İNSANIN KADERİ NE ZAMAN BAŞLAR.

İNSANIN KADERİ NE ZAMAN BAŞLAR.

İNSANIN KADERİ NE ZAMAN BAŞLAR?

Bir insanın kaderi ne zaman başlar, hiç düşündün mü?

Doğduğu an mı yazılır her şey, yoksa ilk hayal kırıklığında mı şekil değiştirir hayat?

Ben uzun süre kaderin, alnımıza kazınmış silinmez bir yazı olduğuna inandım. Çünkü yaşadıklarım, sanki benden habersiz verilmiş kararların sonucu gibiydi. Gidişler, kalışlar, kırılışlar… Hepsi önceden planlanmış bir oyunun sahneleri gibi.

Ama sonra şunu fark ettim:

Aynı acıyı yaşayan iki insan, aynı hayatı yaşamıyordu.

Biri yarasını kanatmayı seçerken, diğeri kabuk bağlamasına izin veriyordu. İşte o an içimde bir soru doğdu; eğer kader her şeyi belirliyorsa, neden aynı geçmiş farklı gelecekler doğuruyordu?

Belki de kader, sadece önümüze konulan ihtimallerdi.

Ve biz…
O ihtimallerden hangisini büyüteceğimize karar verenlerdik.

Geçmiş, içimizde iz bırakan bir yankıydı. Susturamadığımız, bazen gecenin en sessiz anında kulağımıza fısıldayan bir hatıra… Ama yankı olmak, hüküm olmak demek değildi. Çünkü her yankı, yeni bir sesle bastırılabilirdi.

Ben geçmişimden kaçamadım.
Ama onun beni tanımlamasına izin vermemeyi öğrendim.

Bir gün aynaya baktım ve kendime şunu sordum:

“Sen gerçekten yaşadıklarının sonucu musun, yoksa yaşamak istediklerinin başlangıcı mı?”

 

Cevap kolay değildi: Çünkü insan bazen acısına tutunmayı seçer; tanıdıktır,  bildiği tek şey odur. Ama iyileşmek; cesaret ister. Yeniden başlamak; irade ister.

İşte o gün anladım:

Kader, bize verilen hikâyedir.
Ama nasıl anlatılacağı… bizim kalemimizdedir.

Belki bazı şeyleri değiştiremeyiz.
Kimlerin hayatımıza gireceğini, hangi acının kapımızı çalacağını seçemeyiz.

Ama o kapıyı ne kadar açık tutacağımıza biz karar veririz. İçeri girenle kalmayı mı seçeceğiz, yoksa uğurlamayı mı? İşte orada başlar irade.

Gelecek…
Geçmişin gölgesi olabilir, evet.
Ama gölgeler, ışık yön değiştirince yerini kaybeder.

Ve biz, o ışığı çevirebilecek kadar güçlüyüz.

Ben artık ne tamamen kadere inanıyorum ne de sadece iradeye.
Çünkü hayat, ikisinin arasında kurulan ince bir köprü.

Kader yolları çizer,
Ama yürüyen biziz.

Ve bazen…
Yön değiştirmek için sadece bir adım yeter.

Ben o adımı attığımda, aslında hayatımın yönünü de seçtim.
Önce içimdeki kabuğu kırdım…
İçinden çıkan bir inciydim; kırıldıkça değerini anlayan.

Sonra öğrendim; geçmişe takılı kalmadan da insan geleceğine yön verebilir.

Ben bunu yaparken geçmişimden dersler aldım…
Çünkü geleceğim ancak o derslerle şekil bulabilirdi.

Maalesef insan, istemese de gözünü açtığı yerde kaderin yükünü de omuzlar.
Bu yüzden kimseye umut bağlamamayı öğrendim.
Çünkü umut… bazen kalbimizi en acımasız yere teslim etmektir.

Ama sonra şunu fark ettim:
Her şeyi kadere bırakmak, çoğu zaman kendi gücümüzden vazgeçmektir.
Oysa bize akıl verilmişti…
Doğruyu yanlıştan ayırmak, irademizle yol almak için.

Kader bazen bir yol çizer,
Ama o yolda nasıl yürüyeceğimizi seçmek bizim elimizde…

Bu yüzden hatalarımdan kaçmadım.
Onlardan ders aldım ki  aynı acılar, geleceğime yeniden yazılmasın diye…

Aylin Altın

Editör: Yıldız Tek Gamlı

Yeni yazılarımı heyecanla bekleyin!

 

 

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 24/06/2026

    kader; seçenekler arasından en iyi seçtiğimizi sanmaktır...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir