ÖZLEM

ÖZLEM

ÖZLEM

Sokaklarda büyüdük bizler. Sokaklarda top oynadık, ip atladık. Yerden yüksek, yakan top ve daha neler neler. Şimdilerde bakıyorum çocuklara. Evlerinde bilgisayarlarının başında tek başlarına oturmayı sosyalleşmek sanıyorlar. Üzülüyorum.

Bizler sokaklarda oynayan, soluk soluğa koşuşan çocuklardık. En büyük etkinliklerimizden biri de pikniğe gitmekti. Parklarda, bahçelerde piknik yapardık. Annelerimiz asma yapraklarından sarmalar yapardı. Mercimek köfteleri, patates salataları, kısırlar, bisküvili pastalar… Velhasıl piknik günleri büyük keyif, büyük eğlence olurdu. Kimse kimseyi yargılamazdı. Kimin evinde ne var ise onu hazırlar, getirirdi. Bir şeyi olmayanda ayrılmazdı. Çünkü eskiden olanın olmayana borcu vardı. Komşuda pişen bize de düşerdi.

Ya şimdi? Herkesin her şeyi olmak zorunda. Olmayan ise zaten bir kenarda ayrı duruyor. Nerede kaldı o eski dostluklar? Nerede kaldı o eski komşuluklar? Hoşgörü, anlayış, nezaket, duyarlılık nerede kaldı?

Medeniyet diyoruz ve ne yazık yalnızlaşıyoruz. Bencilleşiyoruz. Komşularımızı tanımaz, arkadaşlarımızı aramaz olduk. Anlayış derseniz; sadece kendimize gerekirse hatırlar olduk. Ne yazık pek çoğumuz EMPATİ ne demek unuttuk. Arkadaşlık, dostluk, komşuluk ne demek unuttuk.

Sokaklara çocuklarımızı salamaz olduk. Tanımayınca konu komşuyu, çok görünce bir selamı sabahı kendimize yabancılaştık. Ne yazık duyarsızlaştık. Oysa bana dokunmayan bin yaşasın dememeliydi insan. Bugün komşuna dokunan elbet yarın da sana dokunacaktı. 

Özgürlük sandık belki kendimize kalmayı ama yanıldık. Bakın şimdi evlerimizde hapis kaldık. Sokaklarda oynayamaz oldu çocuklarımız. Bir komşu çayı içemez olduk. 

Yalnızlaştık. Kimsesizleştik. Kimsenin kimseye ne iyi niyeti kaldı ne de tahammülü. Herkes her şeyi kendisine hak görür oldu. Oysa bir taraftan da kimsenin hiçbir şeye hakkı olmadığını düşünürken. Tezatlar içerisinde sıkışmış bir hayatın insanları olduk istemeden.

Ve evet, özlüyorum arkadaşlarımla sokaklarda ip atladığım zamanları. Özlüyorum gazoz kapakları ile oynadığım günleri. Komşu annelerimizin ellerimize salçalı ekmek tutuşturup acıkmışsındır ye şunu deyişlerini. Özlüyorum çünkü şimdilerde çocuklarımıza kimseden bir şey almamasını tavsiye eder olduk. Biliyorum haklıyız. Çünkü kimseyi tanımıyoruz. Ama özlüyorum işte. Geçmişteki o konfor alanımızı özlüyorum. Çocukluğumun arkadaşlarını özlüyorum. Herkesin herkesi tanıdığı, kolladığı, anladığı zamanları özlüyorum.

Ayşe Ulaş

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Ölebilirim

Yorumlar (3)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    çocuğun komşuya emanet edilebildiği, kapıların kilitlenmediği, herkesin birbirini tanıdığı, yardımlaştığı günleri ben de özlüyorum. insan aynı insan nasıl bu kadar kötü olabildik?

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Eskiden anneler çocuklarına ” Geç oldu artık eve gel ” diye seslendirdi. Şimdi de odasından çıksın insan içine karışsın diye bekliyor.

  3. Ebru Zeynep Disiacik dedi ki:

    Bizim kuşakların özlemle andığı zamanlar. Sanırım hepimiz özlüyoruz. Kaleminize sağlık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayşe ULAŞ

Balıkesir ili Erdek ilçesinde dünyaya gelen 1978 doğumlu Ayşe ULAŞ, ilk ve orta öğrenimini Bandırma’da tamamladı. Bandırma Şehit Mehmet Gönenç Lisesinden mezun oldu. Trakya Üniversitesi’nde yüksek öğrenimine Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik programında başladı. Sonrasında Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sosyal Hizmetler ve Sosyoloji ön lisans programlarını bitirdi. Eğitim hayatına Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet ve Sosyoloji lisans programları ile devam etti. Yüksek Lisansını Sosyoloji alanında yaptı. Eğitimin ömür boyu olduğuna inanan yazar Psikoloji lisans ve Sosyoloji Doktora eğitimi almaktadır. Şiir, öykü, çocuk hikayeleri ve akademik kitapları bulunmaktadır. Yazar çeşitli derleme projelerinde de yer almıştır. Yazar danışmanlığı, editörlük ve redaktörlük yapan yazar İstanbul'da ikamet etmektedir. İki çocuk annesidir.