DUVARIN ARKASI.
- Yazar: Seda Öztürk
- 1 Ekim 2026
- 17 kez okundu
DUVARIN ARKASI.
Mahallede herkes onu tanırdı. İsmine gerek yoktu. “Hacı” derlerdi. Her konuda fikri vardı. Bilmediği bir şey olduğunda susmaz, daha yüksek sesle konuşurdu.
Bir yandan da ahkam keserdi. Kimsenin yüksek sesle gülmesini sevmezdi. Kadınların kısa etek giymesini günah sayar, gençlerin gece dışarı çıkmasını ahlaksızlık diye anlatırdı. İnsanlar ondan çekinirdi, asıl sevdiği şey de buydu.
Bir Gün
Bir gün karşı apartmana yeni bir kadın taşındı. Mahalledeki ilkokula atanan yeni öğretmen, hoş bir kadındı. Komşular kadının bilgisi ve görgüsünü överken çok duymuştu.
Onu perdenin arkasından izlerken buluyordu kendini. Kadın boşanmıştı. Üstelik yalnız yaşıyordu.
Karşılaştıkları ilk gün;
“Yalnız kadınsın bir ihtiyacın olursa haber ver.” dediğinde tersleneceğini tahmin etmemişti. O mahallenin akil insanıydı. Kimin haddine düşerdi onu terslemek.
“Bekle ve gör öğretmen hanım” demişti içinden.
Ertesi hafta mahallede fısıltılar başladı.
“Gece erkekler geliyormuş.”
“Çok açık giyiniyormuş.”
“Kim bilir ne işler çeviriyor.”
Yalanları mahallenin her yanına yayılıyordu çünkü gerçek Hacının işine hiç yaramıyordu.
Kısa sürede mahalleli öğretmene tavır almıştı. Veliler çocuklarını onun sınıfından almak için okul müdürlüğüne dilekçe vermeye başladılar. Kadının çaresi kalmamıştı, müdürün isteği ile tayinini istedi.
Eşyaların kamyona yerleştirildiği gün gene perdenin arkasında gülerken, öğretmenin ona baktığını fark edip geriye doğru kaçtı. Kadın hızla oturduğu binadan içeri girerken Hacının kalbi yerinden çıkacaktı.
Kapı çaldığında açmamaya karar verdi. Kadın bağırıyordu zile basarken;
“İçeride olduğunu biliyorum, erkeksen aç kapıyı.” Bütün apartman duymuştu kadını.
Hışımla açtı kapıyı.
“Ne istiyorsun be terbiyesiz kadın? Kapıyı kıracan.”
“Her şeyin senin başının altından çıktığını biliyorum. Senin gibi yobazlar yüzünden öğretmen oldum ben. Çocukların beynini yıkamanızı engellemek için bu işi yapıyorum. Senden korktuğumu sanıyorsan yanılıyorsun.” diye bağırıyordu.
Öğretmen karşısında bağırırken, yıllardır özenle ördüğü duvarın arkasından başka biri çıktı sanki. Küçükken sınıfta parmağını kaldırmaya korkan, yanlış cevap verdiğinde arkadaşlarının güldüğü, babasının “Sen zaten beceremezsin,” dediği çocuk…
Büyüdükçe o çocuğun sesini bastırmak için başkalarının sesini kısmıştı. Birinin ondan daha bilgili olması tahammül edilemezdi. Bir kadının ondan daha özgür olması…
Bir gencin ondan daha cesur olması…Bir başkasının bilmediği bir şeyi bilmesi…
Hepsi aynı şeyi söylüyordu ona: “Sen yeterli değilsin.”
Yıllardır başkalarını küçülterek kendisini büyütmeye çalışıyordu.
Bir insanı susturduğunda güçlü hissediyor, bir kadını utandırdığında kendisini temiz sanıyor, bir gencin hayallerini küçümsediğinde kendi başarısızlıklarını unutuyordu.
Ertesi sabah mahallede yeni bir dedikodu başladı. Bu kez hedef başkasıydı.
Hacı kahvesini yudumlarken gülümsedi. Kimse fark etmedi ama o gün yine yüzünde huzur vardı. Çünkü birinin daha hayatını küçültmüştü.
Ve böylece, kendi küçüklüğünü biraz daha az hissetmişti.
Seda Öztürk
Dörtİz
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

başka bir son beklerdim…
Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam.
KALEMİNİZE SAĞLIK