İyi Olmak ve İyiyi Oynamak

İyi Olmak ve İyiyi Oynamak

İyi Olmak ve İyiyi Oynamak 

İnsanların en çok karıştırdığı şeylerden biri, iyi olmak ile iyi görünmeye çalışmak arasındaki farktır. İlk bakışta ikisi aynı gibi görünür. Çünkü her ikisinde de güzel sözler, yardım davranışları ve olumlu tavırlar vardır. Ancak biraz yakından bakıldığında, iyi olmak ile iyiyi oynamak arasında derin bir uçurum olduğu görülür.

İyi olmak, insanın karakterine yerleşmiş bir özelliktir. Kimse görmese de doğru olanı yapabilmektir. Karşılık beklemeden yardım edebilmektir. Alkışlanmadığında da dürüst kalabilmektir. İyiyi oynamak ise çoğu zaman insanların gözündeki imajı korumak veya yükseltmek için sergilenen bir davranıştır. Burada amaç iyilik yapmak değil, iyi biri olarak görünmektir.
Bir düşünelim: Yaşlı bir insanın poşetlerini taşıyan iki kişi olsun. Birinci kişi bunu gerçekten yardımcı olmak için yapar. Kimsenin görüp görmediği umurunda değildir. İkinci kişi ise yardım ederken çevresine bakar, birilerinin onu izlemesini ister. Hatta fırsat bulursa bu anı fotoğraflayıp paylaşır. Dışarıdan bakıldığında ikisi de aynı davranışı yapmıştır. Ancak niyetleri farklıdır. Birincisi iyi olmaya çalışırken, ikincisi iyiyi oynamaktadır.

Hırsızlıktan zengin olmuş, kul hakkı yiyerek bir yerlere gelmiş insanlara bakın. Haram parasının bir kısmını gösteriş için veya vicdan rahatlatmak için hayır işlerine ayırdığını düşünün. Bu da iyiyi oynamaktır. Toplumda bu tip insanlar da çok vardır. İyiyi oynarlar. Gerçek niyetlerini Allah(cv) bilir.

Tarih boyunca insanlar iyilikten çok, iyilik görüntüsüne önem veren kişilerle karşılaşmıştır. Çünkü iyi görünmek, gerçekten iyi olmaktan daha kolaydır. Dürüst görünmek, dürüst olmaktan; merhametli görünmek, merhametli olmaktan daha az emek ister. İnsan bazen bir saat boyunca başkalarının yanında nazik davranabilir. Fakat gerçek karakter, kimsenin olmadığı yerde ortaya çıkar.

Günümüzde sosyal medya bu ayrımı daha da görünür hale getirmiştir. Bir yardım kampanyasına destek veren insanların bir kısmı gerçekten yardım etmek isterken, bazıları yalnızca takdir görmek için bunu yapmaktadır. Elbette yapılan yardımın faydası küçümsenemez. Ancak iyiliğin değeri yalnızca sonuçta değil, niyette de gizlidir. Çünkü iyilik, gösteri sahnesine çıktığında bazen özünü kaybetmeye başlar. Yardımların reklam ile yapıldığını bile bu gözler depremde gördü. Televizyonlarda canlı yayınlarda gördü. Parti, şirket, şahıs isimlerinin boy boy yardım kutularında büyük puntolarla yaralanmış halkın gözüne sokulduğunu maalesef seyrettik, gördük, duyduk. Kazanma kuşağında kaybetmek budur. Ben birine yardım edilirken şunu düşünürüm. Asıl yardıma muhtaç sensin ki Allah(cc) seni vesile kılıyor ki sana yardım ettirmek istiyor. Yoksa dünya malının zerre bir hükmü yok. Sen verince malın temizleniyor ötelerde.

Bir öğretmeni düşünelim. Öğrencilerine karşı sabırlı ve anlayışlı davranıyordur. Eğer bunu yalnızca müdürün gözü önünde yapıyor, kimse yokken öğrencileri küçümsüyorsa, burada iyiyi oynayan bir insan vardır. Fakat her koşulda adil davranıyorsa, öğrencilerinin başarısıyla gerçekten ilgileniyorsa, işte o zaman iyi bir insan olmaya yaklaşmıştır.

İyi olmak çoğu zaman zordur. Çünkü fedakârlık ister. Bazen hakkını savunurken bile saygılı kalmayı gerektirir. Bazen kimsenin teşekkür etmeyeceğini bile bile yardım etmeyi gerektirir. Bazen de haksızlığa uğradığında intikam yerine adaleti tercih etmeyi gerektirir. İyiyi oynamak ise çoğu zaman kolaydır. Birkaç güzel söz, birkaç etkileyici paylaşım ve iyi bir görüntü oluşturmak yeterli olabilir. Ancak zaman, ikisi arasındaki farkı mutlaka ortaya çıkarır. Çünkü rol yapmak yorucudur. İnsan sürekli maske taşıyamaz. Gün gelir, gerçek karakter görünür olur.

İçten gelen iyilik, gösterişe ihtiyaç duymaz. Sessizdir ama kalıcıdır. Tohum gibi toprağa düşer; hemen fark edilmez fakat zamanla meyve verir.

Mevlânâ’nın şu sözü bu durumu güzel anlatır: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” İnsanlar kusursuz olmak zorunda değildir. Hepimiz hata yaparız. Asıl önemli olan, kusurlarımızı gizlemek için iyilik maskesi takmak yerine, gerçekten daha iyi bir insan olmaya çalışmaktır.

Sonuç olarak iyi olmak, bir rol değil bir yolculuktur. İnsan her gün biraz daha dürüst, biraz daha merhametli, biraz daha adil olmaya çalışabilir. İyiyi oynamak ise yalnızca bir görüntüdür ve görüntüler zamanla silinir. Fakat gerçek iyilik, insanların hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam eder. Çünkü insanlar çoğu zaman söylenen sözleri unuturlar, yapılan gösterileri de unuturlar; fakat içten gelen iyiliğin bıraktığı izi kolay kolay unutmazlar.

Çevrenizde kimsenin görmediği sadece Allah’ın(cc) gördüğünü bildiğiniz yerde iyiliklere devam ediyorsanız, niyetiniz güzelse siz iyi bir insansınız. Elinizdeki çöpü doğayı korumak yerine çevrenizdekiler görsün diye elinizde tutuyorsanız siz iki yüzlüsünüz. İyi olmak herkese nasip olmaz. Allah(cc) hepimizi iyilerden eylesin. İyilik, iyidir. Hayra giden her yol hayır olduğu gibi, şerre giden her yol da şerdir.

 

Metin Özdemir

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Aslan Babam

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    Yüreğimizin iyilikle dolması dileğimle hocam…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Konuyu öyle güzel ifade etmişsiniz ki bize sadece tebrik etmek düşüyor. Kaleminiz daim olsun Hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Metin ÖZDEMİR

METİN ÖZDEMİR 1979 yılında Bursa'da doğdum. İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2002'de mezun oldum.Evli ve bir çocuk babasıyım. Eğitime ve kitaplara olan aşkım hiç bitmeyecek. Elimden geldiğince topluma örnek olmayı amaçlıyorum.