Kırmızı Peri Tozları

Kırmızı Peri Tozları

KIRMIZI PERİ TOZLARI

 

Sabah olmuştu. Müge yataktan fırlayıp sosyal medyasına baktı. 

 

 “Hayır! Hayır! Onu takipten çıkarmış olamam” dedi.  

 

Takibe devam ettiğini görünce, endişesi mutluluğa dönüştü. “Peki, dün gece yaşadıklarım rüya mıydı, yoksa çok içtiğim için hayal miydi?” diye düşünürken, hiç kimsenin yorumuna cevap vermeyen ressamın sadece onun gönderisine eklediği kırmızı kalbi duruyordu. Yüzündeki garip, düşünen, mutlu gülümsemeyle bir süre kaldı.

 

Yapacakları aklına gelince, telefonu elinden bıraktı. Koşturmaya başladı. 

 

Oğlunu okula gönderdikten sonra evden çıkıp, yalnız başına alışveriş merkezinde dolaşmaya başladı. Kendisini anlamadıklarını düşündüğü için kimseyle görüşmek, konuşmak istemiyordu. Bütün sırlarını anlattığı en iyi arkadaşı aynadaki aksiydi. 

 

Eskiden akşam yemeğini hazırlarken, arayıp hangi yemeği istediğini sorduğu kocası artık aklına hiç gelmiyordu. Oğlu ile yemeğini yedikten sonra dersini bitirmesine de yardım etti ve yatırdı.  Sonra her akşam  yüzüne yapışan mutsuzlukla geçtiği odasına, bugün ressam sayesinde daha mutlu geçti. 

 

Kadehini doldurup yatağına ayaklarını uzatarak, duvardaki mindere sırtını yasladı. 

 

Sosyal medyadan takip ettiği ünlüler arasında, güzelliğiyle, cesaretiyle, başarısıyla hayran olduğu aktris Lale de vardı. Her zamanki gibi gönderisini beğendi.  Sonra ressamın sayfasına geçti.  Yurt dışında yapacağı resim sergisinin afişini hikayesinde paylaşmıştı.   Afişte parlak kırmızı zemin üzerine çizilmiş siyah saçlı bir kadınla dans eden adam silueti vardı.

 

“Keşke sergi İstanbul’da olsaydı; kesin giderdim” diye iç geçirdi. Gönderiye “Mutlaka geleceğim” yazdı. Çok geçmeden ikinci kırmızı kalp gelmişti.

 

Her akşam düşünceleriyle aynı sözleri olan şarkılar çalardı. Şaşırırdı. “Tesadüfe bak” derdi.  “Şimdi de Elbet bir gün buluşacağız çalıyor” dedi. Yine hayallere daldı…  

 

Müge, serginin girişindeki kokteyl salonuna adım attığında ressam onu fark ederek yanına geldi. Kırmızı elbisesine hayran hayran bakan gözlerini onun gözlerine getirdi ve orada bıraktı. Bir süre öyle kaldılar. Sanki o anda fotoğrafın içinde cansız gibiydi bütün kalabalık. Sadece kenetlenmiş iki çift gözle, elini uzatan ressam canlıydı. Müge bir adım attı. Titreyen sıcacık elini onun elinin sıcaklığına bıraktı.   Hafif müziğin eşliğinde, patlayan flaşların ışığında uzun uzun dans ettiler…

 

Islak gözlerini açtı. Odasında tek başınaydı.  Cama vuran yağmur damlalarının süzülüşü gibiydi gözyaşları. Kadehini komodinin üzerine bıraktı.   Lambayı, televizyonu, telefonu kapattı. Yorganı üzerine çekti. 

  

Günler böylece geçiyor, ressama bağlılığı artıyordu. Nihayet serginin açılış günü gelmişti. Ressamın sosyal medyasından canlı paylaşım yapılıyordu. 

 

Müge seyrettiği için oradaymış hissiyle “Söz vermiştim, geldim. Seyrediyorum.” yazdı. 

 

İçinden “Biliyorum yazdıklarıma bir kalp daha bırakırdın. Paylaşımı başkası çektiği için cevap veremedin. Sorun değil.  Beklerim aşkım” diye geçirdi. 

 

Ressam açılış kokteylinde yaptığı konuşmanın ardından kadeh kaldırdı. Sonra bir kadınla dans etmeye başladı. Müge’ye tanıdık gelmişti. Görüntü yaklaştıkça onun Lale olduğunu anladı.  Kötü hisseti “Bu tesadüfü hiç sevmedim” dedi. 

 

Samimiyetleri, göz göze bakarak dans etmeleri, yakınlıkları, birbirine gülümsemeleri… İzlemeye tahammül edemeyip, telefonu yatağın üstüne fırlattı.  “O benim aşkım. Sende benim çok sevdiğim arkadaşımsın.  Bunu bana yapamazsınız” dedi.

 

Ertesi gün dayanamayıp Lale’nin sosyal medyasına baktığında, ressamla Lale’nin bayağı samimi fotoğraflarını gördü. 

 

Elindeki kadehi aynaya savurup, “Senden nefret ediyorum. Sen de aynısın” diye bağırırken, odasının kapısı aniden açıldı!

 

Devam edecek…

 

Hatice Çakır

Dörtİz

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

Siyah Peri Tozları

 

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    gidiş fena, platonikten takıntıya mı dönecek?

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Merakla devamını bekliyoruz. Yüreğinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hatice ÇAKIR

Hatice Çakır 1968 yılında İstanbul’da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim Beyoğlu’na bağlı Hasköy’de geçti. Evliyim; Berat Can ve Cansu adında harika iki çocuk annesiyim. Anadolu İşletme Fakültesi İş İdaresi Lisans mezunuyum. Muhasebe alanında on yıl boyunca kariyerime devam ederken, ara verdiğimi düşündüğüm işime hiç dönemedim. Bir baktım ki emekliyim. Üç yılımı Kazakistan’ın Almatı şehrinde yaşadım. 2014 yılından bu yana İzmir’de yaşıyor, son yıllarımı ise Urla’nın Enginar bahçeleri arasında sürdürüyorum. Pazarcı bir baba ve işçi bir annenin tek kızı olarak gecekonduda büyüdüm. “Hayatım roman olur” düşüncesiyle küçük notlar, tarifler, defterler, dosyalarla yıllarımı geçirdim. Son yıllarda senaryo yazarlığı, master yazarlık, öykü yazarlığı eğitimleri alarak yazma serüvenime daha disiplinli bir şekilde devam ediyorum. Okuma gruplarında kitap sunumu, tiyatro gruplarında oyunculuk denerken Necati Cumalı’nın Gülsüm Kıza Ağıt isimli öyküsünü tiyatroya uyarlayıp, yönetmenliğini de yaptım. Tabii amatörce. Şairler ve Bestekarlar Derneği ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Derneği üyesiyim Urla Halk Eğitim Merkezi’nde Türk Sanat Müziği Korosu’nda Korist olarak yer alıyorum. Yazılarım BKS, Gökkuşağı ve Deliler Tekkesi dergilerinde yayımlandı. Yedi arkadaşla birlikte “Kalemin Yolu Yazın Grubu”nu kurarak ortak dilde roman çalışmaları gerçekleştirdik. Kitaplarım: 2022: Derinlerdeki Işık kitabında yer alan “Son Roman” adlı öyküm yayımlandı. 2023: Hikayelerle 300 Tarifli Enginar Kalbine Yolculuk kitabımda, üç yüz enginar yemeği tarifinin yanı sıra ilk yetmiş iki sayfada yer alan dört öyküyle edebiyat ve gastronomi dünyasını bir araya getirmeyi amaçladım. 2025: Gizli Kalan Şeyler adlı kitapta, dört yazarın onar öyküsüyle ortak bir eser ortaya koyduk. Bu dört yazar olarak WhatsApp grup ismimize “Fakirhane” desek de, çevremize olan mütevazı duruşumuzla kendimize “DÖRTİZ” adını verdik. Dörtiz’den her hafta bir yazarın yazısı, bir yıldır Dokuzda9 gazetesinde yayımlanmaktadır. “İşçi çocuklarının okuma yazma aşkı bir başka olur” diyerek çıktığım bu yolda, bana yol açan çiçeklerin izinden gidiyor; ben de kendi yoluma yeni çiçekler bırakarak ilerliyorum.