YAZAR MANİFESTOSU

YAZAR MANİFESTOSU

YAZAR MANİFESTOSU

“Ben kelimeleri çoğaltmak için değil, insanın içinde susmuş cümlelere ses vermek için yazıyorum.”
Benim için yazarlık, bir ünvan değildir.
Bir ismin önüne eklenen “yazar” kelimesinden çok daha fazlasıdır.
Yazarlık; insanın kendisiyle, hayatla ve zamanla yaptığı uzun bir hesaplaşmadır.
Ben kalemi elime aldığımda yalnızca hikâye anlatmam. Bazen yıllardır cevabını aradığım sorunun peşine düşerim. Bazen sustuğum yerde konuşurum. Bazen kimsenin fark etmediği ayrıntının içinde koca bir hayat bulurum.
Çünkü bana göre hikâyeler, büyük olayların içinde değil; çoğu zaman insanların kimseye anlatmadığı küçük anlarda saklıdır.
Bir bakışta.
Bir susuşta.
Yarım bırakılmış bir cümlede.
Geri dönülmeyen bir kapının ardında.
Bazen insanın kendi kalbine bile itiraf edemediği bir gerçekte…
KOLAY CÜMLELERİN YAZARI DEĞİLİM!
Ben edebiyatı, okura hazır cevaplar vermek olarak görmüyorum.
Tam tersine, iyi bir metnin okurun zihninde yeni sorular bırakması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bazı soruların cevabı yoktur.
Bazılarının ise cevabı, yıllar sonra değişir.
İnsan değiştikçe cevapları da değişir.
Benim yazdığım karakterler bu yüzden kusursuz olmayacak.
Yanılacaklar.
Korkacaklar.
Sevecekler.
Kaybedecekler.
Bazen yanlış karar verecekler.
Bazen kendilerine bile itiraf edemedikleri taraflarıyla yüzleşecekler.
Çünkü insanı kusursuz olduğu için değil, bütün çelişkileriyle insan olduğu için anlatıyorum.
Benim edebiyatımda kahramanlar yalnızca iyi ya da kötü değildir.
Onlar insandır.
Ve insan, iki kelimeye sığmayacak kadar karmaşıktır.
BENİM İÇİN YAZMAK, CESARET ETMEKTİR!
Bir hikâyeyi yazmak kolay olabilir.
Gerçekten söylemek istediğin şeyi yazmak cesaret ister.
Çünkü bazen yazdığın cümle, senden bir parça taşır.
Bazen bir karakterin korkusunda kendi korkunu görürsün.
Bazen onun yalnızlığında kendi sessizliğini.
Bazen yazdığın bir vedanın, aslında yıllar önce kendi içinde tamamlayamadığın veda olduğunu fark edersin.
İşte o anda yazı değişir.
Artık yalnızca kurgu değildir.
Bir yüzleşmedir.
Ben yazarken kendimi saklamaya çalışmıyorum.
Aksine, gerektiğinde kendi sakladığım yerlere kadar gidiyorum.
Çünkü yazarın ilk okuyucusu kendisidir.
Kendi yazdığı cümleden kaçan bir yazarın, okuruna ulaşabileceğine inanmıyorum.
KELİMELERİMİN RAHAT OLMASINI İSTEMİYORUM!
Benim için edebiyat yalnızca güzel olanı anlatmak değildir.
Hayatın güzel tarafı kadar sert tarafı da vardır.
Kaybetmek vardır.
Kırılmak vardır.
Yanılmak vardır.
Geç kalmak vardır.
İnsanların birbirine söyleyemediği gerçekler vardır.
Bazen en büyük hikâyeler, tam da bu suskunlukların içinde büyür.
Ben kelimelerimin her zaman rahat olmasını istemiyorum.
Bazı cümleler düşündürsün.
Bazıları rahatsız etsin.
Bazıları okurun kitabı kapatıp uzun süre sessiz kalmasına neden olsun.
Çünkü bir kitabın son sayfası, her zaman hikâyenin sonu değildir.
Bazen asıl hikâye oradan sonra başlar.
Okurun kendi içinde…
BEN TAKLİT ETMEK İÇİN YAZMIYORUM!
Edebiyatın en büyük kalabalığı, başkasına benzeme çabasıdır.
Oysa benim aradığım şey kalabalığın içinde kendime ait bir ses.
Bir yazarın gerçek imzasının kapağındaki isim değil, cümlesindeki ses olduğuna inanıyorum.
Bu nedenle başkasının yolunu yürümek istemiyorum.
Başkasının cümlesinin gölgesinde durmak istemiyorum.
Kendi kelimelerimi bulmak istiyorum.
Kendi karakterlerimi.
Kendi sorularımı.
Kendi dünyamı.
Çünkü yazarlık, başka insanların bıraktığı izleri takip etmek kadar, kendi izini bırakabilme cesaretidir.
Benim için özgünlük, daha önce hiç yazılmamış bir konu bulmaktan ibaret değildir.
Aynı dünyaya başka bir pencereden bakabilmektir.
ÜÇÜNCÜ KİTABIMA GİDERKEN…
Her kitap, yazarının başka bir eşiğidir.
Her yeni kitabın başına geçtiğimde önceki kitabımdaki Elif olarak kalmak istemiyorum.
Biraz daha cesur.
Biraz daha sorgulayan.
Biraz daha derine inen…
Çünkü benim için yazarlık tamamlanmak değil, sürekli yeniden başlamaktır.
Her kitap yeni bir sınavdır.
Her karakter yeni bir aynadır.
Her cümle yeni bir ihtimaldir.
Önümde hâlâ anlatmak istediğim çok fazla hikâye var.
Benim meselem yalnızca kitap yazmak değil.
Okurun kitabı kapattığında yanında götüreceği bir duygu, düşünce, belki yıllarca unutmayacağı tek bir cümle bırakabilmek.
SON SÖZÜM KENDİME:
Bir gün geriye dönüp yazdıklarıma baktığımda, kusursuz kitaplar yazmış olmak istemiyorum.
Kendime ait kitaplar yazmış olmak istiyorum.
Beni tanımayan birinin bile bir paragrafımı okuduğunda,
“Bu Elif’in cümlesi,” diyebilmesini istiyorum.
Çünkü benim için gerçek imza budur.
Adımın kapağın üzerinde yazması değil; sesimin cümlenin içinde yaşayabilmesi.
Ben yazarken alkışın peşinden gitmeyeceğim.
Kolay olanı seçmeyeceğim.
Sıradan olanla yetinmeyeceğim.
Çünkü sıradanı herkes yapabilir.
Benim aradığım şey, kelimelerin arkasında saklı olan o görünmez kapı:
Okurun açacağı.
Kendi hayatına bakacağı.
Belki kendinden bir parça bulacağı.
Belki yıllardır söyleyemediği cümleyi benim bir karakterimin ağzından duyacağı kapı…
İşte bunun için yazıyorum.
Bir hikâyeyi bitirmek için değil; hikâyenin, okurun içinde devam etmesi için.
Biliyorum:
Kitap kapanır.
Sayfa susar.
Kalem masaya bırakılır.
Gerçek bir cümle, yazıldığı yerde kalmaz.
Bir insandan diğerine geçer.
Yılları aşar.
Zamanı aşar.
Bazen hiç tanımadığın birinin hayatında, senden habersiz yaşamaya devam eder.

