BEYPAZARI
- Yazar: Elife AKGÜL
- 8 Mayıs 2026
- 11 kez okundu
BEYPAZARI
Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat’ın komutanlarındandır Hezar Dinarî. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra Germiyan Beyi Yakup Bey’in komutanı olur.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, burayı fetheden komutan Hezar Dinari’nin, Beğhezar’ın adının verildiği, zamanla Beypazarı’na dönüştüğünden bahseder. Kütahya’yı da Hezar Dinari’nin fethettiği bilinmektedir.
Başkent Ankara’nın güzel ve tarihî ilçesi Beypazarı gezimizden akılda kalanlar:
Sabah erkenden yoldaşım, sevgili oğlumla çıktık yola. Uzun bir yürüyüşten sonra Beypazarı minibüsüne bindik. Yolculuğumuz yaklaşık iki saat kadar sürdü. Bahar yeni gelmiş, her yer yemyeşil. Meyve bahçelerinde elma, erik, ayva ağaçları pembe beyaz çiçek açmış. Hava oldukça serin ve bulutlu, yağmur yağdı yağacak gibi duruyor. Yamaçtaki konakları görünce geldiğimizi anladık. Güzel bir yolculuktan sonra otogara uğrayıp dönüş biletlerinizi aldık. “Bugün kalabalık olurmuş, dönüşte araç bulamazsınız.” dedi şoför. Bir de gezi broşürü aldık ki bize rehber olsun.
Ankara’nın 100 km batısındaki Beypazarı; tarih, kültür, doğa ve turizm şehri olma özelliğini koruyor. Tarihî İpek Yolu üzerinde bulunan Beypazarı ilçesi,
geçmişten bugüne kültürün ve ticaretin merkezi olmuştur. Bu bilgiler ışığında tarihî çarşıda başladık gezmeye.
Burnumuza mis gibi gözleme kokuları gelmeye başladı. Kahvaltı etmeden çıktığımız için önce doymaya odaklandık. Çarşı pazar esnafı dükkânları yeni yeni açmaya başlamış. Kimsenin telaşı yok, gayet sakinler. Yollar, sokaklar tertemiz, gürültü yok. Konaklar restore edilmiş, tarihî doku korunmuş, insan hayran kalıyor. Turlar ile gelenler kalabalık gruplar hâlinde geziyorlar. Rehberler eşliğinde bilgileniyorlar. Bir gözlemecide serpme kahvaltı yaptık. Abartmadan, kararında hazırlanmış bir sofraydı. Aileler çocuklarıyla birlikte sakince kahvaltı yapıyorlar. Telaşsız, sakin yaşam ne güzelsin.
Gözümüz, gönlümüz doydu; hesabı ödeyip gezmeye başladık. Tarihî çarşının içinde, taş sokakta yürümeye başladık. Sağlı sollu cadde boyunca Osmanlı konakları, hamamlar, hanlar, camiler, butik oteller, lokanta ve kafeler, hediyelik eşya dükkânları, müzeler var. Cami bahçesinde asırlık anıt çınar ağaçları bulunmakta.
Müzeler
Tarih ve kültür müzeleri; Yaşayan Köy Yaşayan Müze, Kent Tarihi Müzesi, Türk Hamamı Müzesi, Süreyya Özkan Gaz Lambası Müzesi gezilip görülmesi gereken yerlerden.
Türbeler
Gazi Gündüz Alp; Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in dedesi, Ertuğrul Gazi’nin babasıdır. Rivayete göre Rumlar ile yapılan bir savaşta şehit düşerek buraya gömülmüştür. Kabrinin bulunduğu yere Kayı boyundan kırk kişi bırakılmış, kabre göz kulak olmaları ve orayı yurt tutmaları sağlanmıştır. Her yıl haziran ayının ilk haftası “Gazi Gündüz Alp’i Anma ve Hacet Şöleni” düzenlenmekteymiş.
Karadavut Kuyumcu Tekke, Karaca Ahmet, Kaygusuz Abdal, Şeyh İvaz Dede, Yediler, Kesikbaş Dede türbeleri de bulunmakta. Allah onlardan razı olsun.
Camiler
-
Alaeddin Camii, 13. yy.
-
Akşemseddin Camii, 15. yy.
-
Kurşunlu Camii, 17. yy.
