KARDELEN 5. Bölüm
- Yazar: Kudret KÖKSAL
- 31 Ağustos 2026
- 11 kez okundu
KARDELEN
5. Bölüm
HOŞÇA KAL KARDELEN, HOŞÇA KAL, ELVEDA!
Bir top kâğıdı bitirdim biraz önce. Şu sayfaya gelene kadar tam bir top kâğıt… Kaç kez doldurdum, kaç kez boşalttım kâğıt sepetini. Çözemediklerim, çözemediklerim, çözemediklerim… Yalnızlıklarım, yapayalnızlıklarım…
Seninle çoğalan, seninle dayanılası olmaktan çıkan, seninle karabasan gibi hayatıma çöken yalnızlıklarım. Evet, ikimiz de yalnızdık Kardelen, yapayalnızdık. Şu an damlaların gözlerimden süzülmesine engel olamıyorum Kardelen.
Önce yapayalnızdım. Sonra nasıl çoğaldım. Dünyayı fethettim. Ancak ve geç olsa anladım ki, aslında yalnızlıklarımdı çoğalan. Yalnızlıklarımdı. Engel olamıyorum damlalara. Kâğıtlara damlıyorlar. Bu benim güçsüzlüğüm mü, aczim mi, iradesizliğim mi, bilmiyorum. Ancak çok iyi biliyorum ki, bunca yalnızlıkları taşıyabilecek takatim kalmamıştır artık.
İnsanların “Boş ver” dediklerini duyuyorum her ortamda: “Boş ver, takma kafana…”
Hiç kimse, hiçbir şeyi önemsemiyor, Kardelen. Duygularım, suçluluğum için yeterli kanıtı oluşturuyor insanlarda. “Boş ver, s..tir et” derken aslında sevginin, aşkın ve güzellik adına ne varsa bu dünyada, her şeyin, evet, her şeyin bir çırpıda ayaklar altına alınışına dayanamıyorum, alışamıyorum.
Değişmesi gereken ne çok şey var? Bu kafalar, bu duyarsızlıklar, boş vermişlik, sevgisizlik, çıkar için satılan insanlık… Ne zaman, ne zaman sona erecek? Ne zaman huzur bulacak kalbim, Kardelen, ne zaman? Ne zaman başımı koyup dizlerine, hiçbir şey düşünmeden, ellerinin başımda dolaşmasıyla huzur bulacağım? Ne zaman son bulacak bu acılar? Ne zaman, ne zaman?
Sırtım nasıl ağrıyor, bilsen… Nasıl sızlıyor altmışı aşkın bıçak sırtımda! Onları oradan kim çıkartacak, Kardelen? Kim? Kim çekip alacak o bıçakları sırtımdan, beni öldürmeden? Ben mi? Bu mümkün değil. O bıçaklardan pek çoğunu kendi sırtıma saplayan bendim çünkü.
Ölüm beni bu bıçaklarla karşılayacak belli ki. Hoş gelsin, sefa gelsin, Kardelen… Hoş gelsin…
1990 – İstanbul
* Bu hikâyenin yanı sıra bir de şiirin vardır bende Kardelen. Benimle yaşıyorlar, yaşayacaklar ve sanırım ölecekler…
KARDELEN
sana gel demeyeceğim
susmak ölümümdür Kardelen
ne sen ateş topusun
ne ben Prometeus
gitme
gitme Kardelen
–
sana gel demeyeceğim
üşürsen adımı fısılda karanlıklarda
bir stradivarius olup inleyeceğim
gitme Kardelen
gitme
sana gel demeyeceğim
sevmek savaşımdır Kardelen
katil bir bıçak gibi suskun ve asi
yangının ortasında bekleyeceğim
sana gel demeyeceğim Kardelen
Roma’da gladyatördü benim atalarım
bense dilsiz bir tutsak ülkemde
yani ne ben Spartaküs’üm
ne sen Astarte
ülkem de tutsak Kardelen
ülkem de
sana gel demeyeceğim
çarmıhlar bizim için Kardelen
korkarsan isteme yüreğimi
asla
asla demeyeceğim
sana gel demeyeceğim Kardelen
ama gel
susmak ölümümdür Kardelen
n’olur gel
29.Haziran 1986 – Ankara
SON
Kudret Köksal
Diğer bölümleri okudunuz mu?

bir karşılaşma beklerdim, uzaktan izleme değil…
şiir harika…
Umarım bir senaristin veya yapımcının dikkatini çeker. Kaleminize yüreğinize sağlik üstadım