Ben Elif Ünal Yıldız.
Benim için yazarlık, kelimelerin ardına saklanmak değil; kelimelerin arkasında durabilmektir.
Kendi cümlemin arkasında durmak için yazıyorum.

Elif Ünal Yıldız

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

ANKARA

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    yolun bahtın açık olsun…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Kaleminizi özlemiştik. Yeni kitabı da merakla bekliyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elif ÜNAL YILDIZ

Elif Ünal Yıldız 1986 yılında İstanbul’da dünyaya gelen yazar Elif Ünal Yıldız, ailesiyle birlikte Ankara’da yaşamaktadır. Evli ve bir çocuk annesi olan Yıldız, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. Yazarlık serüveninden önce özel sektörde çeşitli yönetici pozisyonlarında görev almıştır. Küçük yaşlarda içinde filizlenen yazma tutkusu, zaman içerisinde hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüşmüş; kaleme aldığı, henüz yayımlanmamış eserlerle birlikte edebiyata olan ilgisi ve üretme arzusu daha da güçlenmiştir. Yıldız, farklı bakış açılarını, insan ruhunun derinliklerini ve hayatın çok katmanlı hikâyelerini kendine özgü bir anlatımla okuyucuyla buluşturmayı amaçlamaktadır. Edebiyatın yalnızca kitaplarla sınırlı kalmadığına inanan Yıldız, farklı mecralarda makale ve köşe yazıları kaleme almakta; düşüncelerini ve gözlemlerini okuyucularıyla paylaşmaktadır. Bu doğrultuda Fısıldayan Kalemler adlı çevrim içi gazeteyi kurarak yazarlara ve edebiyata ilgi duyanlara farklı bir ifade alanı oluşturmuştur. Platformun kuruculuğunu ve başkanlığını bir dönem sürdüren Yıldız, daha sonra gazeteyi Ozan Kasım Kol’a devretmiştir. Yazarın yayımlanmış iki romanı bulunmaktadır: Umuda Yolculuk ve Aynadaki Katil. Romanlarının yanı sıra çeşitli edebiyat projelerinde de aktif olarak yer alan Yıldız; Fısıldayan Kalemler Hikâye Antolojisi, Fısıldayan Kalemler: Geçmişten Günümüze Köprü Antolojisi ve Ahminâl Aşk – Aşk Öyküleri Antolojisi adlı eserlerin derleme çalışmalarına ve hikâyelerine katkıda bulunmuştur. Elif Ünal Yıldız, yazarlığı bir meslekten öte, insanı, hayatı ve duyguları anlamlandırma biçimi olarak görmekte; her eserinde okuyucuyu farklı bir pencereden bakmaya davet etmektedir. Kendine özgü anlatım dili ve çok yönlü edebiyat anlayışıyla üretmeye, yazmaya ve yeni hikâyeler anlatmaya devam etmektedir.