SABATAY SEVİ’DEN NETANYAHU’YA
- Yazar: ZAFER DEĞİRMENCİ
- 30 Eylül 2026
- 25 kez okundu
SABATAY SEVİ’DEN NETANYAHU’YA
Değerli okuyucu;
Bu makalemde seni 17.yy Osmanlısına kısa bir gezintiye davet ediyorum. 1626 yılında İzmir’de dünyaya gelmiş birinden başlayarak bugün bile etkisini sıkça gördüğümüz bir hareketin temeline ineceğiz. Bahsi geçen kişi Sabatay Sevi.
Sabatay Sevi 1626 İzmir doğumlu Osmanlı Yahudi’si bir din adamıydı. O dönem hem Osmanlı hem de Avrupa’daki Yahudiler açısından ciddi siyasi, ekonomik ve dini krizlerin yaşandığı bir dönemdi. Baskı altında olan Yahudiler, bir Mesih’in gelip kendilerini kurtaracağı inancını bu yıllarda daha çok benimsemişti. Kabala ( Yahudi mistizm) inancı bu olayı zaten tamda bu yüzyılda öngörüyordu. Katı bir kabala din adamı olan Sabatay Sevi böyle bir ortamda beklenen Mesih’in kendisi olduğunu ilan etti. Bu iddiasını kabalist argümanlarla destekliyor, yaptığı ateşli konuşmalarla Yahudi toplumunu kendi peşinden sürüklüyordu. Hatta bu yüzden İzmir’deki Yahudi toplumunun ikiye bölündüğü bile söylenir. Belli bir süre sonra Sabatay’a inananların sayısı küçümsenmeyecek kadar artmıştı. Kabalist yorumlar, mucizeler, kehanetler ve sembolik dini davranışlarla desteklenen bir dünya görüşü ortaya çıktı. Sabataycılar artık tarihteki yerlerini almıştı.
Sabataycılar kısa sürede çok büyük bir dünya görüşü olunca bu durum Osmanlının ister istemez dikkatini çekti. Sabatay Sevi 1666 da tutuklandı. Burada tarihin en çarpıcı olayı meydana geldi. Sabatay’a İslam’a geçmesi ya da ölümle karşılaşması şeklinde seçenek sunulduğunda hiç düşünmeden İslam’a geçti. Müslüman oldu ve Aziz Mehmed Efendi adını aldı.
Bu olay normal şartlarda hareketin tamamen bitmesi anlamına gelebilirdi. Yahudilere gelmiş bir Mesih olduğunu iddia eden kişi Müslüman olmuştu. İşte tam burada sabataycılığın en ilginç kısmı başlıyor. Hareket yeni bir ivme kazanarak Müslüman görünümlü Yahudi toplumu haline dönüştü. Bir Müslüman gibi davranıyor, ibadet ediyor, fakat özlerinde Kabalist mistizm’e hizmet ediyorlardı. İnançlarına göre Sabatayın İslam’a geçmesi aslında Mesihliğinin bir parçasıydı. Böylece sabatayın din değiştirmesi bir “başarısızlık” değil, gizli bir Mesih görevi olarak yorumlandı. Sabatay Sevi 1676 da öldükten sonra sabataycılar yani bir diğer isimleriyle “dönmeler” Müslüman maskeleri altında kabalaya hizmet etmek için topluluklar oluşturmuştu bile. 17.yy yolculuğumuz burada bitti. Şimdi günümüze dönüp etkilerine bakalım.
Rivayet odur ki, bugün günümüzde çok iyi tanıdığımız siyasetçi, akademisyen veya bürokratlar hatta devlet yönetiminde yer almış birçok ismin sabataycı olduğu söylenmektedir. Yani bizden gibi görünüp aslında Yahudi lobisine hizmet etmektedirler. Bunu yıllar önce duymuş olsaydım belki de komplo teorisi der geçerdim ama günümüz şartlarına bakıldığında mümkün olmayacak bir durumda değil. Bir sabataycı eğer Hristiyan topraklarında yaşıyorsa onlardanmış gibi yaşayıp yine de Yahudi lobilerine hizmet eder. Bu değişmeyen bir kuraldır. Sabataycı bir Yahudi yalnız bunun için yaşar. Yaşadığı toplumun dinine zarar vermek, yozlaştırmak gibi görevler edinirler. Modern eğitim kurumları kurdukları, uluslararası ticarette etkin oldukları, Avrupa’yla yoğun bağlantılar geliştirdikleri ve modernleşme ve sekülerleşme süreçlerinde yer aldıkları bilinmektedir. Bu çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyal medyaya bağımlı hale gelmesi, ahlaksızlığın ve saygısızlığın normalleşmiş olması sözüm ona modernleşmenin birer etkisi değil mi, modern kültür adı altında fuhuşun adı “yasak aşk” olmadı mı? Mesihlikle başlayan bir hareket zaman içinde lobiler kurarak yönetimlerde yer alıp toplumların kültürlerini ve dinlerini yozlaştırıyor olamaz mı?
Şöyle bir örnek vermek istiyorum.
1908-1918 yılları arasında Osmanlı’da Meclis-i Mebusan’da milletvekilliği yapmış, üç kez maliye nazırlığı görevinde bulunmuş, İttihat ve Terakki mali politikalarında önemli rol oynamış bir isim olan Cavid Bey. Cavid Bey’in Sabataycı olduğu bir iddia değil tarihsel bir gerçektir. Cavid Bey Müslüman bir ülkede önemli görevler almış biri olarak Sabataycı olduğu öldükten sonra anlaşılan bir devlet görevlisiydi. Birde iddia edilen isimler var. İddia olduğu için burada yazmamın doğru olmayacağını düşünüyorum. Burada iş sana düşüyor değerli okuyucu. Lütfen bu konuyu araştırıp isimlere bir göz at. Bu lobiler sadece bizde değil dünyanın hemen hemen bütün ülkelerine yayılmış durumdadır. Bugün BM salonunda 21.yüz yılın katili Netanyahu elindeki çağrı cihazını kaldırıp tüm dünyayı “Bu çağrı cihazını hatırlıyor musunuz?” diye tehdit ediyorsa 17 Eylül 2024 de Lübnan’da çağrı cihazlarını patlatarak 9 kişinin ölümüne 3000 kişinin yaralanmasına sebep olduğu saldırıya atıfta bulunuyorsa bu cesareti geçmişte Sabatay Sevi’nin temelini attığı lobilerinden almaktadır. BM demişken, Netanyahu’nun konuşması sırasında dünya ülkeleri temsilcileri salonu terk ederken oturup onu dinleyen ülkelere de dikkat etmeni öneririm.
Değerli okuyucu;
Bu konu bu kadar kısa bir yazıyla anlatılacak bir konu değil, bunun ben de farkındayım. Benim amacım sana araştırmanın yolunu açacak fitili yakmak aslında. Ahlakımızın neden çöktüğünün, dinimizin içine yerleştirilmiş hurafeleri neden din sandığımızın, nezaketten ve saygıdan neden bu kadar uzaklaştığımızın tarihsel bir temeli ve bir plana dahil olduğunu araştırasın diye yazdım bu makaleyi.
Bu dünya bu hale bir kaç yılda gelmedi. Bu dünyayı bu hale getirmek için yüz yıllardır planlar yapıldı.
Zafer Değirmenci
Diğer yazılarımı okudunuz mu?

harika bir bakış açısı, güzel bir bilgilendirme… kaleminize sağlık…
İyi araştırma yapılarak yazılmış bir yazı. Kaleminize sağlık hocam