KUĞULU DÜZENDE KITLIK ŞELALESİ

KUĞULU DÜZENDE KITLIK ŞELALESİ

    KUĞULU DÜZENDE KITLIK ŞELALESİ

       Yaşamak,  her gözümü açtığımda neden beni suçluyorsun?’ dedi.

       Yaşanmamış bir aşkın zehrini yudumlamak. Çalınan hayatların ızdırabını sinende derince hissetmek. Ve dili olmayan masumiyete hüzünlenmek. Onca duygu yumağında kördüğüm olmaktı zorlayan. Sadece öfkesiyle  cebelleştiğinde sözleri ateşe verip kelimelerin katili olurdu. Lakin yıllardır bitip kendisinden gitmeyen bir fısıltılar yığınıyla savaşmaktaydı. Bu sebeple umarsızca, arsızca gönül kıranları, uğursuzca, ussuzca yurt yıkanları, ansızın ıssızca aşk bükenleri mühürleyip kainat direklerine ibretlik diye astı. Gururlandı sanmayın sakın! Kötülük, körlüktü. Göstermek diledi. Mümkün olmadığını bile bile adil olmalarını istedi. 

      Yüreği dövmek!

       İnsanlığını hatırlatan bir sevgi gördü bir zaman; sözleri şairane, bakışları açık, tutkusu fütursuz…

Herkesin içinde onu değerli hissettiren bir kalpte toparlandı. Ama o kalp, başka bir kadının dramında kahraman olmayı seçti. Onun her hâlini görmezden  geldi. Coşkun ırmaklar gibi çağıldıyordu eskimeyen sevdasıyla. Mayasıyla mayalanmış bir sevdanın tutkunuydu. İçinde bitip tükenmeyen bir sevmeler arsızı vardı. Her yüreğe iyi gelen kocaman yürekliydi! Elde edene kadardı tutkusu. Bir erkeğin en zayıf yanıydı bu. Yarasını başka bir yarayla sarmak. Başka başka yaralar açmak başkalarında. Neyimsin diyordu hep! Bilemedi, hakiki sevdanın ruhların terennümünde devleştiğini… Kimlik arayışında olamazdı gerçek aşklar. 

        Sevgiyi acıtmak! 

        Narsistik bir ruhun hangi terennümünü kendisine kalkan edip, adaletsizlikleriyle onları manipüle etmişti? Ne demek istedi,  ne demeliydi, ne dese hiç kimse üzülmezdi diye inim inim inlerken, zihninin paranoyası, arkasından kazılan kuyuları düşündürüp duygularına yenilmesini salık veriyordu. Öfkesinden katili olduğu kelimelerden dolayı müebbet yemişti. Yasaklanmıştı dengeli yazım dünyasında. Haşlıyordu, taşlıyordu burun bükenleri. Ne gerekti bu kadar yormaya narin yüreği? Kendisi de bu çıkmazdan kurtulmak diledi. Müthiş bir akıl kıtlığı yaşadığının farkındaydı.

         İnsan alıştığını kader sanıyor, kıtlık böyle başlıyor, utanmayla derinleşiyordu. Adaletsizlik çoğu zaman gürültü yapmaz. Sessizleşir. Kıtlık, sesin kısıldığı yerde çoğalırdı. Kendine merhameti, başkalarının insafına bıraktığın yerde büyürdü. İnsanlara olan inancı da yoruldu. Tam olarak kulun kendine yabancılaştığı yerdeydi. Varlığın içinde yokluk tantanası. Varlığın kıtlaşması yokluğun gün be gün zenginliği.

      Sevgiyi övse de dövse de yüreğinin acısı, takıldığı kıtlık belasından kurtulmadan bitmezdi. Kurulu düzenini bozan her şeyden yaratıcıya sığınıp, gerçek aşkını ruhunun saraylarında hakikat aşkına çevirip, sonsuz hayatı için güzel işler biriktirmeye ant içti.

 

18/04/2026

Emily Yaramis

Editör: Elif Ünal Yıldız

En son yazımı okudunuz mu? 

https://fisildayankalemler.org/zannimca/

İnstagram adresim; 

https://www.instagram.com/emily_yaramis?igsh=N2twemJ1YndoaWV5&utm_source=qr

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI
    • 19/04/2026

    neden kurulu düzende değil de kuğulu düzen yazarım? açıklar mısınız, merak ettim?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emily Yaramis

ilk olarak 1982 yılında Çankırı ilinin Balıbağı köyünde bir sabah vakti annesinin yüzünde bir tebessüm olarak belirdi. Yedi yaşına kadar köyün bütün güzellikleriyle hemdem olmuştu. Duygu ve düşüncelerin en güzel ifadesini oluşturan alfabeyi Çankırı Atatürk İlköğretim Okulunda çok kıymetli ögretmeni Nilüfer Yığın’dan öğrenmişti. Orta ögrenimini Dr. Refik Saydam İlköğretim Okulunda tamamladı. Çankırı Nevzat Ayaz Anadolu Öğretmen Lisesinden Ondokuz Mayis Üniversitesi Sinop Egitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliğine uzanan eğitim yolunun daha nerelere uzanacağını bilmiyordu. Düzce ve Ankara da iki yıl kara tahtanın başında talihinin aydınlık taşlarını döşüyordu. Sevdanın gönül kapısını çalması ile Amerika'ya uzanan yolun kapılarının açılması bir olmuştu. Şimdilerde eşi ve dört evladıyla Oklahoma City'de can ipliğini zaman çıngırağına sarma gayretinde. Öğretmenliği ve anneliğinden taşan kelimelerden ördüğü hayat deseninden oluşan deneme ve şiirleri çeşitli dergilerde gönüllere doğru yol almaya devam ediyor.