Kim bilir, yorgun yüreğim baldır çıplak ayaklarımla ve taş gibi ağır acılarımla kaç gün, kaç yıl daha dayanır? Zamanı kör kuyuların karanlığında silmek isterken, sessizliğe inat sesimin çıktığı kadar bağırıp, bir darağacının koynunda kaç kez ölümü yaşarım?
Soğuk geceler sabaha inat her zaman başucumda… Kaç nefesin içinde, kaç çığlık arasında, denizin dalgaları kıyıyı döverken ve alnımdan damlayan ter yağmur misali akarken tırnaklarım avuçlarımda birer birer kopar.
Kimse duymaz belki, herkes sağır olmuş gibi. Perdeler sımsıkı çekilmiş, kapılara kilitler vurulmuş. Hangi can, hangi yürek dayanır bu yükün altında? Ölesiye özgürlük ile ölesiye tutsaklık arasında sıkışmış bir hayat…
Kim bilir, Eylül hangi bağın gülünü çırılçıplak bırakıp geçti? Hangi sazın telini titretip bir ağıt gibi usulca sustu? O dalların incecik gelin duvağını alırken, ardında ne izler bıraktı?
Yıllardır sırtımızda taşıdık bağları, bahçeleri, kiraz dallarını. Her mısrada dolup taşan bir memleket özlemi… Sevdalarla dolu türküler, kalbin telaşıyla harmanlanmış çocukluk düşleri. Hiç bitmeyen bir roman ya da bir masal gibi içimizde yankılanıyor hâlâ.
Eylülden arta kalan yapraklarla çatlamış dudaklarımda kalıcı bir hüzün. Toprağa salınan bir zılgıt mıydı, yoksa genç bir kızın al yazmalı tülbendine işlenen keder mi? Belki de denize dökülen sakin bir ırmak olup yakın uzak dostlara haber salmaktı tek tesellimiz.
Kim bilir kaç gün daha suskun kalır bu yüreğim? Mavi gökyüzü bulutlarla kaplanırken, bir kartal kanat açıp benim gibi acı çeken dostlara selam eder mi? Ya da karanlıkları aydınlığa taşıyan yeşil filizler gibi özgür yarınlara kök salar mı?
Geceler daha da uzamadan ve perdeler örtülmeden, umutla büyür içimde. Gökkuşağı renkleriyle boyalı mısır saçlarını okşayan bir el olsun, görenler ve duyanlar şefkatle yaklaşsın.
Ve zamanı silerken, sabah serinliğiyle uyanan ak güvercinler olsun her günümüze. Öyle ki hiçbir acı duyulmasın, varlığımız hep “günaydın” desin umut dolu sabahlara.
NURTEN ERGİN
Mahlası: Sultan Kızı
20 Şubat 1971 tarihinde Hatay'ın Antakya ilçesinde, yedi kişilik mazbut bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Nürten Ergin, Sultani Hanım'ın kızıdır. Şiir dünyasında ise annesi Sultani Hanım'ın adını yaşatmak amacıyla “Sultan Kızı” mahlasını kullanmaktadır.
İlkokul mezunu olan şairin eğitim hayatı, ailesinin yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle oldukça zorlu geçti. Okullar açıldıktan yaklaşık iki ay sonra okula başlayabiliyordu; çünkü o dönemde ailesiyle birlikte Adana'ya pamuk toplamaya gidiyordu. Pamuk toplama işi bittikten sonra okula döner, ancak okullar kapanmadan 40 gün önce ailesiyle birlikte çalışmak için Mersin'e giderdi. Ailesine destek olmak amacıyla küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kalan Nürten Ergin, ilkokulu beş ayrı okulda okudu. Her eğitim yılında iki ayrı okulda öğrenim gördüğü zamanlar oldu. Kız kardeşine kıyasla okula daha fazla devam edebildiği için kendisini bu konuda daha şanslı görüyordu.
Henüz 11 yaşındayken çalışma hayatına atılan Nürten Ergin, 13 yaşına geldiğinde farklı şehirlerde çalışmaya başladı. Adana, Mersin, Antalya, Mut ve Çanakkale başta olmak üzere daha nice şehirde çalışarak hayat mücadelesini sürdürdü. Küçük yaşta hayatın sorumluluklarıyla tanışan şair, ailesiyle birlikte verdiği emeklerle büyüdü ve yaşamın zorluklarını erkenden öğrendi.
Çocukluk yıllarından itibaren iki büyük hayali vardı: hemşire olmak ve kitap yazmak. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle hemşirelik hayalini gerçekleştiremese de kitap yazma ve şiir tutkusu hiçbir zaman sona ermedi. Hayatın kendisine sunduğu zorluklara rağmen hayallerinden vazgeçmedi.
18 yaşında Mehmet Bey ile dünya evine giren şair, 14 kişilik bir aileye gelin gitti. Genç yaşta büyük sorumluluklar üstlenen Nürten Ergin, ev işlerinin yanı sıra bahçe işlerinde ve hayvanların bakımında da ailesine yardım ediyordu. Çocuk yaşlardan itibaren çalışmaya alışmış olan şair, evlilik hayatında da emek vermeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye devam etti. Üç erkek çocuk annesi ve dört torun babaannesi olan Nürten Ergin, aile hayatının yanı sıra şiir çalışmalarını da sürdürdü.
Eşinin işi nedeniyle yaklaşık 15 yıl Suudi Arabistan'da yaşayan şair, gurbet yıllarında da şiirden kopmadı. Hayalleri, özlemleri, yaşadığı acılar, sevinçler ve hayat mücadelesi dizelerine yansıdı. Yaşam boyunca edindiği tecrübeler, şiirlerinin duygusal derinliğine katkıda bulundu.
Şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan Nürten Ergin – “Sultan Kızı”, televizyon ve radyo programlarına konuk olarak şiirlerini ve edebiyat yolculuğunu okuyucularla ve dinleyicilerle paylaştı.
Nürten Ergin, edebiyat çalışmalarının yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlerde de aktif olarak yer almaktadır. HAKSEMDER Derneği yönetiminde görev alan şair, aynı zamanda Türk Halk Müziği Korosu'nda yer almaktadır. Daha önce Deprem Anneleri Hatay Mozaik Korosu'nda da yer alarak müzik ve kültür alanındaki çalışmalara katkıda bulunmuştur. Şiire, müziğe ve sanata duyduğu sevgiyle çalışmalarını sürdürmektedir.
Şair, bugün Antakya'da hayatına devam etmekte ve şiir çalışmalarını sürdürmektedir.
ESERLERİ
- Hayallerimi Bağışlıyorum
- Özgürlüğün Hece'si
Ödülü: Özgürlüğün Hece'si adlı eseri, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 20 şairin katıldığı değerlendirmede birincilik ödülüne layık görülmüştür.
KATILDIĞI ANTOLOJİLER
1. Bir Avuç Şair Bir Avuç Şiir
2. Demlenmiş Şiirler Güldestesi
3. Şahı Şiirler
4. Cendere Şiir Antolojisi 2
5. Bizim Ece Şairler Antolojisi
6. Cumhuriyet'in 100. Yılında Atatürk ve Cumhuriyet Şiirleri Güldestesi
7. Mustafa Kemal Atatürk Evrensel Ölümsüz Şairler Antolojisi
bir kadın ne zaman mutluluklarını sorgulayacak, mutsuzluklarını saymadan… kaleminize sağlık….
Yüreğinize sağlık.