BAKIR VE KALAY

BAKIR VE KALAY

BAKIR ve KALAY

BAKIR

Bakır, Cu sembolü ve 29 atom numarasıyla periyodik tabloda yer alır.

  • Kimyasal sembolü: Cu

  • Yoğunluğu: 8,93 g/cm³

  • Ergime noktası: 1083 santigrat derece

  • Kaynama noktası: 2300 santigrat derece

Bakır doğada saf hâlde bulunabilen metallerdendir. Geri dönüştürüldüğünde orijinal hâlini %95 korur.

Ülkemizde bakır madeni rezervleri ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindedir.

  • Artvin – Murgul

  • Kastamonu – Küre ve Hanönü

  • Rize – Çayeli

  • Elazığ – Maden ve Ergani

  • Siirt – Madenköy

  • Giresun

  • Çanakkale

  • Sivas’ta da çıkarılmaktadır.

M.Ö. 8000’li yıllardan beri savaş araç gereçleri, kap kacak, takı malzemesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde elektriği geçirdiği için elektrik tellerinde, kablolarda, otomotiv sanayiinde, inşaatta kullanılmaktadır. Mutfak araç gereci olarak geniş kullanım alanı vardır. %100 geri dönüştürülebilir olması ile “sonsuz metal” unvanını almıştır. Kalay ile bakır karışımından bronz, çinko ile karıştırılarak pirinç elde edilir. Göçebe yaşamda dayanıklı ve kolay bulunabilir olması nedeniyle mutfak araç gereci olarak tercih edilmiştir. Kazan, tencere, ibrik, su tası, maşrapa, sahan, kapaklı saklama kapları, bakraç, çingil, sini, tava, leğen bunlardan en çok kullanılanlarıdır.

Takı ve süs eşyası olarak da kullanılmıştır. Bileklik ve pazubend takmanın ağrılara iyi geldiğine inanılır.

Yerleşik yaşamda evlerde ve lokanta, restoran sektöründe bakır kaplar önemli yer tutar. Sunumlarda, yemek pişirmede; çay semaveri, kahve cezvesi olarak tercih edilir. Bakır kullanımı azaldıkça kanser hastalığının, unutkanlığın arttığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Bu kapların günlük olarak kullanılması tavsiye edilmektedir.

Dünyanın her yerinde turistlerin ilgisini eski çarşılar çeker. Bakır ürünler en çok satılanlar arasındadır. Bakır ustalarının işlemesi sırasında, han duvarlarında çekiç sesleri yankılanır. Gün boyu binlerce kez vuruşla nokta nokta işlenir bakır ürünler. En göz alıcı hâliyle raflarda alıcısını bekler.

KALAY

Kalay, sembolü Sn, atom numarası 50, gümüş gibi gri renkli, aşınmaya dirençli yumuşak metaldir. Kolay işlenebilir ve oksitlenmeme özelliği sayesinde antik çağlardan beri kullanılmıştır. Bronz üretiminde ve metallerin, özellikle bakır kapların kaplanmasında kullanılmaktadır.

  • Fiziksel yapısı: Çok yumuşak, oda sıcaklığında bıçakla kesilebilir.

  • Erime noktası: 232 santigrat derece erime noktasına sahiptir.

  • Periyodik tabloda karbon grubunda, atom ağırlığı yaklaşık 118,6 birimdir.

Başlıca Kullanım Alanları

  • Teneke kaplamada, paslanmayı önlemede.

  • Lehimleme, elektrik tesisatında, elektronik devrede, metalleri birbirine tutturmak için.

  • Bronz üretimi, bakır-kalay karışımından elde edilir.

  • Diş sağlığı, diş macunlarında kalay-florür bileşikleri çürükleri önleyici olarak.

Kalay alaşımlarının kullanım alanı oldukça geniştir.

Bakır ve Kalay’ın Dansı

Bakır kaplar zamanla parlaklığını kaybeder, nemle, aşınmayla yeşillenir, oksitlenir. Bu paslı doku zehirlenmeye neden olur. Böyle durumlarda bakır kaplar tuz, limon, sirkeyle ovularak temizlenir. Bazen bu da yetmez, kalaylatmak gerekir. Bakırcılar çarşısında mutlaka kalaycılar da bulunur. Köylerde, mahalle aralarında ateş yakarak kap kalaylayan kalaycılar da vardır. Gün boyu ateşin başında paslı kapları kalayla parlatır dururlar. Kalaycılık, kaybolmakta olan mesleklerden biridir. Bu zor ve meşakkatli işi yapan ustalar kolay yetişmez, onlara da çırak bulunmaz. Bakır kaplar kalayla parladıkça ömürleri uzar. İki üç yılda bir kalaylatmak gerekir. Bakır madeni ve kalay metali birbiriyle usta ellerde buluşur. Raflarda gümüş renkli bakır kaplar arzı-endam eder.

Lüks restoranlarda bakır kaplarda yapılan, sunumu yapılan yemeklerin tadı da görüntüsü de bir başkadır. Değerine değer katar. Üstüne içilen cezvede pişen kahvenin tadını ne verebilir? Ya semaver çayları; keyfi dünyalara değer.

Bakır ve Kalay’ın yolculuğunu kaleme aldım; bir fincan kahve eşliğinde keyifle okunsun efendim.

 

Elife Türkeş

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

https://fisildayankalemler.org/koy-okullari/

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    Bakır ve kalayın günlük yaşama yeniden daha çok girmesi dileklerimle…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Çocukluğumda çok haşır neşir olduğum bakar ve kalay hakkında kapsamlı bir yaxı okudum. Tebrikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elife Türkeş

Elife Türkeş, 1966 yılında Mersin’in Silifke ilçesinde bir yörük obasında doğdu. İlkokulu Kabasakallı Köyü’nde, ortaokulu Silifke Atatürk Ortaokulu’nda okudu. Açık liseden sonra Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Mühendis bir erkek evlat annesidir. Ailesini ve Yörük yaşamını konu alan "Melik Kızı" romanı ile köy yaşamını anlattığı "Lavanta Kokusu Sultan" adında bir öykü kitabı bulunmaktadır. Dört farklı antoloji çalışmasında öyküleriyle yer almıştır. Şiir ve şarkı sözleri de yazmaktadır. Halen Mersin’de yaşamını sürdüren yazarımız Tema Vakfı gönüllüsü olarak çevreci etkinliklerde yer almaktadır.