Kutu Oyunları: Masanın Etrafında Büyüyen Çocukluk

Kutu Oyunları: Masanın Etrafında Büyüyen Çocukluk

KUTU OYUNLARI

Masanın Etrafında Büyüyen Çocukluk 

Bir zamanlar evlerin en güzel telaşlarından biri, akşamları bir masanın etrafında toplanmaktı. Masanın üzerinde birkaç kart, renkli taşlar, zarlar ve küçük bir oyun tahtası… Büyüklerin dünyasında belki basit görünen bu nesneler, çocukların dünyasında kocaman bir hayatın kapısını aralardı.

Bugün teknoloji çağında çocuklarımızın parmakları ekranlarda hızla hareket ediyor. Oysa bazen öğrenmek için ekranı kapatmak, birbirimizin yüzüne bakmak ve aynı masanın etrafında buluşmak gerekiyor. İşte kutu oyunları tam da burada devreye giriyor.

Kutu oyunları yalnızca vakit geçirmek için oynanan eğlenceli araçlar değildir. Çocuğa beklemeyi, düşünmeyi, karar vermeyi, kaybetmeyi ve yeniden denemeyi öğretir. Bir oyunda sırasını bekleyen çocuk aslında sabrı öğrenir. Hamlesini yapmadan önce birkaç adım sonrasını düşünen çocuk, planlama becerisini geliştirir. Kaybettiğinde yeniden oyuna dönen çocuk ise başarısızlığın hayatın sonu olmadığını fark eder.

Belki de kutu oyunlarının en kıymetli taraflarından biri, çocuklara kazanmanın değil, sürecin de değerli olduğunu göstermesidir.
Çünkü hayat da biraz böyledir.

Her zaman kazanamayız. Her soruyu doğru cevaplayamayız. Bazen en iyi hamlemizi yaptığımızı düşündüğümüz anda oyun bizim istediğimiz gibi sonuçlanmaz. Fakat yeniden başlamak, yeniden düşünmek ve yeniden denemek insanı büyütür.

Kutu oyunları aynı zamanda sosyal becerilerin küçük bir laboratuvarıdır. Çocuk, arkadaşının sevincini paylaşmayı, kendi heyecanını kontrol etmeyi, kurallara uymayı ve gerektiğinde uzlaşmayı öğrenir. Başkasının sırasını beklemek, oyunun kurallarını kabul etmek ve gerektiğinde “Tebrik ederim.” diyebilmek; aslında geleceğin yetişkinleri için çok değerli hayat dersleridir.
Üstelik bazı kutu oyunları matematiksel düşünmeyi, dikkat ve hafızayı, problem çözmeyi ve strateji geliştirmeyi destekler. Çocuk farkında olmadan hesap yapar, olasılıkları değerlendirir, bağlantılar kurar ve çözüm arar.

İşte eğitimin en güzel hâli belki de budur: Çocuğun “öğreniyorum” demeden öğrenmesi. Bir başka güzellik ise aileleri aynı masada buluşturmasıdır. Gün içinde herkesin kendi ekranına çekildiği bir dünyada, kutu oyunu bazen evin sessizliğini bozan küçük bir kahkaha olur. Anne, baba ve çocuk aynı oyunun içinde buluşur. Birkaç taşın yer değiştirmesiyle başlayan oyun, zamanla güzel bir aile hatırasına dönüşür.

Yıllar sonra çocuk büyüdüğünde belki oyunun kurallarını hatırlamayacaktır. Hangi taşın nereye konulduğunu unutacaktır. Ama büyük ihtimalle o masanın etrafındaki gülüşleri, birlikte geçirilen zamanı ve kendisini dinleyen insanların sıcaklığını hatırlayacaktır. Çünkü çocukların hafızasında yalnızca bilgiler değil, duygular da yer eder.

Bu nedenle kutu oyunlarını yalnızca “oyuncak” olarak görmek büyük haksızlık olur. Onlar; düşünmenin, iletişim kurmanın, sabretmenin, paylaşmanın ve birlikte eğlenmenin küçük araçlarıdır.

Bir öğretmen olarak şuna inanıyorum: Çocukların yalnızca ders başarısına değil, hayatla kurdukları ilişkiye de yatırım yapmalıyız. Bazen bir kitap, bazen bir sohbet, bazen bir gezi; bazen de masanın üzerine bırakılan küçücük bir kutu, çocuğun dünyasında büyük bir pencere açabilir.

Ve belki de bugün çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel armağanlardan biri şudur: Bir ekran değil, birlikte geçirilen zaman. Çünkü çocukluk hızla geçiyor. Oyunlar değişiyor, oyuncaklar eskiyor, yıllar birbirini kovalıyor. Fakat bir çocuğun zihninde ve kalbinde birlikte oynanan bir oyunun bıraktığı iz, yıllarca silinmeden kalabiliyor. 

Belki kutu oyunlarının asıl sırrı burada saklıdır: Kazananı belirleyen bir oyun gibi görünürler; oysa asıl kazanç, aynı masanın etrafında birlikte büyümektir.

Metin Özdemir

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

HELAL LOKMA MI YİYORSUN?

 

 

Yorumlar (1)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    her yaşta çocuklarımla bir kutu oyunu müdavimi olduk. hala bir araya gelince oynamaktan keyif alıyorum ve çok eğleniyoruz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Metin ÖZDEMİR

METİN ÖZDEMİR 1979 yılında Bursa'da doğdum. İstanbul Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden 2002'de mezun oldum.Evli ve bir çocuk babasıyım. Eğitime ve kitaplara olan aşkım hiç bitmeyecek. Elimden geldiğince topluma örnek olmayı amaçlıyorum.