GÜZEL OLMUŞ
- Yazar: Filiz TEZERDİ
- 23 Ekim 2026
- 12 kez okundu
GÜZEL OLMUŞ
O sabah kadın, işe gitmeden önce saçlarını her zamankinden farklı yapmıştı. Uzun zamandır aynı şekilde kullandığı saçlarını kestirmiş, kuaförden çıktığından beri ara ara telefonunun ön kamerasını açıp kendine bakmıştı. İçine sinmişti aslında ama insanın kendi beğenisinden emin olmasıyla, sevdiği insanın beğenmesi aynı şey değildi.
Kocası mutfakta kahvaltısını yapıyordu. Kadın çantasını aldı, kapıya doğru yürüdü. Tam çıkacakken adam başını kaldırdı.
“Saçın güzel olmuş.”
Kadın durdu. Elini saçlarına götürdü.
“Fark ettin mi?”
Adam kaşlarını kaldırdı.
“Nasıl fark etmem? Her gün görüyorum seni.”
Kadın gülümsedi. Bir şey söylemeden kapıyı kapattı, merdivenlerden inerken yüzündeki gülümseme silinmedi.
O gün iş yerinde iki arkadaşı saçlarını fark etti. Biri çok yakıştırdığını söyledi, diğeri nerede kestirdiğini sordu. Kadın hepsine teşekkür etti. Ama sabah kocasının söylediği iki kelime, gün boyunca dönüp dolaşıp aklına geldi.
Akşam eve geldiğinde adam salonda televizyon izliyordu. Kadın yanına oturdu, başını omzuna bıraktı.
“Sabah saçımı fark etmene çok sevindim,” dedi.
Adam gözlerini televizyondan ayırmadan güldü.
“Alt tarafı saçını kestirmişsin, ne var bunda?”
Kadın başını kaldırıp ona baktı.
“İşte mesele de bu ya. Senin için alt tarafı saç. Benim içinse sabah evden çıkarken beni hâlâ gördüğünü bilmek.”
Adam bu kez televizyonun sesini kıstı. Kadının yüzüne baktı. Söylediği şeyin üzerinde durdu biraz. Sonra elini uzatıp saçlarının ucuyla oynadı.
“E, güzel olmuş işte,” dedi.
Kadın kahkaha attı.
“Senin romantikliğin buraya kadar zaten!”
İkisi de güldü. Konu kapandı, televizyon yeniden açıldı. Hayat, akşam yemeğiyle, ertesi günün işleriyle, mutfakta biriken bulaşıklarla devam etti.
Aradan birkaç ay geçti. Kadın saçlarını yeniden kestirdi. Bu kez modelini değiştirmemişti, yalnızca uçlarından aldırmıştı. Eve geldiğinde kocası bilgisayarın başında çalışıyordu. Kadın yanından geçip mutfağa gitti. Bir süre sonra adam başını kaldırıp ona seslendi:
“Hanımefendi, bir dakika! Saçlarda bir değişiklik var sanki, incelememiz lazım!”
Kadın, mutfağın girişindeki konsolun üzerine bardağı bıraktı ve gülümseyerek adamın yanına geldi.
Adam onu karşısına aldı, saçlarına baktı.
“Saçını mı kestirdin?”
Kadının yüzü aydınlandı.
“Evet!”
Adam gülümsedi.
“Güzel olmuş.”
Kadın bir an ona baktı, sonra boynuna sarıldı. Adam gülerek,
“Yahu, yine saç işte!” dedi.
“Biliyorum,” dedi kadın, ona sarılırken. “Ama sen söyleyince başka oluyor.”
Adam başını onun saçlarına yasladı. Söylediği iki kelimenin karısı için neden bu kadar kıymetli olduğunu belki hâlâ tam olarak anlamamıştı. Ama karısının yüzündeki gülümsemeye bakınca, anlaması gereken asıl şeyi fark etti. Onu mutlu etmişti. Üstelik bunun için büyük bir şey yapmasına gerek kalmamıştı. Bazen insanın sevdiğinin yüzünde gördüğü o küçücük gülümseme, evin içini dolduran en güzel huzurdu.
Kadın mutfağa döndüğünde aynanın önünden geçti. Saçlarına baktı. Sonra gülümsedi.
Güzel olmuştu gerçekten. Ama güzel olan yalnızca saçları değildi. Onca yılın, aynı evde geçen sabahların, birbirine karışan telaşların arasında, hâlâ birbirini fark edebilen iki insan olmalarıydı.
Ve kadın, o akşam saçlarını tararken kocasının sesini yeniden duydu.
Güzel olmuş.
İki kelime.
Dışarıdan bakıldığında sıradan, hatta söylemesi kolay iki kelime.
Ama insanın sevdiği kişinin ağzından duyunca, içinde kimsenin bilmediği bir yerde ışığı yanan iki kelime.
Filiz Tezerdi
Diğer yazılarımı okudunuz mu?
HEPİMİZ SORUMLUYUZ

sevdiğin bir insan tarafından fark edilmek nasıl güzel bir duygudur. kadınları mutlu etmek ne kadar basit aslında…
Çok güzel bir yazı. Yüreğinize sağlık.