İçimdeki Çığlık: Uyanın!

İçimdeki Çığlık: Uyanın!

İçimdeki Çığlık: Uyanın!

Yazmanın eylemsizliğine düştüm. Yazma güdüsü alıp götürürken bir anda durdu her şey… Zaman durdu… Beynim durdu… Kelimeler sustu bir anda, anlatmak isteyip de anlatamadıklarıma… Sonra… Eylemler durdu zamanın boş bulduğu anlamsız düşüncelerimde…

Etrafımızdakilerle paylaşamadıklarımızı uzaktakilere, benim gibi olanlara anlatmak istemiyorum artık! Benim gibi olanların yaptığı aynı. Çoğu “klavye delikanlılığı” dese de farkında olmalıyız artık. Önceden mesajlarda bir dürt düğmesi vardı ya, işte öyle dürtmeliyiz belki de yakınlarımızı.

• Farkında ol!
• Farkında mısın?
• Dünya gidiyor, elimizde son kalan kale insanlığımız…

Susmak çözüm diyorum bazen. Bakıyorum, her geçen gün daha da kavruluyor duygularım. Sonra dayanamıyorum, çığlık atmak, bas bas bağırmak, “Uyanın!” demek geliyor içimden:

 

• Uyanın!!!

Nasıl bu hale geldik? Ne kadar suçluyuz her birimiz önemli değil. Geç değil, şu an artık ne olur uyanın!

Doğamızda yaşam güdüsü var, biliyorum. Her canlı yaşamak ister, anlıyorum. Anlayamadığım: Dünya var olmadan var olmayacağımızı, yaşanacak bir tek dünya olduğunu anlayamadığınız… İçim acıyor, kalbim yanıyor, boğazım düğüm düğüm, anlayın… Ölen her bir çocuğun, yok edilen her canlının, kesilen/yanan her ağacın annesiyim. Anne yüreği dayanmaz denir ya, dayanamıyorum…

Sınırları, çıkarları, emirleri, grupları boş verin, lütfen bir annenin yüreğini dinleyin. Yüreğim dağlanıyor. Lütfen şefkat ve merhametlerinizi kontrol edin. Sevgiyle dokunduğunuz hangi yürek size geri dönmez? Gözün gördüğünü hangi dil söylemez? Söyleyin…

Gözyaşlarımın nedenini söylemiyorum, anlayın. Siz de yüreğinizi dinlediğinizde gözyaşlarınız ne için akıyorsa lütfen yazın. Söz veriyorum hepsini tek tek okuyacağım. Gelin, tek tek sözünüzü kesmeden gözlerinizin içine bakarak dinleyeceğim. Sahi, artık akıyor mu gözyaşlarınız? Ulaşabildiniz mi onlara? İşte o zaman, orada ben varım. Tüm zehirler akana kadar dünyadan hepsini yutmaya hazırım. Yeter ki yeniden başlayalım…

Yıldız Tek Gamlı

Editör: Murat Çatal

Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal Yıldız

Bu yazının bütünü yazarına aittir.

Bir önceki yazımı okudunuz mu?

BAYRAM SONRASI KUTLAMASI

https://tr.wikipedia.org/wiki/Fark%C4%B1ndal%C4%B1k

 

 

Yorumlar (1)

  1. Yusuf Dal
    • 10/07/2024

    Kalemine sağlık dostum👏🏻💐

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yıldız TEK GAMLI

1976 yılında Ankara’nın Altındağ ilçesinin bir semti olan Doğantepe’de büyüdüm. Aslen Nevşehirliyim. Tipik bir Anadolu ailesinin altı çocuğundan biriyim. Konya Selçuk Üniversitesi Akşehir M.Y.O. Muhasebe bölümünü bitirmek dışında Ankara’dan ayrılmadım. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sağlık İşletmeciliğini tamamladım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce öğrendim. Bu arada Ankara Tabipler Odası’ndan Hastane Yönetimi eğitimini bitirdim. Tüm bu eğitimleri tamamlarken Ankara Özel Güven Hastanesi’nde 7 yıl çalıştım. Evlenince kendi sağlık işletmemize geçip 4 yıl Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü yürüttüm. AÇEV (Anne-Çocuk Eğitim Vakfı)’le tanışıp, gönüllü annelik yaptım. Çocuklarla daha mutlu olduğumu fark edince Çocuk Gelişimi ve Eğitimi’ni bitirip, 2 yıl devlet okullarında sözleşmeli, 2 yıl özel kurumlarda İngilizce ve İngilizce Drama öğretmenliği yaptım. Meme ve lenf kanseri nedeniyle çocuklarım olan öğrencilerimden ayrıldım. Tedavim devam ederken TEMA Vakfı ile tanışıp, çocuklara doğayı anlatmanın yanında, ara ara yine onlarla birlikte vakit geçirmenin yolunu buldum. 2019 yılında Bursa Nilüfer’e taşındım. Kızlarım üniversiteye başlayınca, “eğitimin yaşı yok” deyip, hayalim olan Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü (Almanca) okudum. Minik Saka Kuşu, Sabun Kokulu Masal, Lunaparkta Keyifli Bir Gün, Cemilhan'ın Maceraları, Büyüklere Küçüklerden Masallar, Kayıp Balerin, Yüzyılın Masalları, Yavru Kedi, Gökçe Özgür Olmak İstiyor, Bir Pazar Günü, Paylaşmak Çok Güzel kitaplarının yazarı.