Bedduaya Pişman Olmak

Bedduaya Pişman Olmak

    Öncelikle bu başlığı neden attığımı belirtmek istiyorum. Çünkü beddua ettiğine pişman olanlarla o kadar karşılaşıyoruz ki. Misal çok kısa zaman önce şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Askerden gelmiş bir delikanlı ailesini maddi olarak zarara uğratıyor ve bu maddi kayıp annenin canını öyle bir yakıyor ki evladına; “Allah inşallah canını alsın.” diye beddua ediyor. Maalesef bu bedduanın edilmesi üzerinden bir sene bile geçmeden o delikanlı aniden bir beyin kanaması sonucu hayatını kaybediyor. Elbette ecelin önüne geçilemez ancak bu şahsın bu şekilde öleceği de bir kaderdir. Nasıl ki bir hayatı etkileyen söz can yakıyorsa bazı sözler de imanımıza zarar verebiliyor. Ağzımızdan yanlışlıkla çıkan cümlelerin bizim imanımıza zarar verdiği söyleniyor neden ve hangi cümleler bize zarar verir ona değinelim.

Günlük hayatta ağzımızdan isteyerek veya istemeyerek birçok kelime ve cümle çıkıyor, farkında olmadan belki de imanımızı zedeliyor olabiliriz diye düşünmemiz lazım. Çünkü sözler insanlar üzerinde çok etkilidir.

Bazen bir söz, bir cümle, bir insanın kalbini paramparça etmeye bile yetiyor ya da o kalbi tedavi etmeye…

Ne demiş Yunus Emre? “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. “

Yani bizim küçük gördüğümüz o sözcükler büyük şeylere yol açabilmektedir bazen bir felakete bazen güzel bir olaya. İşte İslâm dininde de bazı kelimeler cümleler insanı şirke küfre götürebilir. Tabii ki esas olan niyetlerdir, kalbimizle hissederek söylediğimizdir. Hz. Muhammed (S.A.V.)zamanında İslâm’a dinine geçerken birçok Müslüman sırf dinlerinden dönsünler diye birçok zulme maruz kalmışlardır. Bazıları tüm işkencelere rağmen “Allah büyüktür” diye feryat edip davasından dönmezken bazıları ise sırf zulümden kurtulmak için Allah’ın varlığını inkâr ettiklerini söylediler. Fakat kalplerinde bunu hissetmediler bu nedenle küfre sürüklenmediler. Çünkü zorunlu bir durum vardı.

Bazen de biz sözlerimizle kötüyü çağırıyoruz. Misal anneler çocuklarına “Aman evladım, bak şimdi düşeceksin. Aman evladım bunu yapma elini yaralarsın.” derler. Fark ettiyseniz anneler bunu der demez o hadise gerçekleşmiş olur. Eskiden anneler evlatlarına “Aman evladım yapma, düşmeyiver yapmayıver” gibi cümleler kurarlarmış. Sözcükler insanlar üzerinde çok etkilidir. Bilinçaltımıza bile işler en basitinden, ışığı yak ya da ışığı aç ikisi çok farklı cümleler. Yakmak kötü bir eylemdir ve bilinçaltına bu kelime işler. Onun yerine ışığı aç demek daha münasip olur.

Bazı duaların kabul olunduğu vakitler vardır ve denk geliverse duanız tutuverse şaşırmayın. O yüzden hep güzel konuşun, güzeli çağırın. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in bir sözü vardır. “Ya hayır söyle veyahut da sus”

“Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun. ” Tevbe sûresi (9), 119”

“Müslümanlar için söz çok önemlidir. Güven teşkil eder sözünde durmamak münafıklığın alametidir. Müslüman elinden ve dilinden diğer bir Müslümanın emin olduğu kişidir. Sözümüzden, özümüzden ve aslımızdan emin olmak gerekir. Yerinde ve kararında konuşmalıyız çünkü bir söz bin dert çıkartabilir. Düşünüp tartıp kelimeleri özenle seçelim ki hüsrana uğrayanlardan olmayalım. Ne imanımıza ne canımıza zarar gelsin…

 

Tutku BATMAZ

Editör: Nigar KAYA

 

 

Yorumlar (3)

  1. Harika bir yazı ve tespit olmuş Önermelerde harika Kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık

  2. Ozan Kasım KOL
    • 30/12/2023

    Bizim yörede tersine beddular vardır. "Allah canını almasın." "Allah belanı vermesin "gibi. Sayenizde sözcüklerin nasıl kullanılması gerektiğini öğrendim

  3. Yazar adayı
    • 30/12/2023

    Evet ben de çok gördüm beddua ardından sevdiklerini kaybedip pişman olan insanlar. Yazarı tebrik ediyorum. Çok güzel bir konuya değinmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tutku BATMAZ

08.07.2000 Çankırı doğumluyum. Üç kardeşli ailenin ortanca çocuğuyum. İlk-Orta ve Lise eğitimimi Çankırı’da gördüm. Eğitimimi tamamladıktan sonra Kız Kur’an kursuna hafızlık eğitimime başladım. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın on sekiz yaş üzeri kuran okuma yarışmasında Çankırı birincisi oldum. Dört yıllık eğitim sonunda 2022 Mart ayında hafızlık eğitimimi tamamladım. Şu anda Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyorum. Katıldığım çoğu hikâye, şiir, makale gibi yarışmalarda derecelere girdim. Bazı dergilerde yazılarım yayınlanmıştır. Şu anda İlimizde bulunan, Kız Kur'an kursunda eğitmen olarak görev yapıyorum. Boş zamanlarımda hafızlık tekrarı yapıyor kitap okuyorum. Hafızlık süresinde bile yazmaya devam ettim. Şiir okumayı severim. Kitaplardan da, biyografi tarzı romanlar ilgi alanımdadır. Aynı zamanda bir şeyler kaleme almak benim için bir tutku olmuştur. Hali hazırda yazdığım kitabım yayımlanma aşamasındadır. İnsanlara faydalı bir kitap olması dileğiyle.