ZEYTİNİ BEKLEMEK
- Yazar: Asude SUNGUR HERGÜLÜ
- 2 Eylül 2026
- 30 kez okundu
ZEYTİNİ BEKLEMEK
“Yeni taburcu ettiler ama birkaç gün sonra başka bir ameliyat için tekrardan yatış yapacakmış.”
Telefonda söylenenleri usulca dinlesem de içimi burkan bir his “Elden bir şey gelmez” diyordu…
“Meyve alalım. Çilek, erik… çok sever yaz meyvelerini.” senelerin arkadaşlığı tabi! Ne sevip ne sevmediği ezberimizde hep. Ne alsam diye düşünürken gözüm karşı kaldırımdaki çiçekçiye ilişti. “Beyaz orkideleri severdi.” Sonrası ise kısa ama derin bir sessizlik. Geçmiş zamanmış gibi konuşmak canımı acıttı. Çiçek almaktan vazgeçtim.
Kararsızca meyve tezgahına bakınırken aklıma en sevdiği tatlı, en son beğendiği bluz hatta okul yıllarında sevdiği şarkıcının posteri bile geldi. Eli boş mu gitsem, diye içimden geçirsem de bir göz kırpışı kadar kısa sürede bu düşünceden de vazgeçtim. Arkadaşımın “Karar verdin mi?” sorusuna “Karpuz.” deyiverdim bir çırpıda. Şaşkınlık arasına sıkışmış tebessüm vardı ikimizin yüzünde. Çok anlıyormuş gibi karpuzları tek tek tokatlarken usulca yanımıza yanaşan manav “Hasta ziyareti mi?” diye sordu, çok basit bir soruymuş gibi. “Evet” dedikten sonra yüzümüze baktı, ufak bir iç çektikten sonra “Almayın, yabancı bu karpuzlar. Size gelmez” dedi. Manavın samimiyeti karşısında memnun olsam da kararsızlığıma geri dönmek bir anlığına sinirlendirdi beni.
Oldum olası bu işleri hiç becerememiştim zaten. İnsanların iyi günlerinde de kötü günlerinde de sözlerim hep cılız, tesellilerim çoğu zaman yetersiz kalırdı. Bugün sevdiğim insanın en zor zamanında basit bir geçmiş olsun hediyesi ile sınanıyordum. Derin bir iç çektikten sonra “Karşıya geçiyorum. Beyaz orkide alacağım.” dememle “Ömrü kısa olur.” karşılığı geldi. Arkadaşımla birbirimize baktık. Çaresizliğimizi anlayan manav “Siz en iyisi mi zeytin alın.” dedi. “Zeytini sever ama yiyebilir mi?” diye soran arkadaşımın yarı mahcup itirazı karşısında tebessüm eden manav “Ham zeytin alacaksınız. Tam mevsimi hem yeşil hem siyah var elimde.” Sessizliğimizden anlamış olacak ki konuşmaya devam etti “Üç kilo siyah zeytin alın. Her biriniz için bir kilo. Beraber kurun. Üç ay sonra anca tatlanır. Sabırla bekleyin ve üç ay sonra iyileşen arkadaşınızla beraber açıp afiyetle yiyin.” Kendinden emin anlattıkları ile karşımda duran yaşlı kadın ısınan gönlüme serin bir rüzgâr estirdi.

Zeytin; ölümsüz ağaç… Dayanıklılığı, her zorluğa direnmesinden gelen şifacılığı. Meyvesi desen insanoğluna verilmiş büyük hediye. Arkadaşımın “Ama yorgundur, nasıl uğraşsın?” itirazlarını duymazlıktan gelerek “Üç kilo alayım.” dedim. Siyah zeytinleri paketlerken “Hasta arkadaşına ne güzel bir meşgale verdin.” diyen yaşlı kadının sözünü keserek “Hayır! Ondan daha fazlası…” gözlerimde gelgitler oluşurken “Üç ay sonraya randevu verdim. Söz verdim. Umut verdim. Her şeyden önemlisi de bir sebep verdim.”
Asude Sungur Hergüllü
Dörtİz
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

harika bir öykü dile ve anlatıma bayıldım…
Değişik fakat çok güzel bir öykü. Kaleminize yüreğinize sağlık.