Bir Şairin Hatıraları
- Yazar: Hüseyin YILDIZ
- 6 Ekim 2026
- 8 kez okundu
BİR ŞAİRİN HATIRALARI
ALTINYAYLA/ DİRMİL
Merhaba sevgili okurlarım;
Bugün sizleri Burdur’un gönül aynası, kültür hazinesi bir ilçesine; sipsinin iniltisiyle, curanın çığlığının Yörük hayatıyla harmanlandığı Altınyayla yani Dirmil’imize doğru bir yolculuğa çıkaracağım.
Burdur il merkezine yaklaşık 125 kilometre uzaklıkta yer alan, 1200 metre rakıma sahip bu ilçe, heybetli dağlarla çevrilidir. Dirmil’in toprağına ayak bastığınızda, etrafınızı saran o kadim Koçaş Dağı’nın vakur ve heybetli duruşu, sizi sanki bir çınar gölgesi gibi kucaklar. Gökyüzüne uzanan bu kucaklayıcı dağlar, beldeye mistik bir hava katarken, rüzgârın sesinde saklı sipsi ezgileriyle içinizi ısıtır. Sanki her bir taş, bu toprağın hamurunda saklı efsanelerin tanığı gibidir.
Bu kadim ilçeyi anlatırken, kalemimden süzülen mısralarla beldemizin ruhunu hissettirmek isterim:
ALTINYAYLAM
Koçaş Dağı’ndan süzülürken yeller,
Dirmil’in bağrında Sipsi sesi gelir.
Yörük otağında kara çadırlar,
Maziden haber verir Altınyaylam.
Ballık’ta dostluk ve muhabbet bitmez,
Çiçeklerinden arılar hiç gitmez,
Seni anlatmaya sayfalar yetmez,
Aklım hep sende kalır Altınyaylam.
Curalar çalar, türkülerin dilde,
Yeşil sahada altın kemer belde.
Mazinin sırrı olan her bir yerde,
Huzur hep sende olur Altınyaylam.
Eşen Çayın şu derelerden akar,
Karanlıkdere’den ovaya geçer.
Balboura zamana hepten not düşer,
Tarih seni iyi bilir Altınyaylam.
Kezban Yenge’nin hikayesi dilde,
Erik dalı çalıyor her bir yerde.
Gökpınar’ın şifadır bin bir derde,
Sevdalar yürek yakar Altınyaylam.
Kalemşah der hep yörüktür buralar,
Kırkpınar’ın da dolaşır çobanlar.
Kıl çadırlarından tütüyor dumanlar,
Yolum hep sana düşer Altınyaylam.
Dirmil’in hatıralarıyla yürürken, bu toprağın hamuruyla yoğrulmuş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Sipsi İcrası Ustası Yasin Akkaya ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, bu kadim coğrafyanın sesini ve nefesini derinlemesine ele aldık. Yasin Akkaya ile sipsi sanatı üzerine gönülden gönüle sohbet ederken söz, bu yöreyle etle tırnak gibi bütünleşmiş efsane hikâyelere ve o hikâyelerin mimarı olan büyük halk ozanlarına geldi.Yasin kardeşim başladı anlatmaya
Dirmil denince, Teke yöresinin müzik mirasını sırtlayan iki dev isim zihinlerde canlanır: Kadir Türen ve Emin Demirayak (Kör Emin).
Bunlardan ilki olan Kadir Türen’le başlayalım dedi ve devam etti.
