Yapay Zeka Ve Edebiyat

Yapay Zeka Ve Edebiyat

Kelimelerin Geleceğinde İnsan Dokunuşu


Edebiyat, insanın ruhuyla harmanlanmış en eski ve en güçlü anlatım biçimlerinden biridir. Yüzlerce yıl önce Homeros’un dizelerinde yankılanan destanlar, Shakespeare’in tirajlarında şekillenen insanlık halleri, Orhan Pamuk’un cümlelerinde İstanbul’un sisli sokaklarına karışan hikayelerdir. Her biri, yazarının iç dünyasından damıtılarak doğmuştur. Peki ya bugün? Bugün edebiyat sahnesinde yeni bir oyuncu başrole yerleşmek üzere: Yapay zeka.


Yapay zeka, kelimeleri öğreniyor, dizeleri yan yana diziyor, hatta kurgular yaratıyor; isterseniz resmi isterseniz şiirsel bir dil yakalayabiliyor. Asıl olarak odak noktamız şudur: Bir makine bir insan gibi yazabilir mi? Algoritmaların ortaya koyduğu iyi bir simülasyon, ruhun fısıltılarını bastırabilir mi? İşte modern edebiyatın karşısında duran büyük soru bu…

Peki ya makine, ruhsuz Mudur?

Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey filmindeki HAL 9000’i hatırlayın. Soğukkanlı bir zeka, duygusuz ama kesin kararlar alan bir yapay bilinç fakat sonra Her filmindeki Samantha’yı düşünelim: Bir yapay zeka ama aşık oluyor, kırılıyor, şarkılar besteliyor, varoluşunu sorguluyor. Edebiyatın geleceği de bu iki uç arasında gidip gelmektedir. Bir yanda tamamen mekanik, hissiz bir yazarlık duruyorken diğer yanda insana özgü duyguları taklit eden ve belki de bir gün gerçekten hissedebileceğini iddia eden bir zeka ile karşı karşıyayız.

Bugün, ChatGPT’den Midjourney’ye kadar birçok yapay zekâ, sanatsal üretimin sınırlarını zorlamaktadır. 2021’de bir yapay zeka, kısa bir roman yazdı ve bir edebiyat yarışmasına katıldı. Son yıllarda bazı yayınevleri, tamamen yapay zeka tarafından üretilmiş kitapları basmaya başladı. Ancak yine de edebiyat dünyasında hala bir müphem var: Sanatın gerçekliği tam olarak nedir? Gerçek sanat, sadece insanın dokunuşuyla mı var olabilir?

Bir roman, sadece kelimelerden mi ibarettir?

İyi bir roman, sadece yan yana dizilmiş cümlelerden ibaret değildir. Sefiller’i düşünelim: Hugo, yalnızca bir hikaye anlatmadı, devrimlerin ortasında kalmış insan ruhunu da aktardı ki ruhun aktarıcılığını yapmak epey zor bir iştir.

Tutunamayanlar’da ise Oğuz Atay, yalnızca kelimelerle değil, kelimelerin arasındaki boşluklarla konuştu, insan bilincinin akışını bir çırpıda anlattı. Harry Potter yalnızca sihirli bir dünyayı anlatmakla kalmadı; bir neslin hayal gücünü şekillendirip ikonik bir hal aldı.

Bir yapay zeka, teknik olarak bir hikaye oluşturabilir, mantıklı karakterler yaratabilir hatta belki de kusursuz bir dil kullanabilir ancak yazılan satırların arkasında yatan duygu, yaşanmışlıkları da beraberinde gerektirir. Bir şiirin son mısrasındaki o buruk tebessümü, bir romanın finalindeki iç çekişi, makine gerçekten hissedebilir mi ya da hissedebilecek mi?

Edebiyatın Geleceği: İnsan ve Yapay Zekanın Birlikteliği

Belki de en olası senaryo, insan ve yapay zekanın ortak çalışması olacaktır. Tıpkı bir ressamın fırçasını seçmesi gibi, bir yazar da yapay zekayı bir araç olarak kullanmalıdır. Yazma sürecinde ilham almak, hikayeleri kurgulamak, yaratıcı engelleri aşmak gibi… Yine de o eserin ruhuna can üfleyen insan olacaktır.

