Her Zamanki Gibi

Her Zamanki Gibi

HER ZAMANKİ GİBİ

Kasabanın tek çiçekçisiydi. Dükkânı küçük ama her mevsim mis gibi kokardı. Raflarda güller, karanfiller, papatyalar… Kimisi doğum günü için alınırdı, kimisi bir özrün yerine geçerdi, kimisi de hiç söylenemeyen duyguların sessiz tercümanı olurdu.

Her pazartesi sabahı, dükkânı açmadan birkaç dakika önce aynı adam gelirdi. Kapının önünde bekler, kepenk tamamen açılmadan içeri girmezdi. Elinde hiçbir zaman not olmazdı.

“Her zamanki gibi.”

Çiçekçi kadın hangi çiçeği istediğini ezbere bilirdi. Bir demet beyaz papatya hazırlardı. Adam çiçekleri büyük bir özenle alır, cebinden parasını çıkarıp tezgâha bırakır, teşekkür eder ve sessizce çıkardı. Nereye gittiğini hiç söylemezdi. Çiçekçi de hiç sormazdı. Bazı insanların sessizliğine merak değil, saygı yakışırdı.

Bu böyle tam üç yıl sürdü.

Yağmur yağdı, kar yağdı, bayramlar geçti. Adam bir tek pazartesini bile aksatmadı.

Bir sabah gelmedi.

Çiçekçi, “Herhâlde işi çıktı.” diye düşündü.

Ertesi hafta da gelmedi.

Sonraki hafta da…

Çiçekçi merak etti ama arayıp soracağı biri yoktu. Adını bile bilmiyordu. Her pazartesi kapı açıldığında istemsizce başını kaldırdı. Gelen hiç o olmadı.

Aylar geçti.

Bir sonbahar sabahı kapı yeniden açıldı. İçeri orta yaşlı bir kadın girdi. Dükkânın içinde yavaşça dolaştı. Sonra tezgâhtaki beyaz papatyalara uzun uzun baktı.

“Eşim hep buradan alırdı.” dedi.

Çiçekçi bir an durdu. Sonra başını salladı.

“Her pazartesi.”

Kadın hafifçe gülümsedi.

“Onları bana getirmezdi. Kızımızın mezarına bırakırdı. Ben hiç gidemedim. O, üç yıl boyunca tek bir pazartesiyi bile aksatmadı.”

Bir süre ikisi de sustu.

Dükkândaki sessizliği yalnızca duvardaki saatin tıkırtısı bozuyordu.

Kadın derin bir nefes aldı.

“Sonra hastalandı.” dedi. “Son çıktığı gün de yine papatya almaya gidiyorum demişti. Eve dönemedi.”

Çiçekçi hiçbir şey söylemedi. Sessizce en taze papatyaları seçti. Saplarını düzeltti, kâğıda sardı ve uzattı.

Kadın demeti iki eliyle aldı.

“Bugün ilk kez ben götüreceğim.” dedi.

Teşekkür edip çıktı.

Kapı usulca kapandı.

Çiçekçi bir süre kapıya baktı. Sonra tezgâha döndü ama gözü yine istemsizce kapıya kaydı.

Sanki birazdan kapı açılacak, yine içeri girecek ve gülümseyerek aynı iki kelimeyi söyleyecekti kadın.

Her zamanki gibi.”

Ama bazı cümleler, onları söyleyen insan gidince bir daha hiç eskisi gibi duyulmuyor.

 

Filiz Tezerdi

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Sessiz Gün

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    beyaz papatya en sevdiğim çiçektir…

  2. Anonim dedi ki:

    Hiç bir şey göründüğü gibi değilmiş . Kaleminize sağlık Hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Filiz TEZERDİ

Ben Filiz Tezerdi 01.04.1978 İstanbul doğumluyum. İlkokul ve lise yıllarında profesyonel olarak Galatasaray Futbol Klübünde basketbol oynadım. Müzik tutkusu nedeniyle kısa bir dönem radyo DJ liği yaptım. Yazmak konusunda çocukluktan gelen bit alışkanlık var. Yıllarca günlük tuttum bir taşınma sırasında kaybettim sanırım en büyük kaybım. Onları hep bir kitap haline getirmek istemişimdir. Kısa hikaye, öykü ve şiirler yazıyorum.Henüz bir kitabım yok ama bir çok antoloji projelerinde yer aldım. İki çocuk annesiiyim. Özel sektörde satış danışmanı olarak çalışıyorum.