerine sığınan yüzlerce Kosovalıyı Sırp askerlerine teslim eden Hollandalı NATO güçlerini de unutmamak gerekiyor.
- Afganistan (2001–2021)
NATO’nun en uzun operasyonu olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. Barış adı altında ABD’nin askeri olarak binlerce sivilin ölümüne yol açmışlardır. Bu nedenden çok sayıda insan hakları kuruluşu rapor yayınlamışlardır.
- Libya (2011)
NATO, sivilleri koruma amacıyla müdahale ettiğini açıkladı. Ancak daha sonra birçok akademisyen, siyasetçi ve uluslararası gözlemci operasyonun fiilen rejim değişikliğine dönüştüğünü ve bunun Libya’da uzun süreli istikrarsızlığa katkıda bulunduğunu savundu. Bu tamamen yine ABD çıkarına olacak olan Libya’nın rejim değişikliğine çanak tutmaktı.
Yakın tarihte İsrail, Filistin’i bombalarken, masumlar katledilirken, dünyanın barış garantörü NATO’dan yine ses seda yoktu. ABD ve İsrail İran’da çocuk, kadın, erkek demeden bombalarla can kayıpları yaşatırken yine bu uluslararası terör örgütleri dediğim NATO, BM, DSÖ, AB gibi kurumlar sağır ve dilsizi oynadılar. Tüm bu verilere bakarak sormak istiyorum. Bunlar kimin barışından bahsediyor ve bu nasıl bir barıştır ki, gittiği yerlere yıkım ve ölüm götürüyor?
Ankara 7/ 8 Temmuz da NATO’nun 32 üyesine ev sahipliği yaptı. Yıllardır halkın dile getirdiği temizlik, alt yapı gibi sorunlar bir anda yapılıverdi. Ankara boyandı ve göze hitap etmeyen bölgeler kapatıldı. İstanbul’da durum daha vahimdi. Yakın zamanda Gazze’ye destek için yürüyüş düzenlenen ve kapatılan köprülere ABD bayrak renkleri yansıtıldı. Yani gece kurtla beraber koyunları katledip, gündüz çobanla beraber ağladırlar. Olası protestoları engellemek için zirveden önce olası kişilere şafak operasyonları yaparak gözaltına aldılar. Dünyayı kan gölüne çeviren bir pedofili sapığı korumak için olağan üstü geniş güvenlik önlemleri kapsamında hayatı felç eden uygulamalara maruz kaldı bu halk. Ankara’da barış konuşuldu, dünyaya daha fazla silah önerildi. Savunma ve silah bütçeleri arttırıldı. Elbette her devlet güvenliğini sağlamak ister, fakat burada soru şu;
Dünya gerçekten güvenli hale mi geliyor, yoksa daha fazla silah mı üretiyor?
Üretilen bu silahlar muhtemelen “demokrasi götürüyoruz” dedikleri ama katliamdan başka bir şey yapmayıp, doğal kaynaklarını sömürecekleri ülkelere karşı kullanılacak ve yine tüm dünya sağır dilsizi oynayacak.
Zafer Değirmenci
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

NATO silahsızlanma değil kaynakları olan güçsüz devletleri sömürerek yok etme örgütüdür. Ankara buna çanak tutarak hepimizi utandırmıştır.
Herkes yapacağı şerrin üstüne kapatmak için bir sebep yaratır. Siz bu sebebi ifşa etmişsiniz. Yüreğinize sağlık