KESTİM GİTTİ!
- Yazar: Emily Yaramis
- 1 Haziran 2026
- 25 kez okundu
KESTİM GİTTİ!
Ya Allah naraları içimde bağırmaya başlıyor. Gafletin dağınık olduğunu fark etmek zaten göz pınarlarına yol açıyor. Sel vuruyor ruhumu. Hüznüm kasırga gibi. Savurdukça savuruyor içimdeki çöpleri. Öylesine değil içte yaşanan gümbürtü! Yıkılıyorum. Yıkıldıkça elimi en sevgilime uzatıyorum. Tut elimden Yarab! Ellerim boş, kalbim sarhoş, hâllerim nahoş bir sen bir sensin hoş! Elimden tutuyor her seferinde. Sarıp sarmalıyor rahmetiyle. Daha da dalasım var lakin, en güzeli Rabb ile konuşurken hiç düşünmüyor insan.
Varlığımı haykırırken bazen yok olmak istiyorum satırlarımda. Amansız dertlerimin yansıması var satır aralarımda. Aradıkça bulamadığım, buldukça doyamadığım bir karmaşalar zinciri bu. Tadı dimağımda, sızısı gırtlağımda. Diğer yandan kendimle bitmeyen kavgalarım.
“Sen hâlâ kendini ne sanarsın ey gönül
Yazık sana, boşa geçiyor bu ömür!”
Kendi içinde debelenmenin kelimelerle nakışlanmasını yaşıyorum omzumdan düşmeyen yüklerimle. Ruhumun alınyazısı hudutsuzluk aslında.
Çınlıyor dimağımda bambaşka sesler senfonisi; “sana nokta koyduklarını sandılar. Oysa hepsi virgüldü. Bilmiyorlardı. Bitip tükenmeyen tümcelerin sultanıydın sen!”
Kafamın her köşesinden bas bas bağıran düşünceler yumağı zihnimi çöplüklüyordu. Baktım ki ruhum çok yorulmuş. Dedim kendime; “ Bir kahve yap hele!” tüm sesleri kesmek istedim. Ama can oğulun sessiz çığlığında bu çaba nafile. Neyse aldım elime en güzel kalemimi ve başladım hiç karalanmamış bir deftere. Çok severim; yeni, yine, yeniden! demeyi.
Yenilenmeyi…
Yinelenmeyi…
Yeniden denemeyi…
“Ruhu insicamına hayran olduğum
mütecessis aklımın uçlarından
layüsel bir izdiham bıraktım
i̇stiskalın ömründe sığınağın!”
diyorken bir yanım, kahvenin telvelerinde söylenen ahlarla karılmış dualarım şöyle diyordu;
“ne incinmeye ne incitmeye
zerrece takadim yok
gündüzü hiçe sayanlara
geceyi sonsuza kadar
hediye edesim var
güneş sönsün
yıldızlar bir bir dökülsün
ve evren ışığı
yutsun
tutsun
tıpkı diyemediklerimden dolayı
kilitlenen dermanlarım gibi
yürüyüşümü
gülüşümü
benden çalanlara
karanlığı veriyorum
sonsuza kadar aşka bulanmalarını
ışığa hasret kalmalarını diliyorum
insan arzusuna kavuşunca
hep mutlu olacam sanır
rağmenlere rağmen
yüzsüzlüğü
edepsizliği
marifet sanır
ve insan ne de güzel aldanır…
Kahve bitti bendeki ser’hoşluk bitmedi. Bunaldım, daraldım. Evlere sığamadım. Attım kendimi dışarıya. Tanrının bilinmeyen ezgisinden medet umdum. Savursun saçlarımı diye. Savurdukça yüküm yüklendi. Ağırlığım arttıkça arttı. Bu yüklerden kurtulmam gerekliydi. Elime nereden geçtiğini hatırlayamadığım makasımla, öne savurup avuçladığım saçlarımı kestim. Üç kez, beş kez kestim. Kestikçe ferahlıyor, yüklerimden arınıyordum. Düşüncelerimi kesmek gibiydi! Zihnimin seslerini kesmek iyi geldi. Biraz dinlendim. Dizlerimin ağrısından yürüyemediğimden, oturuyordum. Otururken ellerimle yüklerimi kontrol ettim. Hâlâ yoruyordu. Tekrar elime aldım makasımı alttan, üstten, yandan derken, hafiflemiştim.
Onca düşüncenin ardından “Kim!” naraları kalmıştı dimağımda. Gözümün nasıl dolduğunu, raiyyatımın içinde nasıl selsebil bir hâlde feryadı figanla ağladığımı bilemedim. Daha doğrusu tutamadım bu kez tomurcuklarımı. Bir bir akıp gittiler benden. Ben yine kendime bir kahve ısmarlamıştım. Ocağa koydum cezveyi, altını kıstım, “Hele bi dur. Elimi yüzümü yıkayıp geleyim!” deyip koştum banyoya. Aynaya baktım. Ne güzel gülüyordu bu yüz. Saçımın tellerinin suçu neydi bilmiyordum ama ben birikmiştim ve artık o birikimleri sonuna kadar kullandım. Her şeye katlanmak mümkün değildi. Adilik sevmeye hiç dahil değildi. Sevdiğimi kestim ama sevdayı kesemedim işte. Beceriksizlik dahildi işte sonsuzca sevmeye.
Kestim, kestim, kestim gitti işte!
27/05/2026
Emily Yaramis
Bir önceki yazımı okudunuz mu?
https://fisildayankalemler.org/wp-admin/post.php?post=22818&action=edit
instagram;
https://www.instagram.com/emily_yaramis?igsh=N2twemJ1YndoaWV5&utm_source=qr

kadınların ilk değiştirdiği saçları değil mi? ne çekti şu saçlar bizden...