CAMIN ARDINDANKİ KADIN
- Yazar: Soner IRMAK
- 1 Aralık 2025
- 42 kez okundu
CAMIN ARDINDANKİ KADIN
BÖLÜM 8 — SON KAPI
Zeynep nefes almakta zorlanıyordu. Göğsünde görünmeyen bir ağırlık vardı; sanki biri üzerine oturmuş, ciğerlerini sıkıştırıyordu. Masanın üzerinde duran defter açık, sayfaları hareketsiz bekliyordu. Sanki onun kararını bekleyen bir hasta gibiydi.
Karşısındaki adam — doktor olduğunu söyleyen kişi — gözlerini kaldırdı.
“Zeynep,” dedi yavaş ve net,
“Bu kliniği sen kurdun. Bu odaları sen çizdin. Aynaları sen çoğalttın. Şimdi kendini buradan çıkarman gerekiyor. Yoksa burada kalırsın. Sonsuza kadar.”
Zeynep başını kaldırdı, gözleri boştu.
“Klinikte başka hastalar vardı,” dedi fısıltıyla. “Kadınlar… çocuklar… hemşireler…”
Adam yutkundu. Bu soru zor olandı.
Onun sessizliğinde ağır gerçek saklıydı.
“Onlar sensin,” dedi.
“Hepsi. Her odada, her koridorda, her aynada gördüğün kişi — senin parçan.”
Zeynep nefesini tuttu. İçinde bir şey kırıldı.
Yıllarca kaçtığı, unuttuğu, gömdüğü yüzler teker teker zihninde toplandı.
Çocuk Zeynep, okul sırasındaki Zeynep, babasına yalan atan Zeynep, geceleri yazı yazan Zeynep, sessiz Zeynep, bağıran Zeynep, siyah mantolu Zeynep…
Hepsi aynı anda fısıldadı:
Biz hiç kaybolmadık. Sen sadece bizi susturdun.
Masa titredi. Lambalar patladı. Odanın duvarları yavaşça kaymaya başladı; sanki oda nefes alıyordu.
Aralık kapı büyüdü, genişledi — ve Zeynep artık bir klinikte değil, uçsuz, karanlık bir koridordaydı.
Bu koridor onun beyniydi.
Ve en sonunda sadece tek bir kapı vardı.
Kapının üzerinde yazıyordu:
ÇIKIŞ
Altında küçük bir satır daha:
Ancak biri gider. Hangisi?
Zeynep kapıya yaklaştı.
Kapının önünde iki gölge belirdi.
Birincisi Zeynep’in tanıdığı yüz: yorgun, kırılgan, korkmuş — kliniğin içinde sürüklenen, yıllardır gerçeği unutan Zeynep.
İkincisi ise siyah mantolu olan: güçlü, sessiz, kararlı — tüm acıyı taşıyan ama saklayan Zeynep.
İkisi aynı anda konuştu:
Biri fısıldadı:
“Ben insanım. Gitmek istiyorum. Yaşamak istiyorum.”
Diğeri net söyledi:
“Ben gerçeğim. Sensiz yaşayamazsın. Ama ben sensiz devam edebilirim.”
Zeynep’in boğazı düğümlendi.
Kapı bekliyordu.
Sadece biri geçebilirdi.
İnsan olan Zeynep ellerini birleştirdi, gözleri doldu.
“Ben acı çektim,” dedi.
“Susturdum, kaçtım, saklandım ama yaşamak istedim. Kalbim vardı.”
Siyah mantolu olan sakin cevapladı:
“Kalbin seni parçaladı. Ben seni korudum.”
İkisi de ona ait olduğu halde — biri gitmek, diğeri ise kalmak istiyordu.
Zeynep dizlerinin üzerine çöktü.
“Hangimiz gerçek?” diye sordu.
Ve karanlık cevap verdi — hem odadan, hem koridordan, hem kafasının içinden gelen bir sesle:
“Gerçek, acıyı taşıyabilenindir.”
Zeynep ayağa kalktı.
Elleri titriyordu.
İki haline birer kez baktı.
Sonra ileri bir adım attı…
…kapıyı tuttu…
…ve birini seçti.
Hangisini seçtiğini kimse bilmedi. Çünkü o an ışık söndü.
Sadece kapının kapanma sesi yankılandı.
Tık…
Ardından defter kendiliğinden kapandı.
Ve son sayfaya tek bir cümle yazıldı:
“Uyanan sensen… hangin olduğunu bilmeyeceksin.”
Devam edecek…
Yazan: Soner IRMAK
Edirör: Nigar KAYA

[…] CAMIN ARDINDANKİ KADIN […]