Hicri 1335, miladi olarak 1916-1917 yıllarına denk gelen o zorlu atmosferde dünyaya gelen Kadir Türen, çocukluk çağında evlerinin yanması ve kardeşlerini kaybetmesi yine ileri yaşlarda eşini bir yangında kaybetmesi ve oğlunun şehit olması gibi büyük acılarla dolu bir hayat yaşamıştır. Bir ozan olması ve dünyaya mâl olması, çocuk yaşlardan itibaren yaşadığı acıların birikiminin neticesidir. Kozaağaçlı Emin Efendi‘nin yeğeni Dirmil’e, Kadir Türen’in kuzenine gelin gelmiştir. Emin Efendi de yeğenini görmek için Dirmil’e gelip giderken Kadir Türen ile bu sayede tanışmışlar ve o seyahatler vesilesiyle Kadir Türen iki telli curaya merak salmıştır. Sonrasında Kozaağaçlı Sarılar’ın Nuri Özyurt ile usta-çırak ilişkisi kuran, atalarından aldığı sözle oynama ustalığını cura ile harmanlayan Türen; uluslararası piyasada yer bulmuş Erik Dalı, Çek Deveci, Kezban Yenge ve Gökte Yıldız Elidir gibi eşsiz eserleri müzik dünyamıza armağan etmiştir. 1988 yılının Temmuz ayında vefat eden Kadir Türen’in kabri Dirmil topraklarındadır. Kadir Türen’ ait olan ve Burdur’a kazandırılan Erik dalı gevrektir ise bu saatten sonra kulaklardan hiç gitmez.
Bu eser ilk başta bu popülerlik öncesinde Dirmil’de ve Burdur’da çalınıyordu.
Eserin ilk başta Ömer Faruk Bostan‘la beraber duyulmasının sebebi, onun babasının memur olması dolayısıyla çocukluk çağlarında bir süre Dirmil’de yaşamış olmasıdır. Ömer Faruk Bostan bu eseri orada öğrenmiş, duymuş ve popüler kültürde insanların duyabileceği hale getirerek güzel bir aranje ile insanlara duyurmuştur.
Ancak eser Bostanın çalışmasında anonim olarak beyan ediliyordu ve aslında anonim olmayan bu eser Kadir Türen’e aitti. Kadir Türen’e ait olduğunun 1964 yılından alınan kayıtları, hatta daha eski alınan kayıtları mevcuttur.
Sonrasında 2019 yılında TRT repertuvar kurulunca, Erik Dalı türküsü artık Burdur-Dirmil yöresine ve curacı Kadir Türen’e aittir diye resmen tescillenmiştir.
Diğer yanda, “Kör Emin” namıyla bilinen Emin Demirayak bulunmaktadır. 1934 yılında dünyaya gelen, kökleri hem İbecik’e hem Dirmil’e uzanan bu büyük ses, eşsiz ses rengi ve bağlama icrasıyla kısa zamanda yörede ün salmıştır. Teke yöresi kültürünün Fethiye, Dalaman, Muğla, Antalya gibi sahil bantlarına uzanmasında en önemli etkenlerden biri olmuştur. Ekseriyetle gurbetçilerin doldurttuğu kasetler vasıtasıyla sesini geniş kitlelere ulaştıran Emin Demirayak, maalesef 11 Eylül 1980 gecesi hain bir saldırıyla uykusunda vurularak hayattan koparılmıştır. Gahpe de Gençlik Geldi Geçti Yel Gibi, Ne Dönersin Gahpe Felek Başımda, Ala Ala Danalar, Beş Atardır Tabancamın Şeridi gibi eserleri hafızalara kazıyan Emin Demirayak ve Erik dalı, Kezban yenge, Çek Deveci gibi eserlerin maharetli sahibi Ozan dayımız Kadir Türen, Dirmil’in kültürel tarihindeki gölgesi ile nice ustalara soluklanma noktası olmuş iki usta çınardır.
İşte Dirmil; türkülerin hikâyelerle sarmalandığı, her bir notasında bir Yörük’ün alın terinin izini taşıyan koca bir deryadır. Kadir Türenler, Emin Demirayaklar Hüseyin Demirler ve Yasin Akkaya gibi ustalar bu deryayı bizlere miras bırakmıştır. Bizim temel görevimiz, bu kadim mirası solmayan bir ışık gibi yarınlara taşımaktır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi
Kalemşah
Hüseyin Yıldız
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

bilgiler için teşekkür ederiz…
Yine bizi gezdirdi niz. Kaleminize yüreğinize sağlık.