HIZIR

HIZIR

     HIZIR

      Çantasını sırtına yüklenip sokaklarda şifa dağıtmaya ne zaman başladığını o da hatırlamıyordu. Her gün yorulmadan, sıkılmadan yaptığı iyilikler elbet bir gün son bulacaktı, biliyordu. Yine de kendini umut dağıtmaktan alıkoyamıyordu.

       Bitmek bilmeyen bir gece, nihayet sabaha kavuşunca yollara düştü. Bugün nereye gideceğini henüz bilmiyordu.  Hoş bir koku ya da birkaç kuş cıvıltısı yol gösterir umuduyla şehrin sokaklarına daldı. Sokak satıcılarının sesleri arasından ilerlerken peşine takılan sarman günün ilk nasibini aldı. Ardı arkası kesilmeyen iyilikler başladı, bugün de. Karşıya geçmekte zorlanan yaşlı adam, açık unutulan umumi çeşme sonra da topu yola fırlayan yaramaz ufaklık… Tek bir ismi yoktu. Kimine göre şehrin Hızır annesi, yengesi, ablası… Birçok ismi vardı.

       Çarşı bugün her zamankinden çok daha kalabalıktı. Turistlere rehberlik etti, kaybolan çocuğu karakola bıraktı, kavga edenleri ayırdı… Daha günü yarılamadan ne çok kişi sebeplendi Hızır’lığından… Kendi için yaptığı alışverişi daha tamamlayamamıştı ki dedikodunun en köpüklü anına denk geldi. Duymazlıktan gelerek yoluna devam etmek istedi. Kimsenin işine de sözüne de karışmayı sevmezdi. Tam uzaklaşırken kolundan tutan bir tanıdığın ikram ettiği bir bardak çaydı bugünün mükafatı. Kısa bir sohbetle ferahladı, dinlendi: “Senden bir tane daha yoktur bu dünyada, ne iyi insansın…” Övgüleri nazikçe geri çevirdi. “Ben sadece basit bir insanım.” demekle yetindi.

       İnsanın olduğu yerde her hal mevcut. Sadece kötülük değil, güzellik de beraberinde gelirdi. İkram edilen bir bardak çayda, yabancı birinin cenazesinde ağlarken ya da bir çocuğun başını okşarken bir anlığına herkes iyi insandır. Sadece o anda kalabilsek dünya cennet olacak ama kısa sürüyor bu hal. Hızır sandıkları ise o anda daha uzun süre kalabildi sadece.

       Akşam güneşi yeni yeni yüzünü gösterirken son durağı eczaneydi. Ona bakan hüzünlü bakışları hafif bir tebessümle göğüsledikten sonra “Bir ay oldu bile. Şifa bulmaya geldim.” dedi. Eczaneden çıkarken ise kimsenin görmesini istemediği bir poşet dolusu ilacı çantasına tepiştiriyordu.  

       Devrilen saksılar, serili olduğu ipten yere düşen beyaz çamaşır, parasız yolcuyla paylaşılan son bilet… Günü kendince güzel tamamlamanın huzuru yüzüne yansıdı. Evlerin kapıları bir bir kilitlendi. Her insanın da gönlünde uykuya dalınca kapanan bir kapısı var. Koca şehirde sadece bir Hızır, bir insan ya da bir kadın adına ne derseniz açık bıraktı bu gece de gönül kapısını…

Asude Sungur Hergüllü

Dörtİz

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

ÇATI KATI GECESİ 

 

Yorumlar (3)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    hızır gibi yetişen insanlara teşekkürlerimizle… harika bir yazı…

    1. Anonim dedi ki:

      Teşekkür ederim

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Hayatımızda Hızır’ ların artması dileğiyle kaleminize, yüreğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Asude Sungur Hergüllü

Asude Sungur HERGÜLLÜ İzmir’de doğdum ve büyüdüm. Kamu Yönetimi mezuniyetimin ardından uzun süre özel sektörde çalıştım. Evli ve bir çocuk annesiyim. Benim için yazmak, yeni dünyalar kurmak ve kurduğum dünyaları insanlarla paylaşmanın en güzel yolu. 2022’de Derinlerdeki Işık kitabında bir, 2025’te ise Gizli Kalan Şeyler kitabında sekiz öyküm yayımlandı. Son bir yıldır Dokuzda9 gazetesinde her ay düzenli olarak öykülerimi yazmayı sürdürüyorum. @gizli_kalanseyler (Instagram hesabı) https://www.kitapyurdu.com/kitap/gizli-kalan-seyler/731072.html?srsltid=AfmBOoqpj9PHdL1oSWWHhuk-q0OmGYbRSpc11V_O8ftdBbIVcxbj--vK https://www.dr.com.tr/kitap/gizli-kalan-seyler/edebiyat/roman/turk-romani/urunno=0002190180001?srsltid=AfmBOoruVHgtO9xypFrsED8Be9SFgUnZ0GSHEN32l9HJArSlvg4gBA8B https://www.dokuzda9.com/yazi/asude-sungur-hergullu/seker-iddiasi/176/