İ L İ Ş M E İ L İ Ş K İ M E

İ L İ Ş M E   İ L İ Ş K İ M E

İLİŞME İLİŞKİME

Aaa… O da ne? Başlığa bak, der gibisiniz. İlişki her ne kadar ilişmekten türediyse de ilişme diyeceğiz bu yazımızda.

“İlgi, bağ kurmak” anlamındaki “-il” fiili ile “-iş” ekinin birden fazla kişiyle bağıdır ilişki. Yani en az 2 kişi vardır aslında mevzuyu anlatmakta. Evlilik bir ilişkidir apaçık. Arkadaşlık da öyle. İş hayatında muhatap olduğun herkes de ilişkiye dahildir aslında ki, iş ilişkisi kavramını ortaya çıkarır.

Tehlikeli bir kelimedir ilişki. Çoğu yerde absürt algılanır. İlişkim var denildiğinde illa ki ilişen biri mutlaka aranır. Oysa insan tabiatı gereği hep ilişki içindedir. Yapılan en küçük sohbetlerde, gırgır şamata ortamlarda, bir merhabada bile ilişki vardır. İlişilen her yerde .. Yani illaki ilişiriz bir şekilde.

“Bir apartmanda komşuluk ilişkisi nasıl olmalıdır?” sorusunda bile kullanılan ilişki ile ilk defa buluşan kişiye “ilişkin var mı?” diye sorulduğundaki ilişki benzeş midir? Yoksa farklı bir ima mı yakalanmalıdır? Belki diyeceksiniz ki, ilişki ilişkidir. Türkçe’nin zenginliği.

İlişme Derken ?

Peki ilişme derken ne anlatmak isteriz? İlişkiye saygı göster olabilir mi? Evet. Olabilir. Bozmaya çalışma olabilir mi? Evet. O da olabilir. Karışma? Evet. Gayet mümkün. Mesela evlilik ilişkisi. İki kişiyle kurulduğu düşünülen ama aslında tüm akrabaların da bu iki kişiyle evlendirildiği bir sistem midir? Aaa.. Bakın burada da akraba ilişkisi ortaya çıktı.

İşyerindeki ilişkiler? Ast Üst ilişkisi. İş arkadaşlığı vs. Kiminle iyi, kiminle durgun, durağan. Sadece zorunluluktan konuşmalar. İş arkadaşlığı ilişkisini, sosyal arkadaşlık ilişkisi boyutuna taşıyanlar.

Bir de hiçbir ilişki tanımına kendini dahil edememişler var. Bir ilişki içinde görünüp kendine yer bulamayanlar. Vardır değil mi öyleleri? Sadece yancı pozisyonunda kalanlar. Hiçbir şeye, suya sabuna dokunmayanlar. İçsel yalnızlık içerisindekiler.

Gammazlar…

Ya gammazlar? İşte asıl hedefimiz onlar. İlişkiye ilişenler. Kendini ön planda tutmak isteyenler. Ara bozucular. Bir ilişkinin içine girip kafa bulandıranlar? Mutlu olamayıp başkasının mutluluğuna set vuranlar. İki kişinin birlikteliğini çekemeyenler mesela.

En yakın arkadaş, kardeş, hatta anne, baba ya da bir akraba. Kimi zaman bir komşu, kimi zaman ilişki içinde olduğun kişinin tanıdığı. Hep birilerinin hayatına karışma dürtüsü içinde olmuştur insan. Karşısındakinin de kendisi gibi yaşaması isteği. Her bireyi olduğu gibi kabul edememe. Biraz da narşist yapı.

Oysa herkes olduğu gibi yaşasın hayatını, ilişkisini. Niye yadırgıyoruz ki. Arzularını, isteklerini olduğu gibi ortaya koysunlar. Her bir ilişki özeldir. İş hayatında bile çok iyi anlaşan kişilerin arasına girmek, kıskançlık emareleri göstermek, yakışıksız tanımlamalar yapmak ne kadar acıdır.

Bir de biten ilişkiler üzerinden de pay çıkartmak isteyenler var ki, ne demeli…

İl-iş-me derken ard niyetten, fesatlıktan, bile bile kötülemekten kısaca bozucu tüm fiillerden bahsediyorum. Yoksa elbet il-iş-in. İlişin ama güzele ilişin. Dürüstçe ilişin. Samimiyetle, sevgiyle ilişin. Karşılıksız ilişin. Yapıcı ilişin.

Makbul düşüncenin haiz olmadığı yerde, karşınızdaki kim olursa olsun “dur” diyebilin ve açık açık söyleyin: “İLİŞME İLİŞKİME” Yoksa kendinizi yıpratan hep siz olursunuz.

Şerif PINAR

Editör: Sonay BİLGİ ARABACI

Baş Editör: Elif ÜNAL YILDIZ 

Diğer Yazılarıma Göz Atmak İster misiniz?

GÜNEŞİN ÇOCUKLARI 

Yorumlar (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şerif PINAR

1977 Aydın doğumluyum. İzmir`de ikamet etmekteyim. Halen bir devlet okulunda öğretmenlik mesleğini yürütmekteyim. Uzun yıllar edebiyatla hep iç içeydim. 2022 yılında İlk kitabım "Gönül Sevdiğinin Kapısında" adıyla yayınlanan şiir kitabımdır. Akabinde 2023 yılında “İki Adam: Ben ve Babam” adıyla deniz, anekdotlar ve balıkçılık üzerine ikinci kitabım yayımlandı. Üçüncü kitap hazırlığım ise devam etmektedir.