YÜREĞİNDE BÜYÜYEN YANGIN

YÜREĞİNDE BÜYÜYEN YANGIN

YÜREĞİNDE BÜYÜYEN YANGIN

Bir ülke düşünün;

Gökyüzünde kuşlar süzülür,

Yüreklerde yangınlar büyür,

Bir çocuk göğe bakar,

Bulut yerine duman görür,

Anneler bir kapı sesinde

Derin düşüncelere bürünür. 

 

Biz ateşi ocaklarda yakmadık,

Bir evin duvarlarında,

Bir sokağın kuytusunda,

Kimi zaman söylenmemiş bir sözde,

Kimi zaman yarım bir ezgide,

Kimi zaman,

İnsanın, insana yönelttiği öfkede.

 

Bir kıvılcım düştüğü toprağa,

Önce ağaçlar yandı,

Sonra kuşlar göç etti,

Yuvalar dallardan ayrıldı,

Kaplumbağalar kabuğuna çekildi,

Ceylanlar kaçacak gölge aradı.

 

İnsan,

Kendi elleriyle yaktı ormanı,

Küllerine bakıp

Yitirdi nefes alanını…

 

Oysa orman ağaçlardan ibaret değildi;

Kuşların yuvasıydı,

Böceklerin yaşam alanı,

Çocuklarımızın geleceğiydi.

 

Yanan dallar,

Geleceğe uzanan umutlar,

Küller, yok olan hayatlar.

 

Ardından başka yangınlar başladı, 

İnsanların yüreklerinde,

Her evin kapısına korku dayandı,

Her sokakta kardeşlik yalandı,

Herkes birbirine düşman kılındı,

Herkes doğduğu için

Ömrü boyunca bir yük taşıdı.

 

O gün anlaşıldı ki;

Büyük yangınlar ormanda başlamaz.

Bazen insanın dilinde doğar,

Bir başkasının kalbine düşer.

Sonra büyür, büyür 

Bir ülkenin vicdanı yok olur.

 

Ey insanoğlu.

Her canın acısını

Kendi acın gibi gör,

Acının kimliği yoktur,

Gözyaşının dili yoktur.

Ateş yanar insan bilmez,

Hangi tarafından baksan acı

Hangi isimle çağırsan acı

Ateş herkese aynı izi bırakır.

 

Biz bu topraklarda,

Defalarca küllerimizden doğduk.

Yıkılanın yanına

Yeniden bir taş koyduk,

Sönen ocaklara,

Yeniden ateş yaktık.

Birbirimizin yarasını

Yeniden sardık,

Biliriz ki;

Ülkemizi ayakta tutan

Saraylar değil,

Birbirine uzanan ellerdir.

 

Yangını büyütenler değil,

Ateşi söndürenler gerekli,

Nefreti çoğaltanlar değil,

Barışı yeşertenler gerekli,

Bir çocuğun başını şefkatle okşayan,

Bir yetimin elini tutan,

Hiçbir canı diğerinden üstün görmeyen

Arınmış yürekler gerekli.

 

Biz,

Küllerle konuşmak istemiyoruz.

Tarihimiz dumanla yazılmasın.

Çocuklar korkuyla uyanmasın,

Umutla büyüsün bu ülkede.

Gecelerde sirenler çalmasın,

Ninnilerle uyunsun

 Annelerimiz,

“Bugün kimin canı yanacak?” diye uyanmasın sabaha.

 

O, ateşin ortasında kalan canları,

Alevlere karşı direnen yiğitleri,

Görev başında şehadet mertebesine erişen kahramanları…

Hiç unutmayacağız.

 

Her biri bir annenin evladıydı,

Kimi yetim bir çocuğun babasıydı,

Bir yüreğin yarım kalmış umuduydu.

 

Onların hatırası

Küller arasında kaybolmayacaktır.

Adları rüzgârla savrulmayacaktır;

Yeşeren fidanlarda,

Yeniden kurulan yuvalarda

Yaşayacaktır.

 

Şehit düşen canlara selam olsun,

Cennet bahçelerinde yerleri olsun.

Uğruna direndikleri bu topraklarda

Bir gün o küllerden 

Ormanlarımız yeniden doğacak,,

İnsanlığımız yeniden yaşayacaktır.

 

Sultan Kızı der ki;

Bir gün bu topraklarda

Ateşin değil, sevginin dili hâkim olsun.

Küllerin altından yalnız fidanlar değil,

İnsanlığımız da yeniden filizlensin.

Kimse kimsenin yarasına

Yeni bir yara eklemesin.

Bir ülke

Yangınlarla değil,

Vicdanla yükselir;

İnsan, insanı koruduğu ölçüde

Gerçek anlamda insandır.

