REKLAMLAR

REKLAMLAR

REKLAMLAR

Günlük hayatın bir parçası olan reklamlar hepimizce malûm. Programların ana sponsoru,” reklam arası ekmek parası” denilerek ara verilen reklamlar. Televizyonda, cadde üstlerinde tabelalarda, broşürlerde, gazete, dergi ve kocaman panolarda sıkça karşımıza çıkar. Bir ürün tanıtımı, tatil paketi, yiyecek- içecek sektörü, moda- tekstil, ev araba ve daha birçok alana hizmet ediyor. İlk kez nerede ve nasıl kullanılmaya başlandığı bilinmemekle birlikte günümüzde oldukça yaygındır.

Eskiden ev eşyaları, tabak- çanak, mefruşat; birikim yapmayı teşvik için kumbara veren banka, kırtasiye ürünleri reklamları … Şimdi bankaların tüketici kredileri, ev, araba, tatil satan kredi kartı kullanımını teşvik eden reklamlar çoğunlukta. Bankaların maaş promosyonları birbiriyle yarışır durumda.

Akşam tüm aile bireylerinin evde olduğu saatlerde hazır ve hızlıca eve gelen yiyecekler, içecekler ayrıca ilginçtir. Artık mutfaklardan mis gibi sıcak yemek kokuları gelmiyor. Gece geç saatlerde, cips kraker, dondurma, çikolata, pizza, kanatlı ürünleri, içecekler iştah açar türden sunuluyor. Maddi durumu iyi olanlar için kolaylık olabilir ama olmayanlar için yutkunmaktan öteye geçmez. Abartılarak reklamı yapılan birçok ürünün ne derece sağlıklı olduğu tartışılır, insan beslenmesine katkısı da…Tam bu satırları yazarken bir Avrupa ülkesinde sağlıksız gıdaların reklamlarına kısıtlama geldiği haberi veriliyordu. Çok yerinde bir karar.

Moda sektöründe durum daha vahim. Her bedenin kendine özgü olduğu bilinmesine rağmen 90,60,90 ve uzun boylu mankenlerin giydiği giysiler herkese sunuluyor. İnsanlar bu giysileri giyebilmek için sağlıksız diyetler yapıyor, ürünler kullanıyor, sağlığını kaybediyor. Görüldüğü üzere tanıtımı yapılan her ürün gerekli ve sağlıklı değil. Faydası da zararı da gerekliliği de tartışılır. 

Ülke ekonomisine katkısı oldukça fazla ve milyonlarca insana ekmek kapısı olan reklamlar hayatımızda tabi ki olsun ama halkı yanıltmasın, zarara sokmasın, sağlığından etmesin maddi kayba uğratmasın.

Yıllar önce bizim sağlıklı doğal ürünlerimizi yeren, sağlıksız ürünlerin kullanımını dayatan türküler yapılmıştı. Bu da reklamların farklı bir türüydü: ” Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem.”
“Siz hâlâ annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” Mis gibi süt varken süt tozu kullandırmak gibi…
Reklamları sadece akış içinde görsek de etkilenmemeye çalışıyoruz.

Biz hâlâ annemizin margarinini yani doğal tereyağı, zeytinyağı kullanıyor, basma fistan giyiyoruz…

Elife Akgül

Editör: Elif Ünal Yıldız

Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?

YENİ YILI KARŞILARKEN

Yörük Kültürü’ne Işık Tutan Romanıma Buradan Ulaşabilirsiniz : MELİK KIZI

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elife AKGÜL

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 58 yaşındayım ve ev hanımıyım. Yörük kültüründen etkilenerek kendi yaşamım ve ailemin yaşantıları üzerinden hatıralar ile roman ve öyküler yazdım. Aynı konseptte edebi ürünler üretmeye devam ediyorum. Şu ana kadar yazdığım fakat yayınlanmamış bir roman, bir öykü, bir tiyatro senaryosu ve bir şiir bulunmaktadır. Tarzımı Cengiz Aytmatov ve Yaşar Kemal’e yakın görüyorum.