Matrix’te Morpheus’un Neo’ya söylediği gibi: “Gerçek nedir? Gerçek, hissettiğimiz, kokladığımız, tattığımız, gördüğümüz şeylerden ibaretse, o zaman gerçek beynimizde yorumladığımız elektrik sinyallerinden başka bir şey değildir.” Eğer yapay zeka da bir gün bu sinyalleri üretebilir ve gerçekten hissedebilirse edebiyatın geleceğinde onun da bir yeri olabilecektir.

Şimdilik sayfalar arasına iliştirilen el yazısı notlar, bir şiirin içindeki o küçük gözyaşı izi, bir yazarın sabaha karşı yazdığı ve sonra belki de hiç yayımlamadığı satırlar… Bunlar hala insana ait… İnsanla, insanca, edebiyatla kalın!

Çağla Demirbilek

Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal Yıldız

Bu yazının bütünü yazarına aittir.

Bir önceki yazımı okudunuz mu?

Instagram 

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çağla Demirbilek

Ben Çağla Demirbilek. 21 Ağustos 2000 tarihinde İstanbul’da doğdum; aslen İstanbulluyum. Üç yaşımdan beri Kırklareli/Lüleburgaz’da yaşıyorum. Anaokulu, ilkokul ve ortaokul eğitimimi Lüleburgaz’da tamamladım. Lise eğitimimi yine Lüleburgaz’da Kepirtepe Anadolu Lisesi’nde aldım. ​Lisans eğitimimi Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde; mezun olduktan sonra pedagojik formasyon eğitimimi Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde ve yine aynı dönemde TÖMER( Yabancılara Türkçe Dil Öğretimi) eğitimimi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde tamamladım. Akabinde ağustos dönemi lisansüstü başvurularında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı yüksek lisans eğitimime başladım halen yüksek lisans eğitimime devam etmekteyim ve tez dönemi süreci içerisindeyim. ​2023 yılından bu yana Kırklareli/Lüleburgaz Özel Akım Anadolu Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Öğretmenliğim süresince yaparak ve yaşayarak eğitim bilimine dair birçok şeyi deneyimleme fırsatım oldu. 26 Eylül Türk Dil Bayramı için öğrencilerimle beraber çektiğimiz kutlama videosu çok beğenildi ve ardından okul yönetimim aracılığıyla Lüleburgaz Belediyesi’nin bu yıl içerisinde, meslekler bazında çekilecek olan Cumhuriyet Bayramı videosunda görev aldım. Yine kurumum kapsamında birçok sunu ve etkinlikte görev alma fırsatım oldu. ​Tüm bunların yanında geçtiğimiz nisan ayında yüksek lisans hocamın öncülüğünde ve üniversiteden arkadaşlarımızın da dahiliyle kolektif bir eser ortaya çıkardık. Bu eserde masal, destan, efsane gibi geçmişten bu yana halkın içerisine nüfuz etmiş sözlü kültür ürünlerini modern türlerle ve anlatımlarla harmanlamaya çalıştık. Bu kitapta küçük bir ekibim vardı ve ilk kitap çalışmam olmasının yanısıra aynı zamanda editör yardımcılığı üstlendiğim ilk eser de oldu. Bu eserden önce ise sembolizm ve psikanaliz temelli bir filmin analizini yapıp Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde lisans üçüncü sınıflara ders anlatma olanağım olmuştu. Eserden sonra ise lisans hocalarımdan Ege Üniversitesi’nde ‘Sınıfta Mezun Var’ adlı online söyleşi etkinliği için davet aldım. ​Gezmeyi, görmeyi, yeni lezzetler deneyimlemeyi çok severim. Sinema, müzeler, antik kentler, ilk basım eserler ilgi odağımdır. Kış döneminde spor yapmayı, her daim öğrenmeyi ve mücadeleci olmayı severim.