GENCÎNE – İ ÂLEMDE CEVAHİR

GENCÎNE – İ  ÂLEMDE  CEVAHİR

GENCÎNE – İ ÂLEMDE CEVAHİR

Dünya hazinesinde mücevher çoktur. Ancak senin ahlâkınla süslenmiş olan çok az bulunur

En kıymetli ağaçları düşünelim. Oluşumu, dönüşümü… Bir çam palamudu toprağa düşünce nasıl da akabinde zaman içinde koca bir çam ağacına dönüşüyor ya da yine bir zeytin çekirdeği içinde koskoca bir ağaç saklıyorsa, işte nice zeki beyinler vardır ki; ya kendiliğinden keşfedilir, ya da bir dokunuş ile kendini gösterir.

17. yy. klasik Türk edebiyatı divan şairi Şanlıurfalı Nâbî’nin kasidesinde belirttiği gibi

Gerçi gencîne-i âlemde cevahir bulunur
Cevher-î zât ile ârâste nâdir bulunur”

deyişi üzerinde de bir çalışma yapacak olursak anlamı şu şekilde ortaya çıkar:

“Dünya hazinesinde mücevher çoktur. Ancak senin ahlâkınla süslenmiş olan çok az bulunur.”

Burada gencîne-i âlem ifadesi dünya hazinesi olarak yorumlanmış. Cevahir kelimesi mücevher, kıymetli taş demek. Ama önemli olan istediği kadar dünya hazinesi olsun, önemli olan ahlâktır vurgusu ile yerini almış, aruz ile yazılmış bir kasidenin parçasıdır bu mısralar ve benim çok sevdiğim bir deyiştir aslında. Neden mi?

HAZİNE

Gencîne-i âlem her ne kadar Farsça âlemlerin ya da Dünya’nın hazinesi, varlığı anlamı taşısa da Farsçada “genç” kelimesi de aynı anlamı taşımaktadır. Yani “HAZİNE” O halde âlemlerin hazinesi de gençlerdir tabii ki… Ve her gençte cevahir, yani bir kıymetli taş, mücevher, daha da açarsak ilgi, merak, yetenek bulunur ancak öyle ki bu ilgi, merak ve yeteneğin ortaya çıkması ve iyi, güzel ve ahlâkî anlamda kullandırılması, bireyin yönlendirilmesi ve bu yeteneğin aranılması gerekir.

Nasıl bir pırlantanın fiyatını belirleyen unsur karatı ise bir gencin de karatını belirleyen aklıdır, merakıdır, yeteneğidir. O gencin ahlâkî değerleri alması ve doğru bir şekilde yönlendirilmesidir.

Buradan şöyle de bir yorum çıkabilir:

Her gencin bir aklı, bir fikri mutlak vardır. Ancak mücevher nitelikte bir akıl, bir fikir, zeka nadir bulunur. Bunun görüldüğü zaman da ahlâkî boyutta doğru kişilerle, doğru yönlendirmelerin yapılması gerekir ki; o birey topluma en iyi şekilde kazandırılsın ve ondan fayda alınsın. Bu öngörülmez ve boş verilirse, duayenler bu tarz nadir bulunan beyinleri aramazsa, ya kaybolup giderler ya da bu beyinler göç eder, başkalarına hizmet ederler.

CEVHERİ BULMAK

Bir palamut düştüğü çam ağacının özellikleri ile tutunur ve başlar yeni hayatına topraktan, gökyüzüne doğru. Zeytin çekirdeğinde saklıdır yine zeytin ağacının tüm özellikleri. Ufacık bir çekirdek koca bir ağaca bu kalıtımsal özellikler ile dönüşür. Kimilerinde de vardır işte bu doğuşsal ve kalıtımsal özellikler. Doğru kişilerin elinde yoğruldu mu topluma kazandırılmayı bekler beyinler.

Doğru kişinin doğru işi, doğru kaynaktan yapmasıdır yaşamsal çaba. O cevheri bulup çıkarmaktır mutluluğun zirvesi. Bireyin aslında kendisi için en iyi olanı görebilmesidir bence tüm bu gayret ve asıl olması gereken değil midir; nesilleri en doğru şekilde yetiştirmek, büyüttüğümüz bir ağacın meyve verişini görmek, genç beyinlerle yola devam etmek.

 

Şerif PINAR 

Baş Editör: Elif ÜNAL YILDIZ 

Bir Önceki Yazımı Okudunuz mu?

İLİŞME İLİŞKİME

Yorumlar (1)

  1. Sizinle bu yüzden anlaşıyoruz hocam Derdimiz gelecek derdimiz gençler, çocuklar .. kaleminize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şerif PINAR

1977 Aydın doğumluyum. İzmir`de ikamet etmekteyim. Halen bir devlet okulunda öğretmenlik mesleğini yürütmekteyim. Uzun yıllar edebiyatla hep iç içeydim. 2022 yılında İlk kitabım "Gönül Sevdiğinin Kapısında" adıyla yayınlanan şiir kitabımdır. Akabinde 2023 yılında “İki Adam: Ben ve Babam” adıyla deniz, anekdotlar ve balıkçılık üzerine ikinci kitabım yayımlandı. Üçüncü kitap hazırlığım ise devam etmektedir.