GECE OLUNCA GELİR YALNIZLIĞIM
- Yazar: Hale AŞKIN
- 2 Ekim 2026
- 8 kez okundu
GECE OLUNCA GELİR YALNIZLIĞIM
Gece olunca gelir yalnızlığım.
Saatler ilerledikçe, evlerin ışıkları bir bir sönerken, şehir kendi sesini kısmaya başladığında, her akşam izinsiz gelip karşıma oturur. Onu tanırım artık.
Ne zaman geleceğini, yanıma nasıl oturacağını, hangi düşüncenin kapısını aralayacağını bilirim. Bazen hiçbir şey söylemez. Bazen yıllardır unuttuğumu sandığım bir cümleyi önüme bırakır. Ben de ona kızmadan dinlerim.
Geceleri insanın kendisine söyleyecek o kadar çok şey oluyor ki…
Sevgili kendim;
Bu gece sana yazmak istedim. Kime yazacağımı bilemediğim zamanlarda sana yazıyorum. Belki tuhaf gelecek ama insanın içinde, yıllardır mektup bekleyen biri oluyor. Ben seni seçtim, mazur gör.
Sana söyleyemediğim ne çok şey birikmiş meğer. Gündüzleri kimseye söylemeye cesaret edemediğim şeyler bunlar. Gündüz insanın dili, başkalarının sesine karışıyor.
Kendi cümlesini duymak için biraz beklemek gerekiyor. Gece olunca herkes susuyor ya hani, işte ozaman insan kendi sesini daha net duyuyor.
Bu gece eski bir çekmeceyi açtım.
İçinden yıllardır el sürmediğim birkaç şey çıktı. Bir fotoğraf, kurumuş bir çiçek, kenarı kıvrılmış bir kâğıt… Bakıldığında bunlar küçük şeylerdi belki. Fakat insanın geçmişi bazen büyük eşyalarla hatırlanmıyor. Bir koku, bir kelime, eski bir el yazısı, bir resim yetiyor.
Fotoğrafa uzun süre baktım. Oradaki insan bendim. Ama sanki birbirimizi tanımıyorduk.
O genç kadın, hayatın ona neler getireceğini bilmiyordu. Ben de bugün, onun yaşayacaklarını bilmeden yaşadığı o günlere baktım. İçimden ona bir şey söylemek geldi.
“Bunca şeyi kendine dert etme,” dedim.
Duymadı.
Zaten geçmişteki insanlara ne söylesek yetişmiyor.
Onlar kendi zamanlarında yaşıyorlar.
Belki hayat dediğimiz şey de biraz bu: İnsan, kendisinin eski hâllerine yetişemeden büyüyor.
Çekmeceyi tam kapatmadım.
Bazı geceler geçmişin kapısını hemen kapatmak istemiyor insan.
Bir süre açık kalsın istiyor.
Gelen gelsin. Giden gitsin.
Ben yalnızca arasıra bakayım.
Sevgili kendim,
Bu gece sana bir şey daha söylemek istiyorum.
Hepimizin kimseye göstermediği bir gecesi var.
Kimsenin bilmediği düşünceleri, kimsenin duymadığı cümleleri, yalnızca kendisine sakladığı tarafları…
Belki kendime geç kaldığım yıllar.
Belki söylemek isteyip sustuğum sözler.
Belki bir başkasına verdiğim değeri kendime vermeyi unuttuğum zamanlar.
Belki de içimde, bütün kalabalıklara rağmen yalnızca bana ait olan hatıralarla dolu o küçük oda.
Oraya kimseyi sokmadım.
Bazen ben bile fazla girmedim.
Ama biliyorum, orada bana ait bir şeyler var.
Çocukluğumdan kalmış bir ses.
Yarım kalmış birkaç düş.
Bir türlü tamamlanmamış cümleler.
Ve hâlâ inanmak istediğim bazı güzellikler…
Belki yalnızlık dediğimiz şey, biraz da insanın kendisine ait bu gizli yeri olmasıdır.
Kimsenin bilmediği.
Kimsenin dokunmadığı.
İnsan orada kendisini saklamaz aslında.
Kendisini bulur.
Gecenin güzel tarafı da bu değil mi?
Gündüz herkesin arasında dağılan insan, gece kendisiyle yeniden başbaşa kalıyor
Bazen tek bir cümleyle.
Bazen bir şarkıyla.
Bazen yıllar önce okunmuş bir kitabın sayfasında karşısına çıkan bir kelimeyle.
Sevgili kendim,
Belki sana yıllardır söylemem gereken en önemli şey şu:
Yalnızlıktan korkma.
Her yalnızlık terk edilmek değildir.
Bazı yalnızlıklar insanın kendisine açtığı bir kapıdır.
Dışarıdaki bütün seslerden biraz uzaklaşıp içeride ne kaldığına bakmaktır.
Kimsenin senden bir şey istemediği, kimseye kendini anlatmak zorunda olmadığın o kısa zamanda, kendi hayatının sesini yeniden duymaktır.
Belki bu yüzden geceyi seviyorum.
Gece kimseyi benden almıyor.
Tam tersine, gün boyunca başkalarına dağıttığım beni yeniden bana bırakıyor.
Saat ilerledikçe bunu daha iyi anlıyorum.
Yalnızlık bazen insanın hayatında bir eksiklik değil, kendisine ayırdığı en sessiz ve en dinlendirici zamandır.
Ve bazı geceler, insanın en iyi dostu yine kendisi oluyor.
Sevgili kendim,
Bu mektubu sabaha karşı bitiriyorum.
Yalnızlığım hâlâ burada benimle oturuyor.
Artık onu göndermek istemiyorum.
Birbirimize alıştık.
Şimdi penceremi açtım, yağan yağmurun ardından dışarı bakıyorum.
Gökyüzü yavaş yavaş açılıyor.
Gece çekiliyor.
Yalnızlığım da benimle birlikte sessizliğin huzurunu yaşıyor.
Birazdan gidecek.
Ta ki tekrar gece olana kadar.
Sabah olduğunda hayat yine kendi sesine kavuşacak.
Ben yine insanların arasına karışacağım. Konuşacağım, güleceğim, belki yorulacağım. Günün içinde kendimi yeniden başkalarına bırakacağım.
Ama biliyorum.
Gece yine gelecek.
Ve onunla birlikte, gün boyunca içimde sessizce bekleyen o kişi de karşıma oturacak.
Ben yine ona yazacağım.
Belki geçmişten söz edeceğim.
Belki yarından.
Belki hiçbir şeyden.
Çünkü artık biliyorum:
İnsanın hayatında herkesin bilmediği bir gece vardır.
Ve o gecede, insanın yalnızlığı kadar kendisi de vardır.
Belki büyümek biraz da bunu anlamaktır.
Kendi yalnızlığının içinde kendine yabancı olmamak.
Her gecenin sonunda bir sabah, her yalnızlığın içinde yeniden başlayacak bir hayat vardır.
Hale Aşkın
20 Ağustos 2026 İstanbul
Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?
