Cüneyt Gökçer:Türk Tiyatrosunun Sessiz Anıtı

Cüneyt Gökçer:Türk Tiyatrosunun Sessiz Anıtı

Cüneyt Gökçer:

Türk Tiyatrosunun Sessiz Anıtı

Türkiye’de sahne sanatlarının gelişim sürecine damga vuran ender isimlerden biri olan Cüneyt Gökçer, yalnızca oyuncu kimliğiyle değil; eğitmenliği, rejisörlüğü ve sanat yöneticiliği ile Türk tiyatrosunun belleğinde silinmez izler bırakmıştır.

Onun sahnede başlattığı sanat yolculuğu, Cumhuriyet’in kültür politikaları ile örtüşen bir ömürlük mücadeleye dönüşmüştür.
1920 yılında Malatya’da doğan Gökçer, lise öğrenimi sırasında Ankara Halkevi Temsil Koluna katılarak tiyatroyla tanışmıştı

Bu ilk adım, onu 1937 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı(1)’na taşımış ve 1942 yılında mezuniyetle sonuçlanmıştır. Aynı yıl öğretmenliğe başlayan Gökçer, bir yandan sahnede rol alırken, bir yandan da sanat eğitimi alanında katkılar sunmuştur.

Cüneyt Gökçer’in adı;

Cüneyt Gökçer’in adı, Türkiye’de tiyatronun kurumsallaşmasıyla özdeşleşmiştir. Ankara Devlet Tiyatrosu(2)’nun açılışı 1 Ekim 1949 tarihinde Köroğlu Destanı ile yapılırken, başrolde sahneye çıkan Gökçer, sadece bir karakteri değil; Türkiye’de modern tiyatronun bayrağını taşımıştır. Bu sembolik an, tiyatromuzun belleğinde bir başlangıç çizgisidir.

1950’li yıllardan itibaren yönetmenlik yapan Gökçer, hem tiyatro hem opera alanında onlarca prodüksiyona imza atmıştır. Richard Strauss’un Salome operasından, Çetin Işıközlü’nün Dudaktan Kalbe eserine kadar farklı ekollerde üretim yapmış; sanatın evrensel diline katkı sunmuştur.

Tiyatro kökenli olmasına rağmen kamera karşısında da başarılı işlere imza atan sanatçı, 1950’li yıllarda Türk sinemasında rol almaya başlamış; Kara Davut, Nilgün ve Balıkçı Güzeli gibi filmlerle dönemin tanınan yüzü hâline gelmiştir. 1967 yılında yayımlanan Yaprak Dökümü dizisinde canlandırdığı Ali Rıza Bey karakteri, Türk televizyon tarihinin unutulmazları arasında yer almıştır.

Cüneyt Gökçer, yalnızca sanat üreticisi değil; aynı zamanda sanatın kurumsal gelişiminde rol oynayan bir yöneticiydi. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevini yürütmüş, Ankara Devlet Konservatuvarı(1)’nda uzun yıllar eğitmenlik yapmış ve Bilkent Üniversitesi(3) Tiyatro Bölümü’nün kuruluşuna katkı sağlamıştır.

Sanat yaşamındaki başarıları

Sanat yaşamındaki başarıları nedeniyle 1981 yılında Devlet Sanatçısı unvanına layık görülen Gökçer, Türkiye dışında da takdir toplamıştır. 1963’te Yunanistan’dan I. George Nişanı, 1970’te İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Commendatore unvanı ve Polonya’dan Kültür Nişanı ile ödüllendirilmiştir.

Cüneyt Gökçer’in özel hayatı da sahneyle iç içe geçmiştir. İlk evliliğini sanatçı Mediha Gökçer ile yapmış, daha sonra ise sanatçı Ayten Gökçer ile evlenmiştir.

23 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da yaşamını yitiren Gökçer, İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Onun ardından kalan yalnızca tiyatro oyunları ya da televizyon yapımları değildir. Aynı zamanda bir sanat ahlakı, bir Cumhuriyet duruşu ve bir sahne dili kalmıştır.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında açılan her sahne perdesi, Gökçer’in emeğini, sesini ve duruşunu taşımaktadır. O, yalnızca bir sanatçı değil; bir nesllin vicdanıdır.
Kaynakça
1.       (1) Ankara Devlet Konservatuvarı Arşivleri
2.       (2) Türkiye Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Yayınları
3.       (3) Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları

 

 

Rahim ÖZ

Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?

SENİNLEYİM

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rahim Öz

Ankara’da yaşamaktadır. İstanbul Üniversitesi Hukuk, Büro Yönetimi ve Sekreterliği Bölümü mezunudur. Yazın ve müzik alanlarında üretim yapan Öz, Birlikte Daha Güçlüyüz adlı kitabın yazarıdır. Metinleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış; söz yazarı, besteci ve sanatçı kimliğiyle çalışmalarını sürdürmektedir.