HELİKOPTER EBEVEYNLİK

HELİKOPTER EBEVEYNLİK

HELİKOPTER EBEVEYNLİK

Çocuğun Kanatlarını Korumak mı, Kesmek mi? 

Bazı anne babalar çocuklarını o kadar çok korumak ister ki, farkında olmadan onların hayatına sürekli müdahale etmeye başlar.
Ödevini yaparken başında beklerler. Çantasını kendileri hazırlarlar. Öğretmeniyle yaşadığı en küçük sorunda hemen devreye girerler. Arkadaşıyla tartıştığında çocuğunun yerine konuşurlar. Bir sınavdan düşük not aldığında çocuğun neden zorlandığını anlamaya çalışmadan öğretmenin karşısına geçerler.
Çünkü onların niyeti kötülük değildir.
Tam tersine…
“Çocuğum üzülmesin.”
“Zorlanmasın.”
“Hata yapmasın.”
“Benim yaşadığım sıkıntıları yaşamasın.” derler…

Fakat çocuk yetiştirmek, çocuğun önündeki bütün taşları kaldırmak değildir.
Bazen o taşlara takılmasına izin vermektir.
İşte buna günümüzde “helikopter ebeveynlik” deniyor.
Helikopter ebeveyn, çocuğunun üzerinde sürekli dolaşan; ne yaptığını, düşündüğünü, yaşadığını kontrol etmeye çalışan ebeveyndir. Çocuğun hayatına rehber olmaktan çıkıp onun yerine yaşamaya başladığında ise korumak, kontrol etmeye dönüşür.

“Ödevini sen mi yaptın, ben mi?”
Bir çocuğun ödevini yaparken zorlandığını düşünelim. Anne-baba hemen masaya oturuyor:
“Ver bakayım, ben anlatayım.”
Bir süre sonra:
“Sen anlamadın, bırak ben yapayım.”
Ve ödev bitiyor. Çocuk rahatlıyor.
Anne-baba da “Bugün de hallettik.” diye düşünüyor.
Ama aslında çocuk bir problemi çözmeyi değil, problem karşısında bir yetişkinin gelmesini öğreniyor. Oysa bazen en değerli cümle şudur:

Zor olduğunu görüyorum. İstersen birlikte düşünelim ama önce sen bir kez daha dene.
Çünkü çocuğa balık vermek kadar, oltayı nasıl kullanacağını öğretmek de önemlidir.

Bir sınav, bir nottan daha fazlasıdır. Bir öğrenci sınavdan düşük not aldı. Helikopter ebeveynin ilk refleksi:
“Öğretmen neden böyle sormuş?”
“Bu konu derste yeterince anlatılmadı mı?”
“Arkadaşlarının notu kaç?”
Oysa belki de çocuğun ihtiyacı öğretmeni suçlamak değil, kendi hatasına bakmaktır.

En çok hangi sorularda zorlandın?” “Bir dahaki sınava hazırlanırken neyi farklı yapabiliriz?
Bu sorular çocuğa sorumluluk kazandırır. Çünkü çocuk, başarının yalnızca yüksek not olmadığını; hatasını fark etmek, eksiklerini görmek ve yeniden denemek olduğunu öğrenir.

Çocuk okuldan gelir: “Arkadaşımla tartıştım.”
Helikopter ebeveyn hemen harekete geçer:

“Arkadaşınla ben konuşurum!”
“Arkadaşının annesini arayacağım”
“Öğretmeninle konuşacağım.”
“Yarın ben okula geleceğim.”
Çocuğun problemi çözülür. Peki çocuk ne öğrenir?
“Ben sorunlarımı kendim çözemem.”
Oysa uygun yaş ve koşullarda çocuğa önce şu soruyu sormak çok daha değerlidir:
Sence bu sorunu çözmek için ne yapabilirsin?

Belki özür dileyecek, arkadaşını dinleyecek, öğretmeninden yardım isteyecek.
Belki de hiçbir şey yapmadan biraz sakinleşmenin daha doğru olduğunu anlayacak.
Bunların her biri hayat için küçük ama önemli provalardır. Çocuğun düşmesine de ihtiyacı var.

Bir çocuk bisiklete binerken sürekli arkasından koşarsanız, onu koruduğunuzu sanabilirsiniz.
Fakat çocuk bir gün kendi başına bisiklete bindiğinde ne yapacağını öğrenemez. Çünkü siz hep oradasınızdır.
Hayat da böyledir. Çocuğun her başarısızlığını engellerseniz, başarısızlıkla baş etmeyi öğrenemez.
Her tartışmasında onun yerine konuşursanız, iletişim kurmayı öğrenemez. Her kararını siz verirseniz, karar vermeyi öğrenemez.
Her hatasının sonucunu siz düzeltirseniz, sorumluluk duygusu gelişmekte zorlanır. Çocukların yalnızca başarıya değil, kontrollü biçimde hata yapmaya da ihtiyacı vardır.

Peki iyi ebeveyn ne yapmalı?
Çocuğu tamamen yalnız bırakmak elbette çözüm değildir.
Çocuğun yanında olmakla onun yerine yaşamak arasında büyük bir fark vardır.
İyi ebeveyn; çocuğunun yerine ödev yapmaz, gerektiğinde yol gösterir.
Onun yerine arkadaşlarıyla kavga etmez, nasıl iletişim kurabileceğini konuşur.
Her başarısızlığını engellemez, başarısızlık sonrasında ayağa kalkmasına destek olur.
Her kararını vermez, seçenekleri değerlendirmesine yardımcı olur.
Her sorununu çözmez, sorun çözme becerisini geliştirir.

Çünkü ebeveynliğin amacı çocuğu sonsuza kadar kendisine bağımlı hâle getirmek değil, bir gün kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlü yetiştirmektir.

Belki de çocuk yetiştirmenin en zor tarafı tam burada başlıyor:

Ne zaman elini tutacağımızı, ne zaman elini bırakacağımızı bilmek.
Çünkü çocuklarımızın kanatlara ihtiyacı var. Ama o kanatları bizim taşımamız için değil, bir gün kendi başlarına uçabilmeleri için büyütüyoruz.
Bazen biraz geri çekilmek sevgisizlik değildir. Bazen geri çekilmek, çocuğa duyduğumuz en büyük güvendir.

Ve belki de ebeveynliğin en güzel hâli şudur:

Çocuğun önündeki bütün engelleri kaldırmak değil; engellerle karşılaştığında kendi yolunu bulabileceğine inanmaktır.

Metin Özdemir

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

KUTU OYUNLARI

Yorumlar (3)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    yine harika bir eğitim yazısı… kaleminize, emeğinize, yüreğinize sağlık…

  2. Elif Ay dedi ki:

    Teşekkürler hocam 🙏 kıymetli yol gösterici bir yazı emeğinize sağlık.

  3. Sevgi GÜLTEKİN dedi ki:

    Ellerinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Metin ÖZDEMİR

METİN ÖZDEMİR 1979 yılında Bursa'da doğdum. İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2002'de mezun oldum.Evli ve bir çocuk babasıyım. Eğitime ve kitaplara olan aşkım hiç bitmeyecek. Elimden geldiğince topluma örnek olmayı amaçlıyorum.