Nasrettin Kendini Mahvettin

Nasrettin Kendini Mahvettin

 

Eş dost kahvaltı yaparken söz döndü dolaştı Nasrettin Hocamızın fıkralarına geldi. Nasıl oluyor bilmiyorum ancak ömrümüzün belli bir bölümünde onun özlü sözlerinden muhakkak faydalanıyoruz. Neden unutulmaz olmuş, neden hâlâ sözleri güncel, çok merak ettim. Muhtemelen şu an itibariyle siz de merak etmeye başladınız.
Aslını isterseniz ben onun bu kaderini çok önceden öğrenmiştim ama yine de derin bir araştırma yaptım. Öncelikle Nasrettin hocamızı özetle tanıyalım;
Gerçek adı Nasrüddin Nusrat olan hocamız 1208 doğumlu. Akşehir’in Hortu köyünden. Medrese eğitimi almış ve mizah yönünün yanı sıra ilim olarak da donanımlı bir şahıstır.
Babasının ölümü üzerine memleketine dönüp orada imamlık yaptığı için hoca denmektedir. Neyse biyografisini zaten herhangi bir tarama yaptığınızda öğrenebilirsiniz. Doğduğu yaşadığı öldüğü yere kadar her bilgiye bir arama motorundan kolayca ulaşabilirsiniz. Aslını isterseniz, ben hiçbir yerde yazmayan, hocamızın neden mizahi yönden anıldığını anlatmak istiyorum.
Önce buraya sevdiğim fıkralarından birini iliştirmek isterim. Sonra neden insanların ona güldüğünü öğrendiğinizde çok şaşıracaksınız.

ANASI AĞLAYACAK:
Nasrettin Hoca’nın iki oğlu varmış. Oğullarından biri çömlekçilik biri tarımla uğraşırmış. Çömlekçi oğlunu yanına gittiğinde oğlu; “Baba çok heyecanlıyım, bütün paramı bu çömleklere yatırdım. Hava güneşli olursa zengin olacağım, yağmur yağarsa hepsi çatlayacak ve anam ağlayacak.” demiş.
Oradan ayrılan hoca, daha sonra diğer oğlunu yanına gitmiş. Oğlu; “Ah baba hoş geldin. Bütün paramı bu tarlaya yatırdım. Eğer yağmur yağarsa zengin olurum, yağmur yağmazsa anam ağlar.” demiş.
Nasreddin Hoca sıkıntılı bir halde evine dönmüş. Onu dertli dertli gören hanımı sormuş.
“Ne oldu hoca canın neden sıkkın?” demiş.
Hoca cevap vermiş.
“Asıl dert senin hanım, sen kendi hâlini düşün. Çünkü yağmur yağsa da yağmasa da oğlanlardan birinin anası ağlayacak demiş.”

