RUHUMDA KELEBEKLER VAR
- Yazar: Songül AYKAN
- 23 Ekim 2026
- 17 kez okundu
RUHUMDA KELEBEKLER VAR
Rutine bağlanan bir hayatı sevmiyorum. Ruhumda kelebekler var benim. Özgürlük için yaratılmış ruhumu, alışkanlıkların görünmez zindanına hapsetmek istemiyorum. Hayatın hep aynı yerinden tutmak, her günü bir öncekinin kopyası olarak yaşamak, zamanın içinde bir gölge gibi akıp gitmek bana göre değil. Çünkü insan, yalnızca yaşamak için değil, yaşadığını hissetmek için de var.
Bazen bir ağacın gölgesinde durup yaprakların dilini çözmek, bazen gökyüzüne bakıp bulutların peşine takılmak, bazen de hiç hesapta yokken bir yolun davetine kapılıp gitmek istiyorum. Bir çiçeğin açışına çocukça sevinmek, yağmurun kokusunu içime çekmek, bir fincan kahvenin buharında kaybolan düşüncelerimin peşine düşmek…
Hayat dediğimiz şey, yapılacak işlerden ve yetişilecek vakitlerden mi ibaret? Ya da her sabah aynı saatte uyanıp aynı yolları yürümek, aynı cümleleri kurmak, aynı telaşların içinde kendimizi unutmak mı yaşamak?
Oysa ruh, bazen bir pencerenin önünde durup uzaklara dalmak ister. Bazen bir kitabın satırları arasında kaybolmak, bazen de hiçbir şey yapmadan yalnızca var olmanın huzurunu hissetmek…
İnsana özgürlük yakışır…
Dünyanın bitmek bilmeyen beklentilerine yetişmeye çalışırken kendi ruhunu ihmal etmemenin özgürlüğü. Herkesin yürüdüğü yolda yürümek zorunda hissetmeden, kendi istikametini bulabilmenin özgürlüğü… Kendine özgü saflık ve temizliğin içinde özgün kalabilmek. Diğerleriyle aynı olamamak ama gayrı da olmamak… İnsanlar içinde her şeye rağmen insan kalabilmek.
Çünkü mümin bilir ki özgürlük, başıboşluk değildir. İnsanın nefsinin esaretinden kurtulup kalbinin hakikatine yönelmesidir. Dünyaya ait meşguliyetlerin içinde kaybolmadan, bütün yolların sahibini unutmadan yaşayabilmesidir.
Belki tam burada başlıyor tefekkür…
Her gün gördüğümüz bir ağaca yeniden hayret edebilmekte, her sabah doğan güneşi sıradan bir hadise olmaktan çıkarıp bir nimetin habercisi olarak görebilmekte… Alıştığımız güzelliklerin üzerindeki alışkanlık perdesini aralayabilmekte…
Çünkü bazen nimetlerin kendisinden çok, onlara alışmak yoruyor ruhumuzu. Nefesi, sağlığı, sevdiklerimizin varlığını, soframızdaki ekmeği kanıksıyoruz. Elimizin altındaki güzellikleri sıradanlaştırırken uzaktaki hayallerin peşinde ömrümüzü tüketiyoruz.
Oysa bir an durabilsek…
Biraz susup biraz dinleyebilsek… Kalbimizin telaşını dindirip gözlerimizi yeniden açabilsek… Görsek, koklasak, içimize çeke çeke huzuru solusak…
Dokunsak güzelliklere… Kadife bir gülün yumuşaklığını ayrı, rengini ayrı, kokusunu ayrı deneyimlesek. Sonra Yaradan’ı hatırlayıp teşekkür etsek… Hayranlığımızı dile döksek. Güller Sultanı’nı ansak ardından… Minnetle, saygıyla…
Belki şükrün kapısı, tam da o an aralanacak.
Şükür, yalnızca dilimizin söylediği bir kelime değil; hayatın içindeki güzellikleri fark edebilen bir kalbin hâlidir. Tefekkür ise gördüklerimizin ardındaki manayı aramak… Bir çiçekten Yaradan’a, bir güzellikten güzelliğin sahibine, bir nimetten nimet verene uzanan ince bir yolculuk…
İşte ben, ruhumun bu yolculuğunu kaybetmek istemiyorum.
Kelebeklerim uçsun istiyorum. Bazen bir çiçeğe konsunlar, bazen hiç bilmediğim bahçelere kanat çırpsınlar. Hayatın koşturmacası içinde beni durdursun, unuttuğum güzellikleri hatırlatsınlar. Her günün içine saklanmış küçük mucizeleri bulup çıkarsınlar.
Çünkü biliyorum ki ömür, yalnızca takvim yapraklarının eksilmesi değil. Her gün biraz daha anlamak, biraz daha incelmek, biraz daha şükredebilmek…
Belki de insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik, ruhunu hayatın tekrarları arasında kaybetmemektir.
Öyleyse biraz yavaşlayalım. Her şeye yetişmek zorunda olmadığımızı hatırlayalım. Bazen bir çiçeğe, bazen bir duaya, bazen de içimizde sessizce büyüyen bir şükür hissine vakit ayıralım.
Ruhumuzun kelebeklerine izin verelim.
Zira hayat; yalnızca yaşanıp bitirilecek zaman değil; tefekkürle derinleşecek, şükürle güzelleşecek bir emanettir.
Ruhumda kelebekler var benim.
Özgürce uçmak, güzelliklere konmak, her kanat çırpışında bir hikmet aramak istiyorlar.
Ben, ömrümün sonuna kadar, onların kanatlarında tefekkürün izini, şükrün tadını ve Rabbime uzanan bir yolun huzurunu taşımak istiyorum.
Songül Aykan
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

o kelebekler hiç solmasın daima özgürce uçsun hocam…
Yüreğinize sağlık.