Nurten Ergin

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

GÜN GELİR ANLARSIN

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    yüreğimiz yanmadan bir gün geçirebilsek keşke…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Yüreğinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

NURTEN ERGİN

NURTEN ERGİN Mahlası: Sultan Kızı 20 Şubat 1971 tarihinde Hatay'ın Antakya ilçesinde, yedi kişilik mazbut bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Nürten Ergin, Sultani Hanım'ın kızıdır. Şiir dünyasında ise annesi Sultani Hanım'ın adını yaşatmak amacıyla “Sultan Kızı” mahlasını kullanmaktadır. İlkokul mezunu olan şairin eğitim hayatı, ailesinin yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle oldukça zorlu geçti. Okullar açıldıktan yaklaşık iki ay sonra okula başlayabiliyordu; çünkü o dönemde ailesiyle birlikte Adana'ya pamuk toplamaya gidiyordu. Pamuk toplama işi bittikten sonra okula döner, ancak okullar kapanmadan 40 gün önce ailesiyle birlikte çalışmak için Mersin'e giderdi. Ailesine destek olmak amacıyla küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kalan Nürten Ergin, ilkokulu beş ayrı okulda okudu. Her eğitim yılında iki ayrı okulda öğrenim gördüğü zamanlar oldu. Kız kardeşine kıyasla okula daha fazla devam edebildiği için kendisini bu konuda daha şanslı görüyordu. Henüz 11 yaşındayken çalışma hayatına atılan Nürten Ergin, 13 yaşına geldiğinde farklı şehirlerde çalışmaya başladı. Adana, Mersin, Antalya, Mut ve Çanakkale başta olmak üzere daha nice şehirde çalışarak hayat mücadelesini sürdürdü. Küçük yaşta hayatın sorumluluklarıyla tanışan şair, ailesiyle birlikte verdiği emeklerle büyüdü ve yaşamın zorluklarını erkenden öğrendi. Çocukluk yıllarından itibaren iki büyük hayali vardı: hemşire olmak ve kitap yazmak. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle hemşirelik hayalini gerçekleştiremese de kitap yazma ve şiir tutkusu hiçbir zaman sona ermedi. Hayatın kendisine sunduğu zorluklara rağmen hayallerinden vazgeçmedi. 18 yaşında Mehmet Bey ile dünya evine giren şair, 14 kişilik bir aileye gelin gitti. Genç yaşta büyük sorumluluklar üstlenen Nürten Ergin, ev işlerinin yanı sıra bahçe işlerinde ve hayvanların bakımında da ailesine yardım ediyordu. Çocuk yaşlardan itibaren çalışmaya alışmış olan şair, evlilik hayatında da emek vermeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye devam etti. Üç erkek çocuk annesi ve dört torun babaannesi olan Nürten Ergin, aile hayatının yanı sıra şiir çalışmalarını da sürdürdü. Eşinin işi nedeniyle yaklaşık 15 yıl Suudi Arabistan'da yaşayan şair, gurbet yıllarında da şiirden kopmadı. Hayalleri, özlemleri, yaşadığı acılar, sevinçler ve hayat mücadelesi dizelerine yansıdı. Yaşam boyunca edindiği tecrübeler, şiirlerinin duygusal derinliğine katkıda bulundu. Şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan Nürten Ergin – “Sultan Kızı”, televizyon ve radyo programlarına konuk olarak şiirlerini ve edebiyat yolculuğunu okuyucularla ve dinleyicilerle paylaştı. Nürten Ergin, edebiyat çalışmalarının yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlerde de aktif olarak yer almaktadır. HAKSEMDER Derneği yönetiminde görev alan şair, aynı zamanda Türk Halk Müziği Korosu'nda yer almaktadır. Daha önce Deprem Anneleri Hatay Mozaik Korosu'nda da yer alarak müzik ve kültür alanındaki çalışmalara katkıda bulunmuştur. Şiire, müziğe ve sanata duyduğu sevgiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Şair, bugün Antakya'da hayatına devam etmekte ve şiir çalışmalarını sürdürmektedir. ESERLERİ - Hayallerimi Bağışlıyorum - Özgürlüğün Hece'si Ödülü: Özgürlüğün Hece'si adlı eseri, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 20 şairin katıldığı değerlendirmede birincilik ödülüne layık görülmüştür. KATILDIĞI ANTOLOJİLER 1. Bir Avuç Şair Bir Avuç Şiir 2. Demlenmiş Şiirler Güldestesi 3. Şahı Şiirler 4. Cendere Şiir Antolojisi 2 5. Bizim Ece Şairler Antolojisi 6. Cumhuriyet'in 100. Yılında Atatürk ve Cumhuriyet Şiirleri Güldestesi 7. Mustafa Kemal Atatürk Evrensel Ölümsüz Şairler Antolojisi