Daha aklımıza gelen onlarca fıkrası. Parayı veren düdüğü çalar, ya tutarsa, hamam bahşişi, kazan doğurdu, ye kürküm ye gibi hem düşündüren hem güldüren fıkralara her defasında gülebiliyoruz. Peki neden hocamıza gülüyoruz, sebebini bilen var mı? İşte şimdi anlatıyorum.
Nasrettin Hoca gençlik yıllarında dergâhta, medresede yani zamanın eğitim kurumlarında bazen âlimlerin, bazen Mürşitlerin yanında eğitim almıştır.
Eğitim aldığı hocalarından biri müritlerini çok sever ve kerametli kuzusuyla talebelerini doyururmuş. Hocası bu kuzuyu keser, yüzer, pişirir onlarla birlikte yermiş. Karınları doyduktan sonra da Allah tarafından kendisine öğretilen o duayı okur kuzu yeniden dirilirmiş. Yani kuzu yenir, duayla tekrar dirilir, yenir tekrar duayla dirilirmiş.
Fakat hocalarının sıkı sıkı bir tembihi varmış.
“Sakın ben yokken bu kuzuyu kesip yiyelim demeyin.” dermiş.
Gel zaman git zaman hocası kuzusunu bırakıp şehre inmek zorunda kalmış ve gitmiş. Onun gidişinin ardından, uzun zaman geçince talebeleri acıkmaya başlamışlar. Hatta canları kuzu eti istemiş. Hocası sıkı sıkı tembih etse de Nasrettin Hoca artık dayanamamış ve diğer talebelere şu teklifte bulunmuş.
“Ben hocamızın ettiği duayı biliyorum. Gelin kuzuyu keselim yiyelim, dua ederiz dirilir demiş. Etrafındakiler yapma etme deseler de açlık ağır gelmiş ve Nasreddin Hoca’nın teklifine boyun eğmek zorunda kalmışlar. Kuzuyu bir güzel kesmişler, parçalamış, pişirmiş yemişler. Karınları doyduktan sonra hoca kuzunun başına geçmiş, başlamış bildiği o duayı okumaya. Ancak okuyor okuyor kuzu dirilmiyormuş. Etekleri tutuşmuş, bildiği bütün duaları okumuş ancak kuzu dirilmemiş.
Saatler sonra dönen hocası, kuzunun, kemikleri bir tarafta derisi bir tarafta görünce, beyninden kaynar sular dökülmüş, gözleri ateş saçarak çıkışmış.
“Ben size, ben yokken yemeyin demedim mi? Kim yaptı bunu?” deyince, tüm parmaklar Nasrettin Hoca’yı göstermiş. Nasrettin Hoca’mıza beddua etmiş.
“Ah Nasrettin ah! Allah seni bildiği gibi yapsın, kıyamet kopana kadar insanlar seninle dalga geçsin, herkes sana gülsün.” demiş. Aslında keramet duadan çok duayı edendeymiş.
Ne demişler, evliyanın gözünden düşen iflah olmazmış. Hem komik bulduğum hem şaşırdığım bu olayı kimler biliyor bilmem ama sizinle paylaşmak istedim.
Her ne kadar beddua gibi görünse de Nasrettin Hocamız ölümsüz olmuş, güldürse de ders verici olmuştur. İnsanın iyi ki beddua edilmiş diyesi geliyor. Ne tuhaftır ki günümüzde bile hâlâ olayların üzerine fıkraları tık diye oturuyor. Güncel, komik, düşündürücü, ders verici ama kuzuya ve kuzusunu kaybeden hocasına üzülmedim desem yalan olur.
Allah rahmet eylesin, nurlar içinde yatsın. İyi ki Nasrettin Hocamız var.

 

Nigar KAYA

Editör: Elif Ünal YILDIZ

Yorumlar (8)

  1. Bekir SEVİK
    • 30/01/2024

    Keşke daha çok Nasrettin Hocalar geçmiş olsaydı dünyadan. Daha çok güler, daha çok mutlu olurduk. Kaleminize sağlık Nigar Hanım.

  2. Seyhan
    • 16/01/2024

    Çok ilgiinçç!

    • 16/01/2024

    Hiç bilmiyordum. Çok ilginç :)

  3. Harika bir yazı ve bilgilendirme olmuş ❤️ kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık

  4. Neşe Atakan
    • 7/01/2024

    Gerçekten bilgilendiren güzel bir yazı olmuş zevkle okudum kaleminize sağlık 👏👏👏

  5. Ozan Kasım KOL
    • 6/01/2024

    Nasrettin Hoca ile ilgili güzel bir yazı okudum. Nasrettin Hoca' nın Azerbaycan ve Türkmenistan 'da da mezarı olduğunu duymuştum.

  6. Semiray Sezgin
    • 6/01/2024

    Bize ait bir değer olan Nasrettin hocamızı anmamak olmazdı. Ne iyi etmişsiniz Kaleminiz daim olsun.

  7. Damla Anıl
    • 6/01/2024

    👏👏

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nigar KAYA

fisildayankalemler.org sitesinin Başkan yardımcısı ve yazarıyım. Doğma büyüme Çankırılıyım. İlk Orta Lise eğitimimi Çankırı'da gördüm. Anadolu Üniversitesi Laborant ve Veterinerlik bölümünü bitirdikten sonra Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Acil Afet Yönetimi Lisans bölümünü tamamladım. Halen Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okumaktayım. Hemşireyim, hemşirelik mesleğim yanında Yazar-Şairim ve Editörlük yapıyorum. Bir çocuk annesiyim. Oğlum Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi.