Bir Rüyanın Artakalan Hissi
- Yazar: Nermin Kaşçı
- 26 Şubat 2026
- 5 kez okundu
Bir Rüyanın Artakalan Hissi
Bu rüyayı gördüğümde ayrılığın üzerinden iki yıl geçmişti. Sabah uyandığımda üzerimde kalan hissin adını koyamamıştım; ne tam olarak özlem, ne bütünüyle hüzün, ne de yalnızca geçmişe ait bir hatıra. Daha çok, içimde uzun zamandır yer etmiş bir boşluğun gece boyunca başka bir sahnede yeniden canlanması gibiydi. Günlük hayatımda yokluğuna alışmış gibi görünsem de, o gece zihnim aynı boşluk hissini farklı bir biçimde sürdürmüş olmalıydı.
Rüyamda bir sınavım vardı, fakat ben sınava hazırlanmak yerine içimde taşıdığım acıyı yaşayabileceğim sakin bir yer arıyordum. Bu yüzden kendimi derin bir ormanın köşe başında buldum. Dizlerimi kendime çekip başımı dizlerimin üzerine bıraktım ve uzun uzun düşündüm. Düşüncelerimin merkezinde hep aynı sorular vardı: neden bittiği, bensiz nasıl mutlu olabileceği ve yokluğunun hayatımda bıraktığı o sessiz boşluk.
Bir süre sonra ormanın çevresinde sesler artmaya başladı. Seslerin geldiği yöne doğru yürüdüğümde, ormanın diğer ucunun bambaşka bir şehre açıldığını fark ettim. Gerçekte aramıza şehirler girmişti; hayatlarımız birbirinden kilometrelerce uzağa savrulmuştu. Fakat rüyada aramızda yalnızca ağaçlar vardı. Bu tuhaf yakınlık beni şaşırtmıştı; sanki dünya küçülmüş, mesafeler haritadan silinmiş ve geriye yalnızca içimdeki yol kalmıştı.
Onu ilk gördüğümde bir an duraksadım. Önce yalnızca benzettiğimi sandım, zihnimin bir oyunu gibi geldi; fakat onun gerçekten o olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bir süre saklandığım yerden onu izledim. Beni gördüğünde ne yapacağını merak ediyordum. Saklandığım yerden doğrulup gözlerimi kaçırmadan ona baktım. İlk anda beni tanımamış gibiydi, fakat kısa bir tereddütten sonra tekrar dönüp baktı ve gülümseyerek yanıma geldi.
Hiç beklemediğim bir sakinlikle bana sarıldı.
Bana sarıldığı o an, yıllardır içimde kor gibi duran bir boşluk kısa bir anlığına nefes alır gibi oldu. Bu, her şeyi iyileştiren bir an değildi; daha çok, zamanın sertleştirdiği bir hissin kısa süreliğine yumuşaması gibiydi.
Gürültüden uzaklaşmak için birlikte yürüdük. Durduğumuzda ellerimi avuçlarının arasına aldı ve bir şeyler söyledi, fakat söyledikleri zihnimde yer etmedi. Ben ise içimde biriktirdiğim her şeyi anlatmaya başladım: özlediğimi, bitmemesi gerektiğini düşündüğüm şeyleri, sevilmemiş olma hissini ve yok sayıldığımı sandığım anları… O konuşurken yüzünde içten bir gülümseme vardı, bense kırık bir tebessümle karşısında duruyordum. Yanında huzurluydum, fakat bu huzurun altında dinmeyen bir acı hâlâ yerini koruyordu.
Konuşmanın ardından barıştığımızı hatırlıyorum. Fakat bu barışma bir son değil, daha çok içimde süregelen bir duygunun kısa süreliğine sakinleşmesi gibiydi. Ona, hayatımda beni çok seven birinin varlığından söz ettiğimi, fakat onun yerini dolduramadığını söylediğimi hatırlıyorum. Sanki bir boşluğu başka bir yüzle tamamlamaya çalışmış, fakat zihnimdeki benzerliğin gerçekte var olmadığını o an fark etmiştim.
Birlikte bir fotoğrafa baktık. Fotoğrafta kahkahalar atan iki genç vardı. Ne o genç ona benziyordu ne de o kız bana. O an tuhaf bir açıklıkla şunu düşündüm: insan bazen görmek istediği benzerlikleri kendi zihniyle kuruyor, fakat hakikat görüntüde değil, hissin içinde saklı kalıyor.
Rüyadaki en belirgin duygu huzur değildi; huzurun içinde varlığını koruyan, tamamen sönmeyen bir eksiklikti. Uyanık hayatımda aramıza şehirler giren birinin, zihnimin kurduğu bir ormanın öte ucunda bu kadar yakın oluşu, belki de mesafenin coğrafi değil duygusal olduğunu anlatıyordu.
Bugün, yıllar sonra bu rüyaya dönüp baktığımda, onda yoğun bir özlemden çok yarım kalmışlığın izlerini görüyorum. Rüya, bir kişiden ziyade, tamamlanmamış bir duygunun bilinçte sürmeye devam eden hâli gibiydi; kapanmış görünen bir hikâyenin, zihnin en sessiz yerinde hâlâ varlığını koruyan yankısı.
(28.01.2024 Notundan)
Nermin KAŞCI
https://www.instagram.com/nermin_ksc?igsh=bnNyNjR4d21nMjJ0&utm_source=qr
Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal YILDIZ
Bu yazının bütünü yazarına aittir.
Kitabımın linki:
Bir önceki yazımı okudunuz mu?

çok güzel çok akıcı bir hikaye...