Aç bir Ceylan gibi 2. Bölüm
- Yazar: Zeynep Aligizi
- 11 Mayıs 2026
- 8 kez okundu
AÇ BİR CEYLAN GİBİ
II. BÖLÜM
– Sana bir şey sormak istiyorum, – diye biraz kendine gelip konuştu.
– Efendim, – dedi arkadaşı.
– Hiç ceylan gördün mü?
– Ne?! – arkadaşı bir şey anlamadı. – Ne ceylanı kız? Bu nereden aklına geldi? Yoksa adamı ceylana mı benzettin? – deyip kahkaha attı.
– Kız, tamam, duyar falan, rezil olduk, sus bir, – kız utandı.
– Duysun ya, ayıya, kurda benzetmedik ki? En güzel hayvana benzettik. Şükür etsin…
Kız, arkadaşının esprili konuşmasına güldü.
– Hayırdır bu soruyu neden sordun? Ceylan aklına nereden geldi, Allah aşkına?
– Bir şey yok, az önce internette bir ifadeye rastladım, “aç kalmış ceylan gibi…” ifadesine. Merak ettim, dedim bir bakayım, aç kalmış ceylan nasıl olur ki?
– Yani bu ne demek? Cümleyi tam söyleyebilir misin?
– Yok, aklımda kalmadı…
– Tamam, üniversiteye gidince hocaya sorarız…
Güldüler.
***
– Merhaba.
– Merhaba. İyi akşamlar, – diye adam kızın selamını güler yüzle cevapladı. – Siz uzun süredir mi bu evde kalıyorsunuz?
– Yoo. Ben burada yaşamıyorum, misafir olarak geldim. Arkadaşımla…
– Güzel. Ne zaman gideceksiniz?
– Bilmiyorum. Neden soruyorsunuz ki?
– Hiç, öylesine… – biraz durup ekledi, – sormak olmaz mı?
– Olur… – dedi kız duraksayarak.
– Uzun zamandır burada komşuyuz, birbirimize bazı şeyler sormak ayıp olmaz ki.
“Burada komşuyuz…” Kız demek istedi ki, biz komşu değiliz aslında. Yani hiçbirimiz bu yazlığın, bu evin sahibi değiliz; birimiz misafir, öteki ise başkasının bahçesinde çalışan biri. Nasıl komşu olduk ki? Ama neyse…
– Siz burada uzun süredir mi yaşıyorsunuz?
– Burada yaşamıyorum, burada çalışıyorum.
Kız düşündü ki, bu da aç kalmış bir ceylan konusu gibi uzayıp gidecek. Geldikleri mağazadan eve daha epey yol vardı. Sanki adam da onun düşüncelerini anlamış gibiydi.
– Peki siz, buraya uzun zamandır mı gelip gidiyorsunuz?
– Evet, arada oluyor.
– Yani… bir daha ne zaman gelmeyi düşünüyorsunuz?
Kız dönüp ona baktı. Ama aç kalmış bir ceylanın bakışlarını hatırlayıp hemen yüzünü öte yana çevirdi. Adam herhalde onun bakışlarının anlamını kavradı:
– Yersiz bir soru mu oldu? Alınmayın, öylesine sordum, laf olsun diye… – biraz duraklayıp da dedi: – Ben bir haftalığına gidiyorum. Ama yine geleceğim. O yüzden dedim ki, belki tesadüfen yine karşılaşırız. – Sonra kıza baktı, – işte, insan insana rastlıyor. Hayatta tesadüfler çok oluyor.
Kız bakışlarını ona çevirmekten çekiniyordu. Ama çok istiyordu ki baksın. Bu adamın gözlerini, yüz ifadesini görmek istiyordu. Adamın parlak ela gözleri, aydınlık bir yüzü vardı. Çekiciydi. Galiba kendisi de bunun farkındaydı. Böyle kendinden emin, rahat konuşmasıyla kızın etkilendiğini bilmemesi mümkün değildi herhalde.
– Geldik, – dedi adam birden, bu arada dikkatle kıza baktı. Kız onu anladı: “Ne yazık ki…” Ama o da aynı şeyi düşünmüştü: “Ne çabuk?”
– Sağ olun.
– Şimdilik.
Kız yine ona baktı. “Şimdilik?” Yani ne…
– Siz dönüp geldiğinizde, ben de buraya geleceğim… – deyip hızlıca uzaklaştı. Adamın henüz gitmediğini hissetti. Onun arkasından bakıyordu… Ama arkadan aç kalmış bir ceylanın bakışlarını görmek mümkün değildi.
Kendi kendine düşünüyordu ki, bu ifadenin anlamını onun dışında bu kıza kimse açıklayamaz. Bu yüzden adamı görüp onu sorguya çekmek istiyordu. Bir yandan da özlediğini hissediyordu… Adamı mı? Hayır, yazlık için… Arkadaşıyla sohbet etmek, dinlenmekten dolayı. Hafta sonunun çabuk gelmesini, gidip yazlıkta kalmayı istiyordu. Doğru, biraz soğuktu, havalar henüz tam ısınmamıştı ama önemli değildi, zaten geceleri yorganla yatıyorlardı…
Zeynep Aligizi
Editör: Elif Ünal Yıldız
Hikayenin birinci bölümü için;

[…] Aç bir Ceylan gibi 2. Bölüm […]
hala açıklanmayan bir kelime? devamı ???