NEVALİ ÇORİ

NEVALİ ÇORİ

NEVALİ ÇORİ

     Tarım devrimi ile egemenliğini kuran insanoğlu için tarım her zaman önemli olmuştur. Günümüzden 10-12 bin sene önce tarıma başlayan insanlar, günümüzde tarımın önemini çok  daha iyi anlamaktadır. Ülkemizde de kalkınma, atıl arazileri kullanma ve milli güvenlik gibi sebepler ile başlayan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında 1983 yılında başlayan Atatürk Barajı inşaatı, 1992 yılında tamamlanmış ve baraj hizmete girmiştir.

    Baraj inşaatı çalışmaları ile birlikte daha önceden tespit edilen sahalarda kurtarma kazıları başlamıştır. Bu kazılardan birisi de 1980 yılında Hans Georg Gebel tarafından tespit edilen Nevali Çori kazısıdır. Kazılar Prof.Dr. Harald Hauptmann tarafından başlatılmış ve bölge su altında kalıncaya kadar da sürdürülmüştür.

     Günümüzde çok popüler olan Göbeklitepe ve T sütunları ile ilgili pek çok söylence bulunmaktadır. Herkesçe kolayca tespit edilebileceği gibi bilimsel yaklaşım veya bilim amaçlı üretim popüler söylemler karşısında çok geride kalmaktadır. Uzaylılar tarafından kurulan yerleşim iddiaları, ilk dini inançlar, MU kıtasının artçıları ile başlayan yaklaşımlar sonrasında ayinlere dönüşmüştür.  Günümüzde hem turistik, hem paganist yaklaşımlar ile para kazanmak amaçlı kişi ve grupların merkezi haline gelen höyüklerin gerçek tarihi insanlık için belki de çok daha önemlidir.

     Bu höyüklerden ilk fark edileni Nevali Çori’dir. Nevali Çori’de beş arkeolojik katman yer almaktadır. Şanlıurfa İli Hilvan İlçesinde Kantara deresi tarafından iki parçaya ayrılan Nevali Çori, iki parçaya ayrıldığı için Nevali Çori I ve Nevali Çori II olarak adlandırılmaktadır.

      Nevali Çori’den en popüler görüntü şüphe yok ki 14×14 metrelik kare salondur. Bu salonun zemini terrazzo dur. Yani taş, granit ve yonga parçalarının bir harç ile birleştirilerek elde edildiği inşaat malzemesidir. Bu salonun merkezinde T sütun bulunurken toplamda 12 sütun ile çevrelenmiştir. Kalan mimari yapılar ise ilk yerleşimlerin tamamında olduğu gibi daireseldir.  Buna ek olarak; Nevali Çori de sonradan insanlar tarafından gömülmüş bir yerleşim yeridir.

     Büyük Salonun yakınlarında yerleşim yerleri inşa edilmiş ve bu yerleşim yerlerindeki basamaklarla birlikte iki katlı evlerin de inşaa edildiği tespit edilmiştir. Yani düşündüğümüzde günümüzden tam 10.000 yıl önce mimari gelişimin var olması şaşırtıcı ve güzeldir. Bu bölgede ölü gelenekleri de benzerlerinde olduğu gibi evin zemin altına gömme yapılarak gerçekleştirilmiştir; ancak ek olarak kafatası kültü bulunmaktadır.

    Kafatası kültü, Aşıklı Höyük’de gördüğümüz üzere içi kille doldurulmuş olabileceği gibi; başın vücuttan ayrılıp doğaya bırakıldıktan sonra kalan kafatasının evde bir nişte sergilenmesi gibi de olabilmektedir. Belki de kafatası kültü ile bağlantılı olarak kafa heykelleri de bu bölgede  bulunmuştur. Su altında kalana kadar pek çok kabartma, heykel ve sütun ele geçirilmiştir ve bunların 30 kadarı hayvan resimleri ve şekli barındırmaktadır.

Neden Uzaylılar ile Bağlanmak İstenmektedir?

Nevali Çori’de ele geçirilen iskeletlerin etlendirme işlemi yapılmaması ve aynı zamanda kafa heykellerinden uzunlamasına olan kafa heykelleri, popülist olarak gelir elde etmek isteyenler ve hurafeciler tarafından öne çıkarılarak başka bir medeniyetin göstergesi olarak sunulmaktadır.

Yine Göbeklitepe ve Karahantepe’de olduğu gibi Nevali Çori’de de yerleşim alanı kullanım sonrasında gömülerek terk edilmiştir. Bunun sebebini de bir başka medeniyetten saklanmak ile bağlayan bir kısım organizatörün katkıları ile bölge dünya dışı bağlara kanıtlar arasında gösterilmeye çalışılmaktadır.

Neolitik Devrim ile birlikte gerek Taş Tepeler gerek Nevali Çori insanların yerleşim yaptığı, doğaya egemen olduğu ve tarıma geçtiği alanlar arasında yer almaktadır. Ne var ki Hasankeyf başta olmak üzere Nevali Çori de dahil, daha açılmamış yüzlerce höyük su altında kalmış ve bilimin veri toplaması zorlaşmıştır. Umuyoruz ki Uzaylılar, Mu yada Atlantis hikaye yada yaklaşımları bir yana bu höyüklere daha çok önem verilir ve uygarlık tarihinin anlaşılması için yeni adımlar atılabilir…

Yazar: İbrahim Aykut KAYA

Genel Yayın Yönetmeni: Elif Ünal YILDIZ.

Editör: Hakan DİNÇAY

Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin tıklayınız…

Bazı Kaynaklar

Çiftçi, Y.(2023). “Erken Neolitik Çağ’da Yapı Kültü”,  Uluslararası Eskiçağ Tarihi Araştırmaları Dergisi, 5/2, Eylül 2023, ss. 517 – 544.

Özdemir,  M. ve ARSLANTAŞ,  Y. (2021). Neolitik  Dönem Ölüm Ritüellerinde Maske. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 31, 2(1041-1054).

 

Yorumlar (1)

  1. Mehmet
    • 29/05/2024

    Kalemine yüreğine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İbrahim Aykut KAYA

1979 yılı doğumlu İbrahim Aykut KAYA, ilkokulu bitirdikten sonra Orta okul ve liseyi Ankara Deneme Lisesi’nde okumuştur. Sonrasında Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olup özel sektörde bir süre çalıştıktan sonra kamuya geçmiş ve kamuda çalışmaya devam etmiştir. Bu süre içerisinde Biyoekonomi Yüksek Lisans eğitimini tamamlayan ve aynı zamanda Adalet Meslek Yüksek Okulu’nu da bitiren yazar, sonrasında ciddi hobisi olan Arkeoloji alanında derinleşmek amaçlı olarak Ankara Üniversitesi Arkeoloji bölümü Tarih Öncesi Arkeoloji Bölümünde eğitim almaya başlamıştır. İbrahim Aykut KAYA, kamuda ve özel sektörde büyük projelerde çalışmış ve yönetici olarak yer almış olmakla birlikte, akademik olarak da ulusal ve uluslararası yayımlara imza atmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.