İZ

İZ

İZ

YAVRUM KALBİMDESİN!

İlmek ilmek işledin yüreğime Yavrucuğum! 

Bedenin oluşmadan bedenimde, sesinle uyardın bu aymaz ananı. Ne yazık ki hala uyuyan, hala bir yerlerde sürünen bir mahluk var hayatta. Var olmanın pençesinde tutsak varlığından habersiz.

YAVRUM!

Bu gerçekten zor. Gerçekten çok kalın perdeler var gözümün önünde.

Duymalar az, hissetmeler takatsiz. Ağlamalar  yalın ve sevdalar ateşsiz.

Yangınım oldun bebeğim, iç sızım. Ruhun gelir gelmez dayanamadı ananın içindeki karmaşıklığa. Söz dinlemez, kendini bilmez bir beden de hayat bulamadın.

Biliyorum! Hayatını sana veren, müddetini de derleyip vermiştir. Sen gerçek alemde inşallah  çok güzel yerlerde olacaksın. Annen arkandan hep dua edecek bebeğim. 

Sakın yanlış anlama. Kadere razıyız elbette: ELHAMDÜLİLLAH!

Sadece annen için yanmak vakti başladı yavrum. Kavrulmak başladı . İçimde köklenmiş, kapkara bulutlar gibi sıkışmış, adı belirsiz bir şeyler var.

Sevdiklerimi sevmeme izin vermeyen, bana değersizlik hissettirdiklerinde kalbimi hiçe sayıp, sevmiyorsun diyen bir komutan sanki. Her ne olursa olsun, onun adı seviyorum dediklerimi daha çok anlamaya çalışacağım.

Sana söz veriyorum miniğim. Bunu yapmak için kendime rağmen çabalayacağım. 

Daha doğmadan,  daha ağlamadan Muhammed (sav) ümmetinin haline, daha varlığa teneffüs etmeden varlığın; şu garip ananın yüreğine su serperek vardın gerçek diyarlara.

Seni çok istiyordum yavrum. Hayırlı zamanda diyordum Rabbime. Hayırlı mekanlarda ve afiyet içinde  diye mırıldanıyordum dualarımda. Artık mırıldanmayacağım yavrum.

Biliyorum ki Allah var ve daima bizimle. Bize bakıyor, bizi görüyor ve bizi çok seviyor. Ve hiçbir ayrıntı atlanılmadan yaşıyoruz bu fani hayatı. Baki olan bizi ayırmasın kapısından yavrum. Ayırmasın hiçbir zaman…

İçimden kopup gittin bebeğim. Bize şimdi semadan bakıyorsun belki. Sema, arzın ve ikisi arasındakilerin sahibi olan Rabbime sonsuz hamdolsun. Aklımızı, kalbimizi, ruhumuzu kendinden ayırmasın.

Meleğim benim! Ben seni tutamadım içimde. Hayatına hayat olamadım. Zaten bunlar beni aşan mevzular. Ama bir yerlerde bana sorulacaklar vardır elbet. Yaptığım bir hata, söylediğim söz sana zarar vermiş olabilir. Kendi şerrimden ve tüm şerlilerin şerrinden de Yaradanıma sığınıyorum.

NE OLUR NARINLA YAKMA ALLAHIM…

 

(1 MART 2011 -TAM 10 GUN OLDU. )

14/08/2026

Emily Yaramis

 

Önceki yazımı okudunuz mu?

https://fisildayankalemler.org/wp-admin/post.php?post=23784&action=edit

instagram;

https://www.instagram.com/emily_yaramis?igsh=N2twemJ1YndoaWV5&utm_source=qr

 

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    off be Rabbim hiçbir anneye yaşatmasın… size de sabırlar diliyorum…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Çok zor bir durum sözün bittiği yer. Ne söylesem, ne yazsam boş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emily Yaramis

ilk olarak 1982 yılında Çankırı ilinin Balıbağı köyünde bir sabah vakti annesinin yüzünde bir tebessüm olarak belirdi. Yedi yaşına kadar köyün bütün güzellikleriyle hemdem olmuştu. Duygu ve düşüncelerin en güzel ifadesini oluşturan alfabeyi Çankırı Atatürk İlköğretim Okulunda çok kıymetli ögretmeni Nilüfer Yığın’dan öğrenmişti. Orta ögrenimini Dr. Refik Saydam İlköğretim Okulunda tamamladı. Çankırı Nevzat Ayaz Anadolu Öğretmen Lisesinden Ondokuz Mayis Üniversitesi Sinop Egitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliğine uzanan eğitim yolunun daha nerelere uzanacağını bilmiyordu. Düzce ve Ankara da iki yıl kara tahtanın başında talihinin aydınlık taşlarını döşüyordu. Sevdanın gönül kapısını çalması ile Amerika'ya uzanan yolun kapılarının açılması bir olmuştu. Şimdilerde eşi ve dört evladıyla Oklahoma City'de can ipliğini zaman çıngırağına sarma gayretinde. Öğretmenliği ve anneliğinden taşan kelimelerden ördüğü hayat deseninden oluşan deneme ve şiirleri çeşitli dergilerde gönüllere doğru yol almaya devam ediyor.