ARADA BİR MEZARIMA GEL BABAM… O BANA YETER
- Yazar: Murat Can Ergün
- 31 Ağustos 2026
- 16 kez okundu
ARADA BİR MEZARIMA GEL BABAM
O BANA YETER…
Canım Babam,
Hayat dediğimiz yol, bazen uzun bir hasret, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir yolculuktur. İnsan bu dünyaya ebedî kalmak için değil, ardında güzel hatıralar ve hayır duaları bırakmak için gelir. Bir gün ben de bu yolculuğun son durağına vardığımda, senden tek bir isteğim olacak. Ne gösterişli mezarlar isteyeceğim ne de arkamdan dökülen uzun ağıtlar…
Arada bir mezarıma gel babam… O bana yeter.
Başucumda sessizce durman yeter. Hiç konuşmasan da olur. Ellerini toprağıma koyup derin bir nefes alman, beni düşündüğünü bilmem için yeter. Belki dudaklarından dökülecek bir Fatiha, belki de gözlerinden süzülecek sessiz bir dua… Bil ki bunlar benim için dünyadaki bütün çiçeklerden daha kıymetlidir.
Hatırlar mısın babam? Küçükken elimi hiç bırakmazdın. Yürümeyi senden öğrendim. Düşünce beni kaldıran ilk el senin elindi. Korktuğumda güven bulduğum ilk liman sen oldun. Hayatın zorluklarını anlatırken hep dik durmayı öğrettin bana. “İnsan önce vicdanını kaybetmeyecek.” derdin. Ben de senin öğrettiğin gibi yaşamaya çalıştım. Eğer bir gün benden geriye yalnızca bir mezar taşı kalırsa, bil ki o taşın altında yatan evlat, senin emeğinle büyümüş bir yürektir.
Sakın uzun uzun ağlama babam. Gözyaşının her damlası benim yüreğime dokunur. Ben seni güçlü bilmek isterim. Mezarımın başına geldiğinde, çocukluğumu anlat kendine. Birlikte yürüdüğümüz sokakları hatırla. Bayram sabahlarını, aynı sofrada paylaştığımız ekmeği, bana ilk nasihatini verdiğin günü hatırla. Hüzün değil, tebessüm bırak mezarımın başına. Çünkü ben, seni üzgün değil, dua ederken hayal etmek isterim.
Belki mezarımın üstünde bir papatya açar. Belki bir serçe gelip toprağıma konar. Belki bahar gelir, toprağım yeşerir. İşte o günlerde yolun düşerse uğra bana. Birkaç dakika otur. Sessizliği dinle. Rüzgârın sesine kulak ver. Belki sana ulaşamayan sesim, esen rüzgârın içinde “Babam…” diye fısıldar. Belki hissetmezsin ama ben, senin geldiğini mutlaka hissederim.
İnsan öldüğünde yanında ne malını götürür ne de servetini. Geriye sadece yaptığı iyilikler, yetiştirdiği insanlar ve kendisi için edilen dualar kalır. Eğer ardından dua eden bir baba varsa, o evlat dünyanın en zengin insanıdır. Çünkü babanın duası, göğe açılan en temiz ellerden biridir. Ben de senden başka bir miras istemiyorum.
Eğer bir gün mezarımın başına gelirsen, bana çiçek getirmek zorunda değilsin. Toprağımdan bir avuç alıp sevgiyle okşaman yeter. Taşımdaki ismimi sessizce okuman yeter. “Allah rahmet eylesin evladım.” demen yeter. Bil ki o dua, bana ulaşacak en kıymetli hediyedir.
Babam…
Sen bana yaşamayı öğrettin. Ben de senden ayrıldıktan sonra, unutmamanı değil, güzel hatırlamanı istiyorum. İnsan sevdiklerini gözyaşıyla değil, dualarıyla yaşatır. Ben de senin gönlünde hüzün olarak değil, güzel bir hatıra olarak kalmak isterim.
Şunu hiç unutma: Evlatlar büyür, yaşlanır, bir gün bu dünyadan göçer. Ama bir evladın babasına duyduğu sevgi ne toprakla biter ne de zamanla silinir. Benim sevgim de senin yüreğinde attığın her nefeste yaşamaya devam edecek.
Ve eğer bir gün yolun benim sessiz yurduma düşerse, ne olur boynunu bükme. Gökyüzüne bak, bana bir Fatiha oku, sonra gülümseyerek ayrıl.
Çünkü ben senden hiçbir zaman büyük şeyler istemedim.
Arada bir mezarıma gel babam…
Elini toprağıma koy, bana bir dua et…
İşte o bana yeter.
Can Muradi
Murat Can Ergün
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

anne baba için en acı şey evladını kaybetmektir. bunun tarifi yok…
neden baban mezarına gelsin kronoloji olarak sen onu ziyaret et olur mu?
Yüreğinize sağlik.