Tatile Çıkıyoruz
- Yazar: Elife Türkeş
- 29 Temmuz 2026
- 42 kez okundu
TATİLE ÇIKIYORUZ!
Okulların kapanmasına az kaldı. Bir yıl boyunca bu günü bekledi tüm aile. Valizler hazırlandı, gezi planı yapıldı. Her yıl gittikleri yazlığı sıkıcı buldular. Birçok seçenek vardı önlerinde…
Beklenen gün geldi karneler alındı. Başarılı geçen bir yılı takdir teşekkür belgeleriyle taçlandırdı çocuklar. Baba, yıllık iznini ailesiyle birlikte geçirebilmek için bu günlere denk getirdi. Anne de öyle. Bir yılın yorgunluğu atılacaktı hep birlikte.
Ama planda olmayan ihtimaller vardı. Aile büyükleri hısım akraba ziyaretleri, memlekette onları bekleyen kardeşler…
Sabah aile kahvaltı sofrasında toplandı. Keyifle sohbet edildi. Son kontroller yapıldı. Hepsi kendi sorumluluğunun farkındaydı. Valizler tastamam hazır, evde bütün önlemler alındı, tekrar tekrar gözden geçirildi.
-
Ocağı doğalgazı kapattı mı?
-
Fişler çekildi mi?
-
Su vanası kapalı mı?
-
Kapılar, pencereler iyice kapandı mı?
-
Çiçekler sulandı mı?
-
İlaçlar, kimlikler, güneş gözlükleri, güneş kremi alındı mı? Hepsi tastamam yerinde.
Az sonra eşyalar arabaya yerleştirildi. Yakın komşularla vedalaşıldı. Ortak alınan kararla büyük bir otelde açık büfe yiyecekler, havuz, aquapark, her türlü imkânın olduğu sorunsuz bir tatil rezervasyonu yapılmıştı.
Yola çıktıklarında güneş yükselmiş, ortalık iyice ısınmıştı. Yol boyunca akrabalar, arkadaşlar ile telefon konuşması yapıldı.
Yazlıktaki komşular daha geceden gelmiş, yerleşmişlerdi.
Sahiller kalabalık, deniz suyu ısınmış, insanlar kendince tatilin, denizin, güneşin tadını çıkarıyordu. Yer sofrasında peynir, ekmek, karpuz yiyen de vardı, bir restoranda kebap, lahmacun yiyen de.
Tatil demek; sabah erken kalkma zorunluluğu olmadan doya doya uyumak, rahatça kahvaltı yapmak, keyif alınan şeyleri yapmak değil miydi? Ne yediğinin, ne giydiğinin ne önemi vardı.
Bizim aile sahil boyunca yol aldı. Otele varmaları akşamı buldu. Resepsiyondan kalacakları odanın kartlarını aldılar. Arabadaki eşyalarla birlikte odalarının yolunu tuttular. Asansörler inip çıkıyor, katlar arasında mekik dokuyordu. Odaları kısmen havuzu, kısmen de dağları görüyordu. Klimalar hep açık, odaları serindi.
Çocuklar kendi odalarına yerleşir yerleşmez Wi-Fi’ye bağlandılar. Tatil yaptıkları yeri arkadaşlarıyla paylaştılar. Akşam oldu, açık büfeden akşam yemeği aldılar, keyifle yediler. Havuz açık, keyfini çıkaran çoktu. Otelin ihtişamı görülmeye değerdi. Oldukça kalabalık ve her imkan vardı. Yol yorgunu ailemiz erken girdi yatağa, sabah aquaparkın tadını çıkarma hayaliyle…
Geceden karın ağrısıyla uyandılar. Hepsinde mide bulantısı, kusma, ateş belirtisi vardı. Acil otel yönetimi arandı, onlar ambulansı aradı. Aile acilde mideleri yıkanmış halde sabahladı. Yedikleri bir şey dokunmuştu. Otelde onlardan başka insanlar da aynı durumda acildeydiler.
Gün doğarken taburcu olup otele geri döndüler. Çekinerek de olsa kahvaltı yaptılar. Ya yine aynı şeyler olursa, off düşüncesi bile kötüydü. Anne daha temkinliydi: “Yediklerimize dikkat edelim, hava sıcak, yiyecekler çabuk bozulabiliyor.”
Baba daha rahat davranıyor: “Belki de yolculuk sırasında üşüttünüz midenizi,” diyordu.
“Hiçbir şey güzel bir tatil yapmamıza engel olamaz,” dedi çocuklar. Aquapark onları bekliyordu, doyasıya eğlendiler. Yeni arkadaşlar ile tanıştılar. Anne baba denizde yüzmeyi tercih etti. Bol bol güneşlendiler. Sabahları ormanlık alanda yürüyüşler yaptılar.
Her şey yolunda, güzel günler geçerken aldıkları bir haberle gündemleri değişti. Aile büyüklerinden biri hastalanmış, durumu ağırdı. Apar topar hazırlanıp yola çıktılar. Yol boyunca: “Ya öldüyse, ya yetişemezsek…” Akıllarda bin bir ihtimal, keşkelerle yola devam ettiler. “Keşke önce onları ziyaret etseydik. Otel tatil kaçmıyor ya.”
Anne hep eşini sakinleştirdi: “Arabayı dikkatli kullanmak gerekiyor. Acelenin sonu iyi değil.”
Neyse ki hastanede durumlar iyiydi. Tüm kardeşler, akrabalar toplanmış onları bekliyordu. Nine, yaşlılığa bağlı bir rahatsızlık yaşamıştı, durumu iyiydi. Taburcu oldular, evlerinin yolunu tuttular. İki gün içinde onlarca kilometre yol, hastane olayı da cabasıydı. Köylerinde birkaç gün geçirdiler. Aile büyükleri, akrabalarla bolca özlem giderdiler. Tadına doyum olmaz sohbetler ettiler. Geçmiş güzel anılar yad edildi. Burada her şey yolundaydı.
Yarım kalan otel rezervasyonu yerine yazlıklarına gitmeye karar verdiler. Hem evlerini hem komşularını göreceklerdi. Hepsinin ortak fikri, iyi ki köylerine gelmişler, akrabalarla birkaç güzel gün geçirmişlerdi. Aile büyüklerini sağ salim görmek daha güzeldi. Sabah erken kalktılar. Aile büyüklerinden helallik alındı, veda edildi tüm akrabalara. Onları da evlerine, yazlıklarına davet ettiler. Yazlığa doğru yola çıktılar.
Yazlıkta komşularla birlikte edilen sohbetlerin tadını çıkardılar. Yapılan yemekler, pasta, börekler paylaşıldı. Kameriyede semaver çayları içildi. Çocuklar arkadaşlarını özlemişler, birlikte denizde vakit geçirmişlerdi. Sakin sokaklarda rahatça bisiklete bindiler. Evin bahçesindeki ağaçların bakımı yapıldı. Çimler sulandı, yeni çiçekler ekildi. Seneye yine gelme kararı alındı. Yazlık sitenin, sahilin, komşuların sıcaklığı lüks otellerde yoktu. Burada olsun, köylerinde olsun kocaman bir aile gibilerdir.
Evde yaptıkları plan değişikliğe uğrasa da her şey dahil otel, köy, yazlık hepsi bir arada ya döndü. Aksiyon dolu bir tatil geçirdiler. Herkes bu durumdan memnun, mutlu döndü evine. Bazen plan yapmak yerine akışta olmak, daha mı güzel olur? Hayat sürprizlerle dolu, güzel tesadüflere rast gelmemiz dileğiyle…

Elife Türkeş
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

evde kalanların canı çıksın 🙂 🙂 🙂
Keyfiniz bol olsun.