Sosyal Medyanın Hayatımızdaki Yeri…

Sosyal Medyanın Hayatımızdaki Yeri…

SOSYAL MEDYA MI, SOSYAL TEHLİKE Mİ?

Özellikle bu başlığa değinmek istedim. İnsanların maalesef özel yaşantısı kalmadı.

Sosyal medya üzerinden her şeyi paylaşır oldular. Bir dakika, lütfen genelleme yaptığımı düşünmeyin.
Elbette ki özel anılarını ve sevdiklerini paylaşarak sosyal medya hesabını ufak bir günlüğe dönüştürmek oldukça anlaşılır.

Öte yandan, internet üzerinden kazanım sağlamak ve gelir elde etmek uğuruna -kimse kusura bakmasın- tabiri caizse “soytarılık” yapanlar da var.
Bu tarz paylaşımların artması ile insanların sosyal medyaya güveni dibi boylamış durumda. Fikrimce bu gibi içeriklerin en tehlikelisi, en korkuncu ise çocuklarının her anını paylaşan; doğumundan tutun hangi okula gittiğinin bilgisinin dahi hiç çekinmeden gözler önüne seren, kendi çocuğunun geleceğini tehlikeye atan ebeveynlerin hesaplardır.

Yeni doğmuş bir bebeğe ailenin hesap açması her türlü çocuk vahşetine davetiye çıkarır, unutulmamalıdır ki bir defa internete düşen daima orada kalır; silinemez, yok olamaz, buhar olup uçmaz. Siz içeriği kaldırdığınızı, paylaşımı geri aldığınızı zannedebilirsiniz fakat bu yalnızca internet aleminde uçuşan platformlara duyduğunuz güveni artırmak için oluşturulmuş bir illüzyondur.
Bir kez internette olan, sonsuza dek oradadır.
Konunun farklı bir noktasına değinecek olursam, her yaşadığımız anı, her bir dakikamızı ve en ufak bir hatıramızı dahi yayınlamanın ne kadar makul olduğu sorusuna dikkat çekmek isterim.

Sürekli fotoğraf çekme, paylaşım yapma, sosyal medyanın hızına yetişme çabasında olduğumuzdan üzgünüm ki anı kaçırıyoruz. Kaldı ki mahremiyet kavramından yoksun yaşamak ve hayatımızı bu denli yansıtmak ne kadar doğru?
Mahremiyetin önemi bir yana, sosyal medyanın insanoğlunu esir aldığı inkar edilemez bir gerçek.

Telefonumuzun tuşları adeta bir perçenin hırçınlığıyla bizleri yakalayıp avucunun içine alırken teknolojinin kirli dünyasında değerli vaktimizi nasıl da çarçur ediyoruzdur kim bilir!

Kanımca internet ve sosyal medya yapışkan bir örümcek ağıdır. Bir kez değdiniz mi yapışır kalır, kendinizi silkeleseniz de kopamazsınız.

Bundandır ki, özellikle de vaktimizin bu denli önemli olduğu bu çağımızda, verime dönüştürebileceğimiz dakikaları savurganca sosyal medyada harcamamanızı rica ediyorum.
Son olarak şunu da söylemesem olmaz:

Arkadaşlar, yapmayın! Sosyal medya üzerinden dolaylı veya dolaysız yoldan insanlara söz söylemeyin, laf atmayın, aşağılamayın, hele kimi zaman hakaret ve ağır argolarla seviyesiz diyaloglara kesinlikle girmeyin.

Eğer A kişisiyle görüşmek istemiyorsanız onun da bir adabı olduğunu hatırlatmak isterim. Her şeyi saygıyla ve yapıcılıkla çözmek şart.

Hatalarını doğrudan -veya şöyle diyeyim, size doğru gelmeyen şeyleri- yayınlamadan kibarca eleştirinizi sunmanız en doğrusu olacaktır.

Uzlaşamıyorsanız ise ilişkinizi kesersiniz, kimsenin kalbini kırmanın lüzumu yok.

Kimliğimiz gizli diye kendimize siyah bir yüz maskesinin ardında gizlenen suçlular gibi davranmayı yakıştırmayalım, ne de olsa en büyük erdem saygıdır.
Saygılar…

Yorumlar (2)

  1. Gizem
    • 18/01/2024

    Sosyal medya bence bağımlılık, her ne kadar kabullenmek istemesek de bu böyle ve yanlış ellerde kullanılınca koca bir kabus

  2. Mehmet Ünal
    • 14/01/2024

    Kalemine yüreğine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elif Ünal Yıldız

fisildayankalemler.org online gazetemizin Kurucusu, Başkanı ve Baş Editörüyüm. Aynı zamanda makale ve köşe yazarlığı yapmaktayım. 1986 İstanbul doğumluyum. Kamu Yönetimi mezunuyum. Mesleğim Yönetici ve yazar. Umuda Yolculuk adında basılmış bir romanım var. Şuanda ikinci romanımı yazıyorum.