Ben Pes Etsem de Sen Pes Etme!

Ben Pes Etsem de Sen Pes Etme!

BEN PES ETSEM DE SEN PES ETME!

Ben okumayı geç öğrendim.
Üçüncü sınıfa gelmiştim. Arkadaşlarım benden çok çok ilerideydi. Ben ise harflerin, kelimelerin arasında kayboluyordum. O zamana kadar bunun nedenini kimse fark etmemişti. Ta ki öğretmenim değişene kadar…
Yeni öğretmenim benim okumayı ve yazmayı bilmediğimi, öğrenmekte güçlük çektiğimi fark etti.
Ve o gün benim için her şey değişti.
Ama asıl değişen, yalnızca öğretmenimin bunu fark etmesi değildi. Beni fark eden bir öğretmenim vardı artık.
Ders işlerken yanıma otururdu. Benimle tek tek ilgilenir, harfleri, kelimeleri yeniden yeniden öğretirdi. Ben yorulsam da o yorulmazdı. Ben yapamayacağımı düşünsem de o benim yapabileceğime inanırdı.
Hiç pes etmedi.
Ben okumayı öğrendiğim gün, bana yalnızca okumayı öğretmiş olmadı. Bana kendime inanmayı da öğretti.
23 Nisan’da bir sunum yaptırdı bana.
Belki başkaları için küçücük bir şeydi bu. Ama benim için kocaman bir adımdı. Çünkü öğretmenim bana, “Artık sen de yapabilirsin.” demişti.
Sonra çok kitap okudum.
Günlük tuttum.
Öğretmenimin söylediklerini yaptım. Her okuduğum kitapla, her yazdığım cümleyle kendime biraz daha yaklaştım.
Ve bir gün fark ettim ki ben artık diğerleri gibiydim.
Hatta yalnızca diğerleri gibi değildim.
Etkinliklerde gönüllü olacak kadar cesaretlenmiştim.
O küçük kız çocuğu, yapamamaktan korkan o çocuk, bir şeyler yapabileceğine inanmaya başlamıştı.
Belki de bugün oğlumun yaşadığı zorluklara bu kadar çok dokunmasının sebebi bu.
Daha o okula başlamadan onun da öğrenme güçlüğü yaşadığını fark ettim.
Çünkü ben o yollardan geçmiştim.
Nerede zorlanacağını, ne hissedeceğini, arkadaşlarının birkaç adım önde olmasının onda nasıl bir eksiklik duygusu yaratabileceğini biliyordum.
Benim çektiğim zorlukları o çekmesin istedim.
Benim yıllar önce ulaşmak için uğraştığım desteğe o daha yolun başındayken ulaşsın istedim.
Bu yüzden özel eğitim desteği almaya başladık.
Bugün ergenliğe adım atmaya hazırlanan oğlum, artık özel eğitime devam etmek istemediğini söylüyor.
“Gitmek istemiyorum.”
Bazen ona anlatmaya çalışıyorum.
Sen ne kadar şanslısın, diyorum.
Senin yanında sana yardım etmek isteyen insanlar var. Seni anlamaya çalışan öğretmenlerin var. Sana destek olabileceğimiz imkânlar var.
Benim zamanımda olmayan birçok şey bugün senin hayatında var.
Ama bazen sözlerim ona ulaşmıyor.
Bazen de ben yoruluyorum.
Aynı şeyleri anlatmaktan, ikna etmeye çalışmaktan, onun kendindeki gücü görmesini beklemekten yoruluyorum.
Ve itiraf edeyim…
Bazen ben de pes ediyorum.
Ama onun pes etmesi benim çocuk kalbime dokunuyor.
Çünkü ben bir zamanlar onun yaşındayken, benden çok ileride olan çocukların arasında geride kalmıştım.
Ben de yapamayacağımı düşünmüştüm.
Ben de yorulmuştum.
Ama benim öğretmenim pes etmemişti.
O pes etmedikçe ben pes etmemiştim.
Şimdi ben oğlumun karşısında dururken aslında biraz da yıllar önceki öğretmenimi anlıyorum.
Bir çocuğun “Yapamıyorum.” dediği yerde, ona “Bir daha deneyelim.” diyebilmenin ne demek olduğunu…
Bir çocuğun kendine olan inancını kaybettiği yerde, onun yerine inanmanın ne kadar kıymetli olduğunu…
Oğlum…
Belki sana bunu anlatırken bazen sesim yükseliyor.
Belki seni anlamadığımı düşündüğün zamanlar oluyor.
Belki “Neden beni zorlayıp duruyor?” diye kızıyorsun bana.
Ama bilmeni istiyorum.
Ben seni zorlamak için değil, kendindeki gücü kaybetmemen için uğraşıyorum.
Senin için kolay olan yolu değil, sana iyi gelecek yolu bulmaya çalışıyorum.
Çünkü ben senin yapamayacağını düşünmüyorum.
Tam tersine…
Ben senin yapabileceğine senden daha çok inanıyorum.
Ve bir gün belki sen de geriye dönüp baktığında anlayacaksın.
Benim bugün sana verdiğim mücadele, seni senden daha iyi bildiğim için değil.
Seni çok sevdiğim için.
Bazen yorulacağım.
Bazen anlatacak gücüm kalmayacak.
Bazen gerçekten ben de pes edecekmişim gibi hissedeceğim.
Ama oğlum…
Ben pes etsem bile sen pes etme.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey, birinin onun yerine inanmasıdır.
Benim hayatımı bir öğretmenimin inancı değiştirdi.
Belki bir gün senin hayatını da kendi inancın değiştirecek.
Ve o gün geldiğinde, geriye dönüp baktığında şunu hatırla:
Sen hiçbir zaman yapamayan çocuk değildin.
Sadece bazen biraz daha zamana, biraz daha sabra ve sana inanan birine ihtiyacın vardı.
Ben de hayatım boyunca sana o kişi olmaya çalışacağım.
Ben pes etsem de sen pes etme oğlum.
Çünkü ben senin içindeki o gücü görüyorum.
Sen henüz göremesen bile…

Ayşe Kayacan

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

BİR GÜNCENİN SATIR ARALARINDA BENLİĞİNİ ARAMAK

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    sen de pes etme ve oğluna inanmaya devam et…

    1. Anonim dedi ki:

      💖💖💖

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayşe KAYACAN

29/07/1987 Balıkesir doğumluyum. Sosyal bilimler bölümü lise mezunuyum. 3 çocuk annesiyim Balıkesir Bengi ses gazetesinde 3 yıldır köşe yazarlığı ve muhabirlik yapıyorum Mutluluk ormanı cesaret suyu adında bir masal kitabım var.