AİLE HER ŞEYDİR
- Yazar: Nurcan ÖZKÜPELİ
- 23 Ekim 2026
- 10 kez okundu
AİLE HER ŞEYDİR
Bugün annemi kaybettikten sonra ki, hayatımın en zor ikinci gününü yaşadım..
Aylardır sokakta kendime bir yer bulmaya çalışıyorum ama bir türlü bulamıyorum. Hep iki gün orada, iki gün burada kalarak geçiyor günlerim… Hiç kimse bir yerde sürekli kalmama izin vermiyor. Canım annem! Eğer hayatta olsaydı, bunların hiçbirisi olmazdı…
Hava bugün bayağı soğuk. Çok üşüyorum. Bir dükkanın önündeydim iki gündür. Ama dükkanın sahibi kapının önünde yatmamı istemiyor. Hatta az önce ayağıyla beni iterek kovdu. Hayatımda hiç kimse bana bu şekilde davranmamıştı. Mecburen yine kendime kalacak başka bir yer bulmam lazım. Alt sokağa doğru yürüdüm. Orada 5-6 tane iri köpek vardı. Belki beni aralarına kabul ederler diye yanlarına gittim. İçlerinde en yaşlı gözükeni beni fark etti ve yanındakilerin önüne geçip bana seslendi. Liderleriydi herhalde.
-Hey sen! Ne arıyorsun burada? Bu bölge tamamen bizim. Burada duramazsın. Git buradan haydi!
-Şey ben, aylardır sokaktayım ve hiç kimse beni dükkan önünde veya herhangi bir yerde istemiyor. Bana yardımcı olabilir misiniz acaba rica etsem?
-Bana bak süslü çocuk! Demin söylediklerimi anlamadın galiba. Burası bizim bölgemiz ve dışarıdan kimseyi aramıza kabul etmiyoruz. Yürü ve git dedim sana.
Aralarından daha genç olan bir siyah köpek, dişlerini göstererek hırladı bana. Çok korkmuştum! Ne yapacağımı bilmiyordum.
-Hey Max, sakin ol. Süslü çocuk beni anladı bence. Baksana korkudan tir tir titriyor. Şimdi gidecek öyle değil mi?
Gerçekten de yaprak gibi titriyordum. Max hırlamayı bıraktı. Bir başkası laf attı bu sefer. İçlerinde en sarışın olanıydı;
-Nereden geliyorsun? Kıyafetine bakılırsa ya terk edildin veya kayboldun. Kolyene bakayım, Hımm adın Apollo öyle mi? Anlat bakalım Apollo;
-Ben annemi kaybettim. İkimiz birlikte yaşıyorduk. Annemin benden; benimde annemden başkası yoktu hayatımızda. O ölünce komşuları beni sokağa bıraktılar. Bir kaç gün apartmanın bahçesine sığındım ama oradan dışarıya attılar. Aylardır 1-2 gün bir yerde kalsam, 3.gün muhakkak kovuluyorum. Daha bu sabah, bir dükkanın sahibi kaba kuvvetle kovdu beni oradan. Gidecek bir yerim ve kimsem yok. Ne olur beni de aranıza alın. Ben bir süs köpeğiyim. Sokakları hiç tanımıyorum. Lütfen, merhamet edin ve alın beni de. Çok açım ve çok yorgunum lütfen..
Liderleri hepsiyle tek tek konuştu. Onlardan bayağı uzaktım. Ne konuştuklarını duyamıyordum. Biraz sonra lider;
-Arkadaşlarımla görüştüm. Seni istemiyorlar. Süs köpeği bakıcılığı yapamayız ayrıca. O yüzden kusura bakma ama git ve kendine başka bir yer bul.
Çaresizce yanlarından ayrılmak zorunda kaldım. Yanlarından geçerken tek tek yüzlerine baktım ve ayrıldım sokaktan.
Bir kaç sokak dolaşıp, sonunda kuytu bir köşe bulmayı başardım. Ama çok acıkmıştım. Şimdiye kadar çöpten herhangi bir şey yemediğim için aklıma bile gelmiyordu çöpü karıştırmak. Annem beni gezdirirken, onların yanından geçerken beni hemen öteki tarafa alır ve;
-Ayy çok kötü kokuyor derdi.
Ben bunları düşünürken kar yağmaya başladı. Kar yağdığı zaman çok mutlu olurdum. Annemle dışarı çıkar ve oyun oynardık. Ama artık annem yoktu ve ben şu an eğlenmek şöyle dursun; bir kabusun içinde gibiydim. Daha da üşümeye ve acıkmaya başladım.
Kar hızlandıkça göz kapaklarımı çok zor açık tutabiliyordum. Bir ara gözlerim kapanmış. Bir hırlama korosu sesiyle uyandım. Yanımda 7-8 tane, niyetleri belli ki çok kötü olan köpekler vardı. Sığındığım daracık yere daha çok saklanmaya çalıştım ama beni çekip aldılar.
Sonrası tam bir kabustu.. Alt alta, üst üste yuvarlanırken beni bayağı dövüp hırpaladılar. Üstümde ki, artık ‘ilk ve son’ olan kıyafetim de paramparça olmuştu. Son hatırladığım şey, birisinin beni gözümden çok kötü ısırdığı oldu ve acıdan bayıldım.
Annemi gördüm o an.. Yanında melekleriyle gelmiş, beni sürükleyerek taşıyorlardı. Öyle sevindim ki onu görünce! Sonra evde ki gibi yumuşacık bir yatağa yatırdığını hissettim. Bütün çektiğim acılar bir anda sona ermişti sanki. O tatlı sesiyle;
-Apollo iyi misin? Apollo? dedi.
Ağzımı açmaya çalıştım ama yapamadım. Gözümü hafifçe aralayabildiğimde ise annem yoktu! Kafamı kaldırmak istedim, ama yapamadım.
-Hey süslü çocuk, zorlama kendini. Dinlen iyice. Birileri seni çok kötü hırpalamış. Ama merak etme, iyileşeceksin. dedi biri.
Tanıdık bir sesti bu! Sabah ki yaşlı köpeğin sesine benziyordu. Hem sadece o bana ‘süslü çocuk’ diyordu. Başka bir ses konuşmaya devam etti;
-Bunu Cino’ların grubu yapmış olmalı. Ne dersin Jo? Hesabını soracak mıyız? Gidelim mi?
-Önce süslü çocuk iyileşsin. Elbette sorarız hesabını. Max, sen koş ve doktoru çağır. Gözünde ki ısırık kötüye benziyor. Doktorun ameliyat etmesi gerekir.
Annem ve yardımcı melekleri olarak gördüklerim, Jo ve grubuydu! Beni kurtarmışlar, dahası yardım bile çağırıyorlardı..
Doktor geldiğinde beni kucakladı ve götürdü. Max’de bizimle birlikte geldi. Muayenehaneye geldik ve bir operasyon geçirdim. Gözümü kaybetmiştim. Sedyede yatarken, doktor Max’le konuşuyordu.
-Aferin Max! Siz olmasanız Apollo asla kurtulamazdı. Bir kaç gün burada kalması lazım. Toparlanınca ben onu yanınıza getiririm. Sen dönebilirsin arkadaşlarının yanına oğlum. Haydi burada bekleme. O burada iyi olacak, merak etme’. dedi.
Max yanıma geldi, bana ‘İyi olacaksın merak etme. Doktor harika bir insandır. Bizimle hep ilgilenir. Yıllardan beri tanıyoruz onu. Sakın korkma burada, emin ellerdesin’ dedi.
Minnetle baktım yüzüne. Sonra gitti.
Doktor 6 gün boyunca bana öyle iyi baktı ki! Çok iyi bir insandı gerçekten. Bana çok güzel yiyecekler verdi, bol bol da sevdi. 6.günün sonunda ayağa kalktım. Bana;
-Haydi Apollo, arkadaşlarının yanına gidebilirsin artık. Ben her gün gelip seni kontrol edeceğim merak etme. dedi.
Ellerini öptüm, teşekkür ettim. Çok mutluydum. Onların yanına dönüyordum. Arabaya bindik, Jo ve grubunun yanına bıraktı beni.
Öyle güzel karşılandım ki anlatamam! Hepsine tek tek teşekkür ettim. Beni aralarına kabul etmişlerdi artık. Bundan sonra bu ailenin bir parçasıydım bende. Birlikte benim şerefime hazırladıkları akşam yemeğini yedik. Bir kaç tavuk ve et parçası bile arayıp bulmuşlardı benim için. O gece, doktorun muayenehanesinden sonraki, ilk huzurla yattığım gece oldu. Artık bir ailem vardı. Mutlulukla sabaha kadar deliksiz uyudum. Üstelik lapa lapa kar yağıyordu ve ben artık hiç üşümüyordum.
Nurcan Özküpeli
Diğer yazılarımı okudunuz mu?
360. GÜN

Apollo hep mutlu ol… seni sokağa atanlarda ne bileyim, aynısını yaşasınlar…
Hayvanların iç sesini çok güzel anlatmışsınız
Kaleminize sağlik..