MİNDFULNESS (Bilinçli Farkındalık)

MİNDFULNESS (Bilinçli Farkındalık)

MINDFULNESS

BİLİNÇLİ FARKINDALIK

Perspektif: Bakış Açısı

Sahi Edison ampulü icat etmekle iyi yapmadı mı?
Ya Bell telefonu icat etmeseydi…
Şöyle diyelim hayata dokunmak veya hayatlara dokunmak. Bir ya da bir kaç gibi…
Deniz yıldızı hikayesi gibi…

Bir gün bir yazar, yazı yazmak için okyanus sahiline gider. Sahilde yürürken, uzakta dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Yaklaştığında, bunun bir genç olduğunu ve dans etmediğini fark eder. Genç adam, sahilde eğilip bir şeyler alıyor ve hemen ardından okyanusa fırlatıyordu.
Yazar biraz daha yaklaşınca, sahile binlerce deniz yıldızının vurduğunu görür. Merakla gence seslenir:
— Ne yapıyorsun böyle?
Genç adam cevap verir:
— Güneş yükseliyor ve sular çekiliyor. Onları denize atmazsam, susuzluktan ölecekler.
Yazar şaşırarak der ki:
— Ama burada kilometrelerce sahil var ve her yer binlerce deniz yıldızıyla dolu. Ne kadarını kurtarabilirsin ki? Senin bunları denize atman neyi değiştirecek, ne fark edecek?
Genç adam durur, eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır. Onu okyanusun serin sularına doğru fırlatır ve yazara dönerek şöyle der:
— Bak, onun için çok şey fark etti.

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Bunu yapabilmek, bu bilinçte olmak tam olarak, İngilizce tabiri ile ‘to be or not to be’ olmak yada olmamak’
Farkı fark yaratır. Farklı olmak bir tercihtir.
Leyla ile Mecnun’un meşhur çanak (kâse) kırma hikayesi şu şekilde anlatılır:
Mecnun, Leyla’nın aşkından aklını yitirip çöllere düştükten sonra bile gözü Leyla’dan başkasını görmez. Gün gelir, Leyla’nın kabilesinde büyük bir kıtlık ve yoksulluk baş gösterir. Leyla’nın ailesi, muhtaç olan herkese yardım etmek amacıyla büyük kazanlarda yemekler kaynatır ve ahaliye dağıtmaya başlar.
Bu haberi duyan ahali, ellerine birer çanak alarak Leyla’nın çadırının önünde sıraya girer. Leyla, çadırdan çıkar ve sırayla herkesin çanağına kendi elleriyle yemek koymaya başlar.
Mecnun da çöllerden çıkıp bu sıraya girer. Üstü başı perişan bir halde, elinde boş bir çanakla sıranın kendisine gelmesini bekler. Nihayet sıra Mecnun’a gelir. Mecnun, Leyla’nın yüzüne sevgiyle bakarak çanağını ona doğru uzatır.
Ancak Leyla, Mecnun’un çanağına yemek koymak yerine, elindeki kepçeyle Mecnun’un çanağına sertçe vurarak onu taşa çalar ve kırar. Sonra da arkasını dönüp çadırına girer. Mecnun’a hiçbir şey vermez.
Ahali Mecnun’a güler dalga geçer lakin Mecnun’un cevabı fevkaladedir.
‘Size dilenci muamelesi yaptı, bana farklı davrandı, der…
Anlayana…

Mevlüt Güler

Diğer yazılarımı okudunuz mu?

İZMİT (Nikomedya)

Yorumlar (2)

  1. Yıldız TEK GAMLI dedi ki:

    bakış açısından çok güzel bakmak önemli hocam…

  2. Ozan Kasım KOL dedi ki:

    Yüreğinize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mevlüt GÜLER

1972 doğumlu İşletme mezunu Okumayı gezmek ve yazmayı seviyor 18 yaşından beri okuyor. İlk önceleri gazetelerin okur köşelerinde yazdı. İlk Şiiri AKŞAM ı 1990 da şiir antolojisinde yazdı. 2 roman 1 deneme ve birçok hikaye ve 2018 yılında, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale il kültür ve turizm müdürlüğü Trakya'da Çanakkale Masallarla Büyüyelim' kitabında 2 masalla yer aldı.