Anneme
- Yazar: Negah Ruşen Özcan
- 7 Mayıs 2026
- 17 kez okundu
ANNEME
Yeryüzünde tanıştığım ilk kadın olan anneme, beni var ettiği ve sevgisiyle büyüttüğü için teşekkür ederim.
Annem;
Sokağın tozu yüzümde, aklım oyunda ‘anne’ diye seslenirdim sokaktan. Anne kelimesi, sihirli bir kelime gibi yolunu bulup kulağına ulaşırdı. Ben oyun arasında eve çıkmaya üşenirken, sen onca işinin arasında, her seslenişimde bıkmadan, usanmadan yanımda olurdun…
Elim elinde, gözlerimde siyah çerçeveli gözlüklerim, Ulus’un yokuşlu yollarında, ikimizin arasında bir giz gibi yediğimiz tostların lezzetini, Miş Miş ‘ten aldığımız dondurma taçlandırırdı. Sen ve ben kalabalık evimizden sıyrılıp baş başa kalırdık. Göz Bankasının, gözleri topladığını sandığım çocukluk korkularım, bize ait o anlarda silinir giderdi…
Babamın yanımızda olmadığı uzun günler boyunca, hiç korkmadım ben, çünkü sen vardın. Bizi uyandıran, okula gönderen, karşılayan, ders çalıştıran, yediren, içiren ve hayatın yükünü omuzlayan sen. O zamanlar bilemezdim elbette bunları ama sen vardın işte o evin her köşesine sinen güven duygusuyla hep bizimleydin…
Komşularımız gelirdi evimize. Ayten ablalarından akıl almaya. Siz konuşurdunuz saatlerce sonra sen sütlü kahve yapardın. Hep misafir gelsin ve hep sütlü kahve içelim ve ben hep o hiç dinlemediğim ama içime huzur veren konuşmaların arasında hayallere dalayım isterdim…
Ablalarım okula giderdi, ev ikimize kalırdı. Sen salonda oturup dikiş dikerdin, gözünde gözlüklerin, saçında bir eşarp aklında kim bilir neler… Ben yan odada oyuncaklarımla oynardım saatlerce ama aklımın bir yanı sende. Sorular sorardım ara sıra bıkmadan cevaplar verirdin bana, o anlar hiç bitmesin, zaman dursun biz hep o mutlu anlarda kalalım isterdim…
En güzel yemekleri yapan, en güzel giysileri diken, en güzel masalları anlatan annemin, tek başına üstlendiği dertlerden habersiz, koynunda yattığım günler sihirli bir dünyanın içinde gizlenmek gibiydi….
Sonra büyüdüm…
Ben en çok senden korktum. Bakışınla dizlerim titrerdi bazen. Bir yaramazlık yapsam ilk sen gelirdin aklıma. Büyüsem bile atamadım bu korkuyu üzerimden. Annem bunu beğenir mi, annem buna kızar mı, işte bu tam anneme göre bir düşünce. Üniversite sınavını kazanamadığım yıl, yol boyunca ‘anneme nasıl söylerim’ diye ağladım… Belki de kendime itiraf edemesem bile hayatım boyunca hep senin gözüne girmek için uğraştım. Aklımın bir köşesinde sessizce seninle yaşadım…
Ben en çok sana kızdım. Beni anlamadığını, beni beğenmediğini, beni kontrol etmek istediğini, kısıtladığını düşündüm. Kanatlarımı açmak istedim ama seni hayal kırıklığına uğratmaktan korktum …
Sonra yürüdüğüm yolda durup arkama baktım…
Ben en çok seni anladım. İnsanın kalbinden geçenlerin bazen bambaşka kelimelerde can bulduğunu anne olunca anladım. Sevginin insanı nasıl dönüştürdüğünü, bir başkasını canından çok severken, kendini anlatamadığın için nasıl gizli gizli acı çektiğini. Çocuğuna kızdığın zaman aslında içinde ne fırtınalar koptuğunu. Onun evden her çıkışında, içinden bir parçanı da beraberinde götürdüğünü, ne kadar büyürse büyüsün senin için o bebek kokusunun hiç bitmediğini, bir göz kırpımı an içinde zamanda yolculuk yapıp, ilk gülüşünü, anne deyişini görüp, o minik elleri öperek şimdiki zamana dönülebileceğini anne olunca anladım…
Ben en çok seni anladım. İnsanın anne olarak doğmadığını, hayallerini, umutlarını, özlemlerini, yenilgilerini, mutluluklarını harmanlayıp var olmaya çalışırken hata yapabileceğini, üzülebileceğini, bazen kaçıp gitmek isteyebileceğini seninle aynı yollardan geçtikten sonra öğrendim. Kucağına aldığın o bebeğin büyüdüğü her aşamada içinden defalarca iyi bir anne olup olmadığını sorgulayıp uykularının nasıl kaçtığını gözlerime ilk çizgiler düştüğü zaman anladım…
Ben en çok sana benzedim. Yıllar ve yollar aştıktan sonra susarak konuşmayı, bakarak sevmeyi, gülerek ağlamayı senden öğrendim. Anlatmak istediklerinin, anlaşılanın çok ötesine yol aldığı zamanlarda bile sevgiyle kendini yeniden inşa etmezsen yola devam edemeyeceğimi senden öğrendim…
Ben en çok seni sevdim. Kelimelerim seni incitse de bazen, aklından geçen her şeyi başaramasam bile, bazen sana kızsam bile, ben en çok seni sevdim. Canım çok yandığında anne dedim, en mutlu anımda anne dedim, en üzgün anımda anne dedim…
Annem
Ben en çok senin aklında ve kalbinde sevildim. Yeryüzü yok olsa, yıkılsa bile koşabileceğim tek kucak sensin. Koşulsuz ve sonsuz sevgi, tüm hatalarımın temize çekildiği affedildiği tek kalp senin kalbin…
Ve ben de her çocuk gibi tüm bunları anlamak için uzun yollar yürüdüm, düştüm, kalktım, ağladım, yoruldum ama anladım ki yeryüzünün en huzurlu sığınağı senin kalbinmiş…
İyi ki varsın ve iyi ki benim annemsin…
Negah Ruşen Özcan
Editör: Elif Ünal Yıldız
Diğer yazılarımı okudunuz mu?
https://fisildayankalemler.org/anne-beni-sever-misin/

dünyadaki her canlıyı sevebilen, sevgi ve merhamet gösterebilen, affedebilen annelerimize sonsuz minnetle...