-
Tabakhane Camii, 19. yy.
-
İncili Camii, 19. yy.
-
Baloğlu Camii, 19. yy.
-
İmaret Camii, 19. yy.
-
Yeni Camii, 19. yy. yapılmıştır.
Kurşunlu Camii’nde ziyaret namazı kıldım. İki adet tarihî köprü bulunmaktadır:
-
Karcıkaya Köprüsü (19. yy.): Mundarcı Deresi üzerine, Alaaddin Camii’nin yeniden inşası sırasında yapıldığı belirtilmiştir.
-
Hacılar Köprüsü (17. yy.): Kimir Çayı’na karışan İnözü Deresi üzerine kurulmuştur. Kurşunlu Camii’nin ustaları tarafından yapıldığı rivayet edilir. Kervanların Suluhan ve diğer hanlara ulaşması sağlanmıştır. 1950 yılında belediye tarafından yenilenmiştir.
Yöresel lezzetler bakımından oldukça zengindir. Tarhana, Beypazarı kurusu, yöreye has havuç lokumu, höşmerim tatlısı, yaprak sarması, cevizli tatlı sucuğu coğrafi işaretli ürünlerdir. Termal oteller, kaplıcalar misafirlerine sağlık, şifa dolu tatil hizmeti sunmaktadır.
El sanatları yönünden oldukça zengindir. Deri işlemeciliği, altın-gümüş telkâri sanatı, bakırcılık, dökümcülük, bitkisel ürünler, taş baskı tekstil ürünleri, semercilik, kalaycılık, demircilik ve yöresel giysiler (bindallı) üretimi ticareti yapılmaktadır. Cadde boyunca el yapımı ürünler, şifalı bitkiler, yöresel ürünler satan aileler var. Onlarla kısa sohbetler edip yolumuza devam ediyoruz.
Çarşıdan Hıdırlık Tepesi çok güzel görülüyor. Bayrağımız dalgalanıyor, oraya çıkmadan olmazdı. Yokuş çıkarken iki teyzeyle sohbet ettik. “Tepeye çıkcekseniz aha şuudan kesdirmeden gidiven.” dediler. “Yolun sonundaki sarı evi geçin, demirden aşıverin.” Teşekkür ettik, dedikleri gibi yaptık.
Tepeye ulaştık ve manzara muhteşem. Rüzgârlı havaya rağmen panoramik Beypazarı seyri bizi mest etti. Butik otel ve kafe, kahvaltı salonu vardı. Çay kahve içtik, biraz
dinlendik. Burada mescitte öğle namazı kıldım. Hıdırlık Tepesi oldukça kalabalıktı, baharın nazlı çiçeği gelincikler açmış, kuşlar ötüyor. Burada bolca resim çekildik.
Beypazarı’nı tepeden seyrettikten sonra geldiğimiz yerden indik. İnerken derme çatma evler gördük ama manzarası muhteşem. Akşamı daha da güzeldir. Çarşıyı tekrar gezdik; üç masa örtüsü, baharat, gümüş kolye, üzerlik tohumu, magnet, lokum aldık. Esnaf lokum ikram edip tadım yaptırıyor. Eski ama yenilenmiş tarihî konaklarıyla, müzeleri, camileri, hanları, hamamlarıyla âdeta zamanda yolculuk yaptık.
Gün ikindiye döndü, bu güzel ilçeden ayrılma zamanı geldi. O kadar mutlu oldum ki burada olmaktan, yine geleceğim. Otogara gelirken yine gezdik gördük. Buradan mutlu ayrıldık. Germiyan Beyi komutanlarından Hezar Dinari’nin fethettiği, bu sebepten Beypazarı adını alan bu güzel, tarihî ilçeyi henüz görmediyseniz hemen gezi planına ekleyin. Termali, doğası, tarihî yöresel ürünleri, huzurlu ortamı, zamanda yolculuk yapmış hissi ile mutlu ayrılırsınız.
Elife Akgül
Editör: Elif Ünal Yıldız
Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?
Yörük Kültürü’ne Işık Tutan Romanlarıma Buradan Ulaşabilirsiniz :


Beypazarı; Ankaralıların hafta sonu nefes aldığı harika bir yerdir. İnözü vadisini de çok severim. iyi ki yazmışsın...