KAZA
- Yazar: Asude SUNGUR HERGÜLÜ
- 23 Eylül 2026
- 10 kez okundu
KAZA
11 Haziran 2025 tarihinde İstanbul Kıyı Emniyet Müdürlüğünden gelen haber, gözlerin İstanbul Boğazına çevrilmesine neden olmuştu. İlk edinilen bilgilere göre, sabah altı sıralarında Kadıköy açıklarında antrenman yapan bir kano, seyir halindeki yolcu vapuruna çarpmıştı. Devrilen kanodan dört sporcudan üçü yaralı bir şekilde kurtarılırken bir sporcunun kayıp olduğu öğrenilmişti…
Genel yayın yönetmeninin sesi odada yankılandı. “Yarım saate yazıyı masamda istiyorum.” Telaşlansa da gözlerini bilgisayar ekranına adeta kilitledi. Başlık ne olmalı diye düşündü “Kaza Değil Cinayet…” aklına ilk geleni not aldıktan sonra yazmaya devam etti. Aylar sonra tekrar açılan soruşturma sonucunda yakın arkadaşı tarafından denizde öldürülen C.K.’nın cesedi katilin yakalanmasında en büyük kanıt oldu…
***
Gece mesaisinin bitmesine iki saatten az kalmıştı. Biraz daha dayanmak için içtiği üçüncü kahvenin son yudumunu henüz almıştı ki telefonu çaldı. Kadıköy açıklarında deniz kazası meydana gelmişti. Boştaki kameraman ile hemen olay yerine intikal etmesi ve sabah bültenine haberi yetiştirmesi talimatı, ayılmasına kahveden daha çok yardımcı oldu.
Olay yerine vardığında ambulanslar ağır yaralı olan sporcuyu hastaneye götürmüştü. Diğer iki sporcu ise ayakta tedavi edilirken polis sorguya başlamıştı. Kameraman olay yerinin görüntülerini kayda alırken, muhabir ise sessizce polis barikatını aşarak ambulansların yanına yaklaştı. Kaptan olduğu öğrenilen kişi, akıntıya kapılarak antrenman sahasından çıktıklarını ve aniden çıkan sert rüzgarla kıyıya bir türlü dönemediklerini anlatırken sesi oldukça telaşlıydı. Konuşmasının arasında sürekli Cenk isimli kayıp sporcuyu soruyordu.
Polis memurları diğer sporcuya yöneldi. Sorguyu çabuk bitiren memurların hızla alandan ayrılması dikkat çekti. Polis, gazetecilerin sorularını soruşturma gizliliği gerekçesiyle yanıtsız bırakılırken, az önce polislerin önünde ağlamaktan konuşamayan sporcunun yalnız kaldığı anda yüzünde beliren tebessüm muhabirin gözünden kaçmadı.
Normal seyirde devam ederken kör noktada son anda bir kano gördüklerini ve tüm çabalarına rağmen çarpışmanın gerçekleştiğini belirten yolcu vapurunun kaptanı ve mürettebat aynı ifadeyi vermişti. Kanonun şiddetli çarpışma sonucu devrildiğini ve suda dört kişiyi gördüklerini, sahil güvenliğe haber verdikten hemen sonra kaptan dahil üç görevli denize girip sporcuları kurtarmaya çalıştıklarını belirtti. Yolcular ifadelerinde sporcular birbirlerine yardım etmeye çalıştıkları konusunda hemfikirdi. Bir yolcunun ifadesi ise diğerlerinden farklıydı. Yolcu, denizdeyken birbirlerine yardım etmektense daha çok boğuşuyor gibi göründüklerini söylese de mesafenin fazlalığından dolayı emin değildi.
Kayıp sporcunun cansız bedeni bir hafta sonra Burgazada kıyılarında bulunduğunda ceset tamamen tanınmaz hale gelmişti. Adli tıp raporu sonucunda kişinin kaybolan sporcu C.K. olduğu doğrulanırken, rapordaki maktulün üzerinde koruyucu ekipmanı olmadığı ifadesi muhabirin dikkatini çekti. Haber başlığı olarak bu detayı verdiğinde kimse üzerinde pek durmadı.
Olayın meydana geliş şekli ve nedeni ilk günlerde tartışma konusu olmuşsa da olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları ve ifade sorgu kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu görünüyordu. Olay kaza olarak kapatıldıktan sonra kameralar karşısında sıkça beliren iki sporcu tüm ülke tarafından kısa zamanda tanınır hale geldi. Kim oldukları, bu sporla neden ilgilendikleri ve olay anı detaylıca ve defalarca konuşulurken; bir sporcu, özellikle kameraların önünde olmayı tercih ediyordu. Kano ekibinin kaptanını bile geride bırakarak ünlenen kişinin özellikleri arasında su sporlarının birçoğuyla çocuk yaşlardan beri ilgilendiği, dalgıç ve can kurtaran olarak yaklaşık üç yıl çalıştıktan sonra kano ekibine katıldığı öğrenildi.
Olayın ilk anlarından itibaren soruşturmayı takip eden muhabir, sağ kurtulan sporcularla yaptığı röportaj sırasında aklındaki soruyu sormaktan kendini alamadı: “Lisanslı bir cankurtaran olarak, ekip arkadaşınızı kurtaramamış olmak size ne hissettirdi?
Bir ay sonra yoğun bakımdan çıktığını öğrenen muhabir ilk röportajı yapabilmek için emrivaki girdiği hasta odasında duydukları karşısında büyük bir balık yakaladığının farkındaydı ve tüm kuşkuları doğru çıkmıştı.
Tüm ipuçları Ali’yi gösterse de somut bir delil olmadığından adım atmakta zorlanan savcı yoğun bakımdan çıkan sporcunun röportajı kendisine ulaştığında aradığı delili nihayet buldu. Olay günü henüz gün ağarmadan antrenman sahasına geldiğinde Ali’nin orada olduğunu, yanında maktulün bulunduğunu ve ikisinin de oldukça sinirli olduğunu belirten sporcu; yanlarına gidip neden tartıştıklarını sorduğunda ise Cenk’in elindeki ilaç şişesini sallayarak, ‘Bugün öğreneceksin, herkes öğrenecek!’ dediğini ifade etti.
Üç ay sonraki büyük yarış için hazırlıklar tüm hızıyla sürerken altı kişilik ekip üyelerinden biri aniden rahatsızlanınca yedek sporcu olarak son anda yarışlara katılan Ali oldukça dikkat çekici biriydi. Hırsı, bitmek bilmeyen enerjisi ile kısa sürede kendini sevdirmişti. Başka spor disiplinlerinden gelmesine rağmen kanoda oldukça iyi ilerliyordu. Koçun gözüne kısa sürede girse de mevcut kadroda ona yer yoktu. Tam da bu zamanda şans yüzüne güldü ve ekipten bir sporcu nedeni belli olmayan bir hastalık yüzünden sporu bırakmak zorunda kaldı.
Savcının tekrar açtığı dosya titizlikle incelenmeye başlandı. Tekrar ifadeye çağrılan görgü tanıklarının anlattıkları daha kapsamlı olarak ele alındı. Çarpıcı ifadeler ve bilir kişi raporları tekrar incelendi. Örnek simülasyon hazırlanıp incelendiğinde ise ortaya tek bir sonuç çıkıyordu. Kazaya sebebiyet veren unsurlar zayıftı ve kişilerin tecrübesi ile kaza önlenebilirdi.
Kano kaptanının aylar sonra verdiği ikinci ifadede dikkat çeken ayrıntılar yer aldı. Antrenmanlara kısa süre önce katılan Ali, olay günü ilk kez dümenci olarak görevlendirilmişti. Akıntının ters yönde olduğu konusunda birkaç kez uyarılmasına rağmen rotasını değiştirmediği ve yönünü korumakta ısrar ettiğini ifadesine ekledi. İlk günler bu detayın aklına gelmediğini söyleyen kaptan üzerinden zaman geçtiğinde ve daha sağlıklı düşünmeye başladığında böyle davranmasından rahatsız olduğunu ayrıca belirtti.
Olay anında alınan ilk ifade tutanakları tekrar incelendiğinde farklı ifade veren yolcu tekrar çağrıldı. Yolcu, tereddüt etse de ifadesini tekrarladı. Denizde yardıma giden mürettebat ile yapılan görüşmede ise söylediği bir cümle dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Görevli, sürüklenen sporcunun peşinden yüzmek istediğini ama Ali’nin kendisini durdurup, o çok uzakta önce beni kurtar dediğini ifadesine ekledi. Daha önce neden bunu söylemediği sorulduğunda ise kendisinden yardım isteyen ve sağ olan kişiyi kurtarmanın o an için daha doğru geldiğini söyledi.
Günler süren sorgu sürecini yakından takip eden muhabir, haberi ilk yayımlayan kişi olabilmek için her fırsatta savcıya sorular yöneltiyordu. Ancak muhabirin asıl amacı, zihninde büyük ölçüde şekillenen haberin son doğrulamasını savcının ağzından duymaktı. Savcının üzerinde durduğu tek soru ise olay anında maktulün üzerinde can yeleği ve kask bulunup bulunmadığıydı. Savcı, bu soruyu tüm tanıklara tek tek yöneltti. Alınan ifadelerin tamamı aynı noktayı işaret ediyordu: Tanıklar, maktulün son anlarına kadar koruyucu ekipmanlarını üzerinde taşıdığını doğruluyordu.
devamı gelecek…
Asude Sungur Hergüllü
Dörtİz
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

harika bir kaleminiz var. Zeytini Beklemek hikayenizde de bu duyguyu yaşamıştım. hep yazın…
Örgü ve ifadeler çok güzel. Yürekten tebrik ediyorum.