İnsan Türü
- Yazar: Doğan KARAAĞAÇ
- 19 Temmuz 2026
- 10 kez okundu
İNSAN TÜRÜ
İnsan Türü İlerlerken Kendisi ile Beraber Tüm Canlıların da Sonunu Hazırlıyor
İnsan türü doğa ile uyumunu bozmaya başladığında insanlaşma yoluna girmiş oldu. Doğa ile uyumlu iken zararsız bir canlıydı. Doğanın hiç bir şeyine müdahale etmiyordu. Yaptığı bütün iş doğaya tutunma idi. Bunun için de doğada hazır olanı toplayarak, avlayarak, sulardan içerek ve doğal barınaklarda barınarak bir yaşam sürdürdü. Ancak o yaşam biçimi ile o zamanki insansılara insan denemezdi. Tıpkı diğer tüm canlılar gibi doğa ile uyumlu yaşayan canlılar aleminin davranış ve yaşam özelliklerini sergileyen türlerden bir tür idi.
Ne zamanki düşünmeyi ve düşüncede soyutlama yapmayı bir düşünsel beceri olarak öğrendi işte tam o zaman doğadaki yer ve konumu, duruş ve varlığı farklı bir hal aldı.
Bu öğrenme bir beceriyi ifade ediyordu : Üretim becerisi.
Üretim becerisi doğa ile uyumlu insan türünün uyumunun tam olarak son bulması olmasa bile radikal bir şekilde uyumun bozulması anlamına geliyordu. İnsan türünün doğa ile uyumundaki bu köklü değişiklik edindiği bilişsel becerinin doğrudan bir sonucuydu. Zira insan düşünme yeteneğini, düşünürken soyutlama yapma becerisini, üretme yeteneğini ve hepsinden daha da önemlisi üretirken iş ve güç birliği yapma becerisini geliştirmeyi başaran tek canlı türü oldu.
Bu edinim; yeteneklerine ve becerilerine toplamda bilişsel beceri diyoruz. Bilişsel becerinin kökü ve kökeni ; düşünebilmektir ve bu yetenek sayesinde ortaya çıkan bilgi halidir. Basit bilgi ile başlayan insan türünün bilişsel beceri yolculuğu, üretim yaptıkça gelişmiş, pratik faaliyetlerle yeni yeni tecrübi bilgiler de edinerek kat be kat artmaya başlamıştır.
Türümüzün yaşam yolculuğunu şöyle ifade etmek yararlı olabilir ;
İhtiyaçların dayattığı zorunluluk, düşünmeyi…
Düşünme, bilişsel becerileri…
Bilişsel beceriler, üretim yapma becerisini…
Üretim faaliyeti de yeni tecrübi bilgiler edinmeyi…. doğurmuştur.
İşte bu aşamada doğa ile uyumun bozulması ve doğaya insan türünün müdahalesi başlamıştı. Hayvanların tutsak edilip insan hizmetine sokulması, canlı doğaya karşı geliştirilen müdahalenin ilk büyük adımlarındandır. Akabinde toprağa ekim yapma ve biçme yeteneğinin edinilmesi de doğaya müdahalenin ilk büyük pratik adımı olarak gelişmiştir. Bu üretme ve müdahale etme gücü ve yeteneğinin ortaya çıkması esas olarak son on beş bin yıllık sürecin işi ve eylemidir.
Gezegenin yaşı ve canlı türlerin gelişim tarihinin uzunluğu dikkate alındığında son on beş bin yıllık zaman dilimi pek de önemli bir zaman aralığı olarak görülmeyebilir. Ki zamana tümel baktığımızda doğrusu on beş bin yıl çok kısa bir dönemi ifade eder. Ancak ne var ki son on beş bin yılda türümüzün bilişsel becerilerindeki dallanma ve budaklanma, derinleşme ve yaygınlaşma tüm canlılar tarihini kapsayan üç milyar yıla varan zaman dilimindeki ilerleyişten kat be kat fazla bir dönüşüm ve değişime yol açan zaman dilimidir.
Türümüzün ilerleyişin temelinde bilgi – üretim ve üretim- bilgi döngüsü olduğunun altını çizdikten sonra ileri gidişte manivela rolü oynayan olgulara işaret etmek gerekir: Bu olgular buluş ve icatlardır. Her yeni buluş, her yeni teknik icat türün yaşamını hızlandıran, yaşamı kolaylaştıran birer manivela olmuştur. En basitinden bir örnekle ; künt bir taşla av avlama ve avını etkisizleştirme ile sivriltilmiş ya da keskin hale getirilmiş bir taşla avını etkisizleştirme farklı şeylerdir. Birincisi zordur ve başarısızlığı barındırabilirken ikincisi ile bu hem mümkün hem de daha kolaydır.
Keskinleştirilmiş taşlarla donanmış bir avcı kümesi demek daha az zamanda daha fazla et ve yiyecek demektir. Bu da açlıktan daha az insanın ölmesi olurken daha fazla insanın yaşamı demektir.
Teknik bilgi ve teknolojik araç ve gereçler artıkça ve çeşitlenip bollaştıkça yaşama imkanları daha fazlalaşmış ve daha iyi yaşam olanakları ortaya çıkmıştır. Bu kesinlikle doğru bir çıkarsamadır. Lakin tam da bu tarihsel toplumsal pratik yolculukta bilgi- teknik ve teknolojik bolluk ve gelişme insanı kendi mezarını kazmaya götüren gelişmedir. İnsan türü buluş ve icatlar sayesinde bunca hızlı ilerleyişin sahibi olurken aynı şekilde artık bundan böyle aynı olgular ( icat ve buluşlar ) sayesinde yaşama imkanını kaybetme ( kendisi ile beraber tüm canlı türlerin de yok olması) gerçeği ile karşılaşmak üzeredir. Doğayla uyumu bozmaktan, doğaya ve yasalarına müdahaleye geçen insan türünün gelişim çizgisi şimdilerde kendi türünü ve tüm türleri yıkımın ve yok oluşun girdabına sokmuş bulunuyor.
Türümüzün kimya, fizik, matematik, biyoloji ve mühendislik alanlarında ulaştığı düzey ve derinlik; doğanın – gezegenimizin yasalarına ve döngüsüne büyük müdahaleler edebilme imkanı sağlarken bu imkan büyük yıkımın da yolunu açmaktadır. Bu yıkım gücü ve imkanı nasıl tezahür etmekte ve şimdiden ne tür sonuçları gözümüze sokmaktadır ?
Bir projeksiyon çekerek bu durumu anlamaya çalışalım ;
Devam edecek…
18 Temmuz 2026
Doğan Karaağaç
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

insan insan olursa öğrenebilir miyiz geleceği kurtarmayı….