Orman

Orman

Orman;

Bir sürü yolculuk yaptım hayatımda. Kimi zaman ıssız ve kurak yollardan kimi zaman da yeşilin mavinin buluştuğu yollardan geçtim.

Can verdim, sıfat verdim bazen isim verdim gördüklerime. Kimisi gözümde yetim bir çocuktu, kimisi kibir abidesi kimi nazlı gelin kimisi de şımarık bir çocuk.

Beni en çok etkileyen, nefes aldığımda ciğerlerimden taşarcasına oksijen veren ormanlar oldu. Önceden kocaman bir tefekkürle izlediğim o müthiş manzarayı, savunmasız bir çocuk edasıyla görmeye başladım.

Hatta korktum hoyrat acımasız eller değecek diye. Korktum yaz gelecek yine saçlarını yolacaklar, yollarına dikenli teller serecekler diye. İçim acıdı ve onu yaratana emanet ettim her seferinde.

Ne kadar savunmasız ve güzeldi. El değmemiş bir gelindi sanki ve ben onu bir anne, bir baba edasıyla korumak istiyordum ama elimden hiçbir şey gelmiyordu.

İnsan bir resme bakarken mest olur mu? Ben oluyordum ve bildiğim bütün duaları ediyordum onun bir dalına bile zarar gelmesin diye.

Ya yine kırarlarsa ya yine yakarlarsa, ya yine ona sığınmış canlıya zarar verirlerse diye ruhumu karartan düşüncelere kapılıyordum.

Benim, bizim bakmaya doyamadığımız, bir çiçeğini kopartmaya, bir dalını kırmaya, bir hayvanını üzmeye kıyamadığımız ve hatta bize değil onu yakıp kavurana bile faydası olan bu muhteşem güzelliğe nasıl kıyıyorlardı?

Aklım almıyor, içimden akla gelebilecek tüm hakaretleri savurmak ona zarar vereni bir anne edasıyla yakalayıp ders vermek istiyordum.

Anlamıyorum, nasıl kıyılır bu güzelliğe? Hani bir Kızıl dereli atasözü vardır. “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” diye. Dünyanın bu güzelliğine zarar verdiklerinde zannediyorlar ki o facia sadece o ülkede kalacak. Oysa bir vücut gibi gördüğüm bu dünyada bir yerde sancı varsa başka bir yerde rahat olamaz.

Kötülük insana yapılmaya çalışılırken doğaya hatta başkasına yapılmaya çalışılırken bilmiyorlar, o kötülük aslında herkesi ilgilendiriyor. Bilmiyorum ki ortalama 60-70 yıl ömür yaşayacak insan, neden misafir olduğu yurduna zarar veriyor?

İnsan anaya, yuvasına, hastanesine, çaresine ve nefesine neden zarar verir neden? Gözyaşlarımı tutamıyorum, güzellikler yok edildikçe. İnsanlığın yok olması, doğanın yok olmasıymış ne yazık…

Ne yazık geride kalan nesle, ne yazık dünyayı çürütmeye çalışan çürük zihniyetlere. Evet bir gün herkes anlayacak “Paranın yenecek bir şey olmadığını.”

 

Nigar KAYA

Baş Editör: Elif ÜNAL YILDIZ 

Diğer Yazılarımı Okudunuz mu?

https://fisildayankalemler.org/ney/

 

 

 

Yorumlar (3)

  1. Harikasın arkadaşım ❤️🧿

  2. Zeynep
    • 17/03/2024

    Yine duygularımızı yansıtmışsınız kalemine yüreğine sağlık

  3. enes
    • 17/03/2024

    BA-YIL-DIMMM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nigar KAYA

fisildayankalemler.org sitesinin Başkan yardımcısı ve yazarıyım. Doğma büyüme Çankırılıyım. İlk Orta Lise eğitimimi Çankırı'da gördüm. Anadolu Üniversitesi Laborant ve Veterinerlik bölümünü bitirdikten sonra Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Acil Afet Yönetimi Lisans bölümünü tamamladım. Halen Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde okumaktayım. Hemşireyim, hemşirelik mesleğim yanında Yazar-Şairim ve Editörlük yapıyorum. Bir çocuk annesiyim. Oğlum Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi.