ÇAY DEYİNCE

ÇAY DEYİNCE

ÇAY DEYİNCE

Ülkemize kahveden yıllar sonra gelerek ve bence kahveyi tahtından indiren bir içecektir çay..

  Nasıl bulunduğu ile ilgili iki türlü rivayeti olan çayın bu yazıyı ilgilendiren konusu nasıl kullanıldığı tarafı.  İlk kez Çin’de ortaya çıkan çayın tarihi M.Ö. III. yüzyıla dayanır. İlk başlarda şifa amaçlı kullanılır.Çin’de ticaretin gelişmeye başlamasıyla ticari bir unsur haline gelir. M.S. VIII. Yüzyılda Çin kültürünü incelemeye gelen Japon rahipler burada çayla tanışır ve bu mucizevi bitkiyi ülkelerine de götürürler. Böylece Japonya’ya gelen çay, Japon halkı tarafından da sevilir. Hatta önemli protokol toplantılarında çay seremonisi bile yapılmaya başlanır. Japonya’dan Hindistan ve İran’a yayılan çayın Avrupa topraklarına gelmesi ise ancak XVII. Yüzyılda mümkün olur. Hollanda, Fransa, İspanya ve İngiltere çayla tanışan ilk Avrupa ülkeleri olurken; Rusya da Çin’den gelen ticaret kervanlarıyla aynı dönemlerde çayla tanışır. Böylece XVIII. Yüzyıla gelindiğinde çok sayıda millet çayla tanışmıştır artık.

    Ben aslında çayın siyahlaşması ile ilgili bir rivayeti sizlere nakletmek istiyorum. Çay ilk Avrupa’ya gelirken gemilerin ambarlarında gelir. Bu deniz yolculuğu sırasında geminin ambarı hafiften su alır ve yeşil olan çaylar ıslandıkları için siyahlaşırlar. Ve Avrupa çayı siyah çay olarak tüketmeye başlar. İkinci seferde ambarlar daha iyi korunur ve çay ıslanmadan Avrupa’ya ulaştırılır. Bir önceki siyah çayın tadına alışan Avrupa’ lılar yeşil çayın tadını garipseyip “Bize ilk sefer getirdiğimiz çaydan getirin ” derler. Tüccarlar bu durumu açıklasalar bile damak tadı laf dinlemez ve çay bir şekilde siyahlatılarak insanların hizmetine sunulur.

    Çayı ilk içen Türk’ün Hoca Ahmet Yesevi’nin olduğu birçok kaynakta bildirilmekle beraber, Türklerin çay ile tanışması ise XIX. Yüzyılda mümkün olur… 1879 yılında, Basra Valiliği’nde bulunmuş Hacı Mehmet İzzet Efendi yayımladığı “Çay Risalesi” adlı eserde, çayın faydalarından bahseder ve sıklıkla tüketilmesini tavsiye eder.

    II. Abdülhamit döneminde ilk kez çay zirai bir ürün olarak düşünülür. 1894 yılında, Orman, Madenler ve Tarım Bakanlığı’ndan dönemin sadrazamına bir belge yazılır. Belgede çayın ticari değerinin yanı sıra şifa kaynağı olduğu belirtilerek, tarımının yapılması amacıyla ‘uygundur’ onayı istenir. Konuyla ilgili onayın kısa süre içinde çıkmasıyla beraber Japonya’dan tohum tedarik edilir. Çay için ilk önce Bursa şehrimiz seçilir. Ama iklim şartları çayın Bursa’da yetişmesine uygun değildir. Ama çay ekiminden vazgeçilmez.

    1917 yılına gelindiğinde Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi Müdür Vekili Ali Rıza Erten ve başkanlık ettiği heyet, çay yetiştirilen bölgeyi incelemek üzere Batum’a gider. Batum ile Rize’nin iklim olarak benzerliği farkedilerek bu durum Ekonomi Nazırlığına bildirilir. Dönem I. Dünya Savaşı dönemidir. Bu nedenle çay konusu gündeme alınamaz. Ancak 1924 yılına gelindiğinde tekrar gündeme alınır. Böylece 1924 tarihli çay, mandalina ve portakal yetiştirilmesine ilişkin 407 Sayılı Kanun çıkartılır. Dönemin Tarım Genel Müdürü Zihni Derin tarafından başlatılan ilk çalışmalar, Gürcistan’dan getirtilen ilk tohumlarla mümkün olur. Rize’li üreticilere dağıtılan bu tohumlarla Borçka’da ilk deneme üretimleri yapılır.

    Deneme üretimlerinin başarılı netice vermesiyle, 1937’de Batum’dan 20 ton çay tohumu ithal edilir ve ilk mahsul 1938 yılında alınır. Rize’ye ilk çay tohumunu getiren Hulusi Karadeniz ile ilk çay kanununun hazırlanmasında emeği geçen Esat Özoğuz’da bölgede saygıyla anılan unutulmaz isimler olurlar. Bölgede birçok küçük ölçekli fabrika kurularak , çay Rize ekonomisinin temel direği olur.

   İlk başlarda zengin içeceği olarak bilinen çay daha sonra ülkemizde bütün evlere girerek dünyada en çok çay tüketen ülkelerden biri olmamızı sağlamıştır. Evimize misafir gelse hemen çay ikram ederiz. Yolda bir ahbapla karşılaşsak gel şurada oturup birer çay içelim deriz. Çay ocakları vardır. Bunlar artık ülkemizin gerçekleridir derken çayı anlattığım bir şiiri beğeninize sunuyorum.

SEBEP, BİR BARDAK ÇAY

Demlikler de, semaverde demlerler
Dert satmaya sebep bir bardak çay
Tavşan kanı diye durmaz mimlerler
Can katmaya sebep bir bardak çay

Hem Rize’den, hem Seylan’dan geliyor
Siyah yeşil diye çeşit oluyor
Hem bardağa, hem gönüle doluyor
Dost çatmaya sebep bir bardak çay.

Kahveyi geçerek oldu gelenek
Onunla geliyor sohbete ahenk
Kahvaltıda vardır ona çok gerek
Gün gütmeye sebep bir bardak çay.

Ozan Kasım etti malumu beyan
Çayın tahtı sağlam görünür ayan
Daha görmedim çay içmekten doyan
Söz atmaya sebep bir bardak çay

Ozan Kasım Kol

Baş Editör: Elif Ünal YILDIZ

Editör: Hakan DİNÇAY

 

Yorumlar (8)

  1. Nuran Kaba
    • 9/05/2024

    Ah şu çay varya hayattır, arkadaştır, dosttur, huzurdur, sizi tebrik ediyorum çok güzel anlattınız yüreğinize sağlık başarılarınız daim olsun akrabam

    • 9/05/2024

    Çay dert ortağidir çay mutluluktur gün gelir arkadaşlartir çay toplamış birisi olarak yazdıklarınızı çok beğendim kaleminize sağlık yüreğinize sağlık başarılarınız daim olsun akrabam

    • 8/05/2024

    Bu güzel cümleleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.

  2. Bekir SEVİK
    • 8/05/2024

    Hocam araba için mazot ne ise; benim için çay da odur. Çaysız yol alamıyorum 😂😂 Allah Ülkeye gelmesine vesile olandan razı olsun. Kaleminize sağlık

    • 8/05/2024

    Kalemine sağlık süper gerçekten çok güzel olmuş 👏👍

  3. Fatih Baskan
    • 8/05/2024

    Cok guzel yuregine saglik

  4. Çay vazgeçilmezim Çay doyumuna doyamadığım sohbetler demek benim için🌼 Kaleminize sağlık

  5. Çiğdem Zoroğlu
    • 8/05/2024

    Yüreğinize kaleminize sağlık hocam 👏🏼

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ozan Kasım KOL

Ozan Kasım Kol 1971 tarihinde Samsun' un Çarşamba İlçesi'nin Beyyenice köyünde doğmuştur. Çocukluğu Beyyenice köyünde geçen şairimiz , Turizm ve Otelcilik mezunudur. Lise yıllarında edebiyat öğretmeninin aşırı telkiniyle şiire önem veren Ozan Kasım Kol "Dünyanın Dengesi Sevgi (2021) ve Meriç ile Tuna (2023)" isimli kitapların şairi ve yazarıdır. Bazı şiirleri türkü olmuş olan şairimiz aynı zamanda Kültür Bakanlığı halk şairidir. Tansiyon dergisinde türkülerimizin hikayelerini araştırıp yazmaktadır. Yedi Sanat Derneği (Yesader) ve MSG üyesi olan Ozan Kasım Kol ,Ahmet Erhan,Arife Gül ve Gülüzar isminde üç çocuk